SON açıklanan rakamlara göre Alanya 300 bin nüfus sınırına dayandı. Bunun 250 bini son 25 yılda gerçekleşti. Büyük artış, büyük ihtiyaçları da doğurdu. Artık plansız kentleşme ile, günü kurtaran raporlar ile yarını düşlememiz...

SON

açıklanan rakamlara göre Alanya 300 bin nüfus sınırına dayandı. Bunun 250 bini son 25 yılda gerçekleşti.

Büyük artış, büyük ihtiyaçları da doğurdu. Artık plansız kentleşme ile, günü kurtaran raporlar ile yarını düşlememiz imkansız hale geldi.
Elbette büyüyen Alanya’nın ihtiyaçları karşılanmaya çalışıldı.
Yeni adliye binası, yeni stadyum yapıldı, bugünlerde yeni hastane, Hükümet Konağı ve Belediye Sarayı da konuşulmakta.
Bu olağan, şehrin rutin ihtiyaçları olarak nitelendireceğimiz binaların yanında bazı sürprizler de oldu.
Alanya'mızda biri devlet biri de vakıf olmak üzere iki üniversitemiz faaliyete geçti.
Sorumuz da tam burada olacak: "Altyapıları tamamlanan üniversitelerimizden ne bekleriz?"
***
Bu soruyu sokakta sorduğumuzda çoğunlukla alacağımız cevap "ekonomik hareketlilik" olacaktır.
Gerçekten de üniversiteler açıldığından bu yana, şehrimizde binlerce öğrenci dolaşmakta.
Üstelik bazı yerlerdeki gibi şehir merkezine uzak öğrenci kenti inşa edilmediği için, yani öğrenci kenti ile büyükler kenti ayrılmadığı için, öğrenciler merkez çarşıda vakitlerini geçirmekte, dinlenmekte ve eğlenmekte.
Yapılan harcamalar da doğrudan esnafımızda kalmakta.
Peki aradığımız şey bu mudur?
Haklı bir soru, çünkü buraya kadar anlattıklarımız üniversiteleri bir EXPO merkezi olarak tanımlamaktan başka bir yola çıkmıyor.
Başka şehirlerden gelen öğrenci grubunun 8 ay kalıp harcama yaptığı bir bakış açısı EXPO’da da mevcut.
Orada da 8 ay süren fuarda, başka şehirden gelen turistler harcama yapıyor.
Hatta geçen yıl Antalya’da düzenlenen EXPO’nun hüsranla sonuçlandığını düşünürsek, bizdekinin çok daha kârlı olduğu açık.
Madem biz EXPO değil üniversitelerimiz ile övünmek istiyoruz, o zaman farklı bir noktadan bakalım.
***
“Üniversite dediğin zaman elbette ilk planda eğitim var, eğitim de önemli tabi, ama öğrenciler mezun olunca kendi şehirlerine dönecek, öğrencileri eğitimi boyunca üniversiteye kapatırsak Alanya nasıl fayda görecek?” dediğinizi biliyorum.
Tarihten birkaç örnek vererek sonuca bağlayalım.
***
Mart 1990.
Amerikan Georgetown Üniversitesi'nden gelen öğrenciler, ÖHEP öğrencileri ile tanıştı ve ortak etkinliklerde bulundu.
Nisan 1990.
Kütürüp bölgesinin imar planı revizyonunda Alanya Belediyesi, Gazi Üniversitesi ile ortak çalışma yapma kararı aldı.
Nisan 1990.
Akdeniz Üniversitesi Turizm İşletmeciliği Bölümü'nden bir öğretim üyesi bölgemize gelip turistlerle yüz yüze görüşerek sezona ilişkin anketini tamamladı ve sonucu bütün yazılı basın ile paylaştı.
Mayıs 1990.
Belediye Başkanı Cengiz Aydoğan, sahil temizliği, çöp ve kanalizasyon işlerinde Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) ile çalışılacağını açıkladı. Alanya’nın yeni çöp yeri bu çalışmalar sonucunda belirlendi.
Haziran 1990.
Gazi Üniversitesi çalışmaya doymuyor, Kale’nin sit planı Alanya Belediyesi'nde detaylı şekilde görüşülüyor.
Temmuz 1990.
Çukurova Üniversitesi'nin iki öğrencisi çocuk parklarında yardımcı olmak için stajlarını Alanya’da yaptı.
Eylül 1990.
Alanya Belediyesi ve sendikalı işçiler arasındaki grev halini çözmek üzere Ege Üniversitesi'nden bir öğretim üyesi Alanya’ya gelerek konakladı ve çalıştı.
Ekim 1990.
İstanbul Üniversitesi'nin katkılarıyla Serapsu Otel’de güvenlik ve savunma temalı konferansı düzenlendi, uluslararası toplantıya dönemin TBMM Başkanı ve bir sonraki ay Başbakan olacak olan Yıldırım Akbulut da katıldı.
***
Sadece 6 aylık bir dönemden bilgiler paylaştım sizlerle.
Meselemiz, öğrencinin veya şehir esnafının yaşam tarzına karışmak, yeni kurulan üniversitelerimize dışarıdan ahkâm kesmek değil elbette.
Ancak, bir üniversitenin bir tek proje ile tüm şehrin gelirini ikiye katlayabileceğini aklımızda bulundurursak, hem öğrencilere hem de öğretim kadrosuna daha doğru bir yaklaşım göstermiş olacağız.
İşte o zaman üniversiteyi EXPO’dan ayırt ederiz.
Unutmayalım ki, öğrenci harcamaları bugünü, üniversitenin akademik çalışmaları ise geleceğimizi kurtarır.
Son 25 yılda bu denli artan nüfusa karşın halen değerimizi koruyabiliyorsak, bunu bilimsel çalışmalara ve üniversitelerimize borçluyuz.
Bundan sonra, kendimize ait üniversitelerimiz olduğuna göre, şehrin son yıllardaki ekonomik bunalım ve güneş turizmi çıkmazından kurtulması için üniversitelerimizin sorumluluk alacağına inanıyor, bu konuda her zaman destek olacağımızı belirtiyor, bu haftalık veda ederek hepinize saygılar sunuyorum.