Önce; Dil Tarih Kurumu Sözlüğünden 'yeni” sözcüğünün anlamına bakalım. 'Yeni” sözcüğünün; kullanılmamış olan, tanınmayan, bilinmeyen, öncekilerden farklı olan, çok eski olmayan gibi tanımlamaları var. Sadece ve sadece...

Önce; Dil Tarih Kurumu Sözlüğünden “yeni” sözcüğünün anlamına bakalım. “Yeni” sözcüğünün; kullanılmamış olan, tanınmayan, bilinmeyen, öncekilerden farklı olan, çok eski olmayan gibi tanımlamaları var. Sadece ve sadece “yeni” tanımlaması 90 yıllık partiye yapılabilecek en büyük hakaret ve haksızlıktır. Parti kötü yönetiliyor değil, çok kötü yönetiliyor.
1995 seçimlerinde de “Yeni CHP” söylemi kullanılmıştı. Ya “yeni” söyleminin daha önce kullanıldığından haberleri yok ya da halk nasıl olsa unutmuştur deyip yeniden aynı söylemin kullanılmasında sakınca görmediler. O seçimde yapılan afişlerden birinde, Türkiye yarıya kadar açılmış konserve kutusuna benzetilmişti. Kapağın altında, tahmin ettiğiniz gibi “Yeni CHP” yazısı vardı. Ne kadar zekice değil mi? Bu söylemler faydalı oldu mu? Neticeye bakıp karar verebilirsiniz.
Parti; ortak düşünce ve görüşteki kişilerin oluşturdukları siyasal örgütlenmelerdir. Eskinin hükmü kalmadı diyorsanız, ilk yapacağınız iş logoyu değiştirmek olmalıdır. Bazı oklardan rahatsız olanlarla büyük kavga verilmelidir.
-“Halkçılık” ilken varken, “parti ortanın solundadır” söyleminin anlamı yoktur. Halk için ve halk adına yapılanlar zaten sosyal devletin önceliğidir.
-“Cumhuriyetçilik” halkın egemenliğini kabullenmek demektir. Yurttaşların görevi cumhuriyeti demokrat temele oturtmaktır.
-Demokrasinin olmazsa olmaz temel niteliği “Laikliktir”. Vicdan ve demokrasi kültürünün adı laikliktir.
-“Milliyetçilik” ırkçılıkla karıştırılabilir. Oysa Kemalist düşünceye göre milliyetçilik; yurttaş olma bilincidir ve bu toprakları hak etme işidir. Amerika, İngiltere, İsrail milliyetçi; Türkiye ırkçı öyle mi?
-Dağda kaybolan koyunun sorumlusu devlettir ve bu söylem doğrudur. Güçlü devlet halkına güven verir. Amerika, Fransa, İngiltere devletçiliği güçlendirirken, Türkiye’deki liberal kanat “Devletçiliği” kalkınmada engel görüyor.
-“Devrimcilik ” ilkesi, çağı yakalamak ve geçmişin bağnazlığından halkı korumak içindir. Devrimciyim diyemiyorsan, “yeni” sözcüğünün anlamını öğrenmelisin. Bu saydığımız ilkelerin hangisi anlamsız ve fazla; söyleyebilir misiniz?
Parti başarısız ama iyi işaretler de var. Sakarya’dan, Adıyaman’dan, Isparta’dan milletvekili çıkarmak umutlandırıyor. Küçük bir anı; yıl 1976, yer Bandırma liman meydanı, konuşmacı zamanın yükselen değeri, tarihsel bir tespitte bulunuyor. “Efendim; malum Atina ve Sparta iki şehir devlet, hırsız Spartalılar yıllarca Atina’ya saldırıp yağmalıyorlar. Sonunda Atinalılar galip gelince, Spartalılar Anadolu’ya kaçıp bugünkü Isparta’yı kurdular”. Ne tarihsel bilinç değil mi? Şimdi halef selef bir araya gelmeye çalışıyorlar. Bir kurultayda 400’ün üzerinde oy alan Mustafa Sarıgül ve taraftarlarına “bunlar PKK’dan bile tehlikeli” diyen eski sekreterle bir olup partiyi ele geçirmeye çalışıyor.
CHP; aristokrasinin kıskacından kurtarılmalı ve halkla kucaklaştırılmalıdır. Mutfağı il, ilçe yönetimleridir. Osmanlının devşirme mantığıyla partiye takviye yapamazsınız. Din adına Yaşar Nuri Öztürk’ü, liberaller adına İlhan Kesici’yi transfer etmekten önce; sokaktaki insanın iş, aş, sağlık, barınma sorunlarına çözüm aramak daha akılcıdır. Güneydoğu sorununu Sezgin Tanrıkulu’yla değil, yöre insanıyla yaşayarak çözeceksiniz.
Evet; kavga verilmeli, hem de bu büyük bir kavga olmalı. Büyük kavgalar olmadan dirlik olmaz. Tarihin gerçeği budur. İleri gelenlerle, ileri gidenler parti seçmeniyle aynı hizaya gelmelidir. Ülkede demokrasinin olmadığı tartışılmıyor bile. Ve ülkeye demokrasi girecekse ilk adımını CHP’de atacağı inancımız olmasa bu konulara bu kadar kafa yormazdık. Mevlana’nın “Ya olduğumuz gibi görüneceğiz ya göründüğümüz gibi olacağız” deyip, önce bahçemizi güzelleştireceğiz.