17 Aralık yolsuzluklarıyla ivme kazanan seçim maratonu yerel seçimden çok genel seçim havasında ilerliyor. Cumhuriyet tarihimizde hiçbir seçim bu kadar bel altına vurularak yapılmamıştır. Siyasetin üslup ve adabının değişmesi toplumdaki...
17 Aralık yolsuzluklarıyla ivme kazanan seçim maratonu yerel seçimden çok genel seçim havasında ilerliyor. Cumhuriyet tarihimizde hiçbir seçim bu kadar bel altına vurularak yapılmamıştır. Siyasetin üslup ve adabının değişmesi toplumdaki gerginliği, anlayışsızlığı, sabırsızlığı, sinir ve stresi beraberinde getirmiştir.
Siyasetin layıkıyla, kirletilmeden yapılması gerektiğine inananlardanım. Bir başkasının özlük haklarına saldırmadan, özel hayatını deşifre etmeden sadece güzel ve objektif faaliyetlerle yapılan gövde gösterilerinden yanayım. Dönüp baktığımızda gördüğümüz tablo, ne yazık ki hiç de iç açıcı değil! Herkes sanki pimi çekilmiş patlamaya hazır bomba gibi… Birbirine çamur atmalar, hakaretler, bel altı yapılan iğrenç ötesi yorumlar, ne yazık ki bu toplumu geriye götürmekten başka bir işe yaramıyor.
Siyasetin öncülerindeki yorulmalar, gerginlikler, aşırı stres ve öfke, toplumu daha fazla yorup öfkelendirerek bireyleri olumsuz yönde etkiliyor.
Görülen o ki korku kültürüyle ilerleyen seçim süreci; bireyler üzerindeki olumlu duyguların acizlik, olumsuz duyguların ise yiğitlik olarak algılanmasını sağlamış ve topluma “Korkutan kişi, güçlü kişidir.” imajını aşılamıştır. Oysaki korku, tüm hareket alanımızı kısıtlayıp çatışmalara, ayrışmalara ve kırılmalara taşıyor, bizleri.
Seçim süreci çok çetin ve gerçekten de çok yıpratıcı! Ruhsal ve bedensel sağlığın giderek bozulduğu bir ülke ile karşı karşıyayız. Bundan önceki seçimlerde –gördüğüm, duyduğum, okuduğum, araştırdığım kadarıyla- siyasetçilerin halkı bu kadar gerip, dağıttığı ve bel altı söylemlerle çirkinleştiği görülmemiştir.
Siyasette bir üslup çatışmasıdır, almış başı gidiyor! Sanki herkes birbirinin açığını aramakta, birbirinin ipini çekme, kuyusunu kazma derdinde…
Mecliste yumruklaşmalar, ağza alınmayacak hakaretler dahası en galiz küfürler havada uçuşmakta! Hayretle, utançla seyrediyorum.
Neler oluyor bu insanlara?
Neler oluyor da bu insanlar çirkinleşiyor, konuşmak yerine birbirlerini karalamayı tercih ediyorlar, dersiniz?
Neyse gelelim yerel seçimlere…
30 Mart 2014 yerel seçimlerine son 2 gün kaldı.
Belediye başkan adayları, meclis üyesi adayları, muhtar adayları; stresli, sürekli koşuşturmaca halinde…
“Keşke şunu da yapsaydım” dememek için herkes son hızla çalışmalarına devam ediyor. İlçe nüfusunun yarıya yakını ise yorgun, aklı karışık, ne yapacağını, kime oy atacağını bilemez bir halde… Yerel seçimden çok genel seçim havasında ilerleyen siyaset, insanların psikolojilerini alt üst eder durumda…
Alanya’da yaşayan, Alanyalı olan biri olarak, istiyorum ki kazanan “Alanya” olsun.
Birlik içinde, bir arada, birbirine kenetlenmiş, saygı ve sevgi çerçevesinde yeniliklere adım atan, gelişen, önü açık, bedensel ve ruhsal sağlığı güçlü bireylerle dolu bir Alanya istiyorum.
Gençlerin de fikirlerini rahatlıkla paylaşabilecekleri, düşüncelerini savunabilecekleri, siyasette aktif olarak rol alıp desteklenebilecekleri bir Alanya… Alanya için hayırlısı olsun.