Ya haklıysa, vay halimize. TV dizilerinde taksiciler alaya alındı; ertesi gün bütün taksiciler İstanbul sokaklarında protesto yaptılar. Bir başka dizide kapıcılar alaya alındı; ertesi gün bütün kapıcılar sokaklara döküldüler. Ortada...
Ya haklıysa, vay halimize. TV dizilerinde taksiciler alaya alındı; ertesi gün bütün taksiciler İstanbul sokaklarında protesto yaptılar. Bir başka dizide kapıcılar alaya alındı; ertesi gün bütün kapıcılar sokaklara döküldüler. Ortada büyük bir hakaret var, üstüne alınan yok. Sükut ikrar meselesi demek bize yakışmaz. Vahim olan; çıt çıkmamasındadır.
Yıllarca; İsmet İnönü’nün “Namuslular, en az namussuzlar kadar cesur olmak zorundadır” sözüne sığınıp kurtarıcı bekledik. “Neye ve kime göre namus” kavramını; avam diliyle açıklayamazsınız. Anlamsız bu sözü önemseyeceğimize yasaları güçlendirmek ve güncelleştirmek hiç aklımıza gelmedi. Bugün hukukta yaşananlar ve kaos ortamı; hızlı değişen toplumsal olaylara yasaların ne denli yanıt verdiğiyle ilgili olsa gerek. “Adalet gücü bağımsız mıdır?” sorusuna yanıt bulmalıyız.
Toplumsal arınmaya ihtiyaç var. İşe; futbolcu için, eğitimin düşük kazancın yüksek (ters orantılı) ve halkın ilgisi nedeniyle medyanın istismar aracı olarak kullandığı futboldan başlamak popülizm değil de nedir? Yani belediyelerde, devlet dairelerinde, emniyette, diyanette, piyasada asayiş berkemal; öyle mi? Adalete güven duygusuyla teslim olan gazeteci, asker ve sivillerin durumlarına üzülmek yerine, çözüm üretmek zorunda değil miyiz?
Küçük suçlar insanları olgunlaştırır. Bu durum hoşgörülü ve iyi insan olabilmemize olanak sağlar. Baklava çalan insana aksırıncaya tıksırıncaya kadar baklava yeme cezası vermek yerine, 16 yıl hapis cezası vermek akıl işi değildir. Yakın çevresiyle devlete ve adalete güvenmeyen insan sayısını geometrik diziyle arttırmış olursunuz. Profesyonel hırsızların itibar görmesi ayrı bir acı ve acizliktir.
Ergenekon Davası nedeniyle aranan İstanbul Belediyesi eski Başkanı Bedrettin Dalan Almanya’dan canlı bağlandığı bir TV’ye açıklama yapıyor. “Türkiye’de hukuk terörü var. Bu tehlike ortadan kalktığında ülkeme döneceğim” diyor. Ortada böylesi bir hakaret var ama çıt yok; işte vahim olan bu, ya haklıysa… Düşünmek bile istemiyorum.
DİP NOT: Geçenlerde Serkan Güzel arkadaşımız “Budala” başlıklı bir yazı yazmıştı. Dikkatlerden kaçmış olabilir, okumanızı öneririm. Güzel Sanatları yok sayarak, çok yönlü ve nitelikli insan yetiştiremezsiniz.