Üniversite 3'üncü sınıf öğrencisiydim, Ankara'da yapılacak olan mitinge katılmak için başvurdum. Kaldığımız evden arkadaşım Nazif'le 14 Nisan akşamı fuar çevresinden kalkacak otobüslerin yolunu tuttuk. Saat 22.00-22.30...

Üniversite 3'üncü sınıf öğrencisiydim, Ankara'da yapılacak olan mitinge katılmak için başvurdum. Kaldığımız evden arkadaşım Nazif'le 14 Nisan akşamı fuar çevresinden kalkacak otobüslerin yolunu tuttuk. Saat 22.00-22.30 sularında yerleştiğimiz otobüsler Ankara'ya doğru yola çıkmıştı. Yaklaşık 45 otobüs saymıştık. 9 saatlik yolculuğun nasıl geçtiğini anlayamamıştık. Sabah Ankara'ya vardığımızda hafif bir üşümeyle toplanacağımız Dikimevi'ne doğru yürümeye başladık. O kadar kalabalık bir topluluk vardı ki dolmuş veya taksi bulmak mümkün değildi.
Güneşli bir gündü, Dikimevi çevresinde 67 ilden, her kesimden insanlar vardı. Çoğu bizim gibi öğrenci olanların yanında yaşlı dedeler, nineler, kadınlar, erkekler çocuklarıyla birlikte gelenler.
Sanki bütün Türkiye oradaydı.
3-4 saatlik bekleyişten sonra Tandoğan miting alanına yürüyüş başlamıştı. Bayraklar vardı, flamalar vardı, sloganlar vardı, her iki yanımızda motorize askeri birlikler vardı, havada sürekli kalabalığı gözleyen helikopterler vardı, heyecan vardı, coşku vardı. Ama hiç tatsızlık yoktu, en küçük bir itiş kakış dahi yoktu.
Uzun bir yürüyüşten sonra Tandoğan alanına gelmiştik, kürsüde coşkulu bir konuşma yapmakta olan Yaşar Okuyan vardı, daha sonra Genel Başkan Alparslan Türkeş Bey konuşmaya başlamıştı. Uzun bir konuşmaydı ancak hala miting alanına yeni gelen grupların olduğu anons ediliyordu.
Çeşitli sloganlar atılıyordu, "Milliyetçi Türkiye", "Türkeş burada, Ecevit nerede?", "İş, ekmek, hürriyet, Milliyetçi Hareket" gibileri hafızamda kalanlardı. Ancak en ilginç olanı "Falconetti Ecevit"ti.
Falconetti o yıllarda TRT televizyonlarında ilgi ile izlenen 'Zengin ve Yoksul' dizisinin kötü adamıydı. Sonradan rahmetli Ecevit'in bu slogana çok üzüldüğünü duymuştuk.
Akşam olduğunda parti görevlilerinin "01'den 35'e kadar olanlar şu yöne", "35'den 67'ye kadar olanlar bu yöne" diye kalabalığa yol göstermesi, bu organizasyonun ne derece iyi planlanmış olduğunu gösteriyordu. Ve hiçbir kargaşa yaşanmadan Beşevler'de bekleyen otobüslerimizde yerlerimizi almış ve İzmir'e dönüş yolculuğumuz başlamıştı.
O gün orada bazı basın yayın organları 1 milyon kişinin, bazıları da 5 veya 6 yüz bin kişinin bulunduğunu belirtmişlerdi. Tam olarak kaç kişinin katıldığı bilinemedi ama bilinen ve görünen bir gerçek vardı.
Bu mitingten bir yıl önce DİSK'in düzenlediği büyük 1 Mayıs mitinginde 36 insanımız hayatını kaybetmişti. Ama bizim katıldığımız 15 Nisan mitinginde kimsenin burnu dahi kanamadı. Bu miting Türkiye'de MHP'ye olan bakış açısını olumlu yönde değiştirmişti.
O güne kadar Ankara şehri böyle bir kalabalığı görmediği için MHP tabanı bu mitinge "Büyük Yürüyüş" adını vermiştir. Yıllardır gazetelerde ve internet sayfalarında bu şekilde yazılmaktadır.
36 yıl sonra bu köşede, bu mitingin gerçek adının "İşsizliği ve hayat pahalılığını protesto" olduğunu hatırlatmak istedim. Bütün MHP camiası bunu "Büyük Yürüyüş" olarak kabul etmişse sorun yok. Gerçekten büyük bir yürüyüştü.
Bu yürüyüşten 2 yıl önce İzmir'den Ankara'ya yapılan bir yürüyüş daha vardı, bu yürüyüşü 100-150 kişilik bir grup yapmıştı. Büyük Yürüyüş onca olayın arasında unutulup gitti. Başka bir yazımda hafızamın el verdiği ölçüde ondan da bahsetmek isterim. O gün lehinde sloganlar attığım merhum Türkeş'i, aleyhinde sloganlara ortak olduğum merhum Ecevit'i, bugün saygı, sevgi ve rahmetle anıyorum.
Bugünkü liderleri gördükten sonra...