ALLAH uzun yıllar başımızdan eksik etmesin, Alanya'ya gelir gelmez, ayağının tozuyla 'Alanya'yı Miami yapacağım” diyen Kaymakam Dr. Hasan Tanrıseven'e belki de 'haddim olmayarak” Cumartesi günkü köşe yazımın son...

ALLAH

uzun yıllar başımızdan eksik etmesin, Alanya’ya gelir gelmez, ayağının tozuyla “Alanya’yı Miami yapacağım” diyen Kaymakam Dr. Hasan Tanrıseven’e belki de “haddim olmayarak” Cumartesi günkü köşe yazımın son kısmında bir soru yöneltip, “Sayın Tanrıseven. Neden bir Nice değil, neden bir Mallorca değil de bizi Miami’ye dönüştürmek istiyorsunuz? Miami’nin özelliği nedir? Lütfen bizi aydınlatır mısınız?” demiştim.

***

O soruya yanıt gelmedi, onun yerine Cumartesi’yi Pazar’a bağlayan gece yarısına yakın bir saatte, “Kutay, gece yarısı mektubunu sana değer verdiğim için, konuyu açıklamak için gönderdim. Bize tam sayfa eleştiri yağmurunda bulunman için değil” diye kısa ve sitemkâr bir cevap alınca, akşam akşam mevzu uzamasın diye “Saygılar sunuyorum” deyip konuyu kapadım.

Daha doğrusu kendimce kapadığımı zannetmişim, neden böyle düşündüğümü az sonra izah edeceğim.

***

Kaymakam Bey’in maşallahı var.

Geldiği günden beri halkın ve esnafın içinden çıkmıyor, turizmciyi de dinliyor, muhtarı da.

Bir bakıyoruz gündüz takım elbise kravatla Devlet Baba ciddiyetinde sorun dinliyor, sorun çözüyor.

Bir bakıyoruz akşam kot pantolon ve spor ayakkabı ile kimi zaman halk otobüsünde, kimi zaman İskele’de şehrin nabzını tutuyor.

Göreve başladığı günden beri “başta ben olmak üzere” Alanya medyasının tüm eli kalem tutan köşe yazarları dâhil, bu çalışkanlığı, bu gayretkeşliği sayfalarca övüp (amiyane tabirle) yiğidin hakkını yiğide veriyoruz.

***

Hatta Kaymakam Bey’in iki gün önceki son halk otobüsü macerasında Twitter’a yazdığı “Alanya merkezde otobüse bindim. Şoför tanımadı. Sezon bitmiş, işler kesat. Tek müşteri bendim” ile “Dün gece tek başıma şehir içi otobüse bindim. Gidişte tek yolcuydum. Gelişte bir kaç yolcu vardı. Kimse beni tanımadı” mesajlarındaki “Kimse beni tanımıyor” ifadesinin bir sitem ve üzüntü mü, yoksa bir mutluluk belirtisi mi olduğu üzerinden sosyal medyada yürütülen muzip esprileri bile görmezden geliyoruz.

***

Neden? Çünkü adı üstünde, Devlet Baba’yı temsil ettiği için saygı duyuyoruz, el üstünde tutuyoruz, toz kondurmuyoruz.

***

Buna mukabil, dün öğleden sonra (ismi bende saklı) bir dost telefonla arayıp, “Kaymakam Bey’den senin ‘Neden Miami?’ soruna yanıt geldi mi?” diye sordu, “Hayır gelmedi” cevabını alınca da, “Peki, Kaymakam Bey’in az önce Facebook’ta paylaştığını gördün mü? Bir göz at istersen. Kimi kastettiğini tam kestiremedim” dedi.

“Hemen bakayım” deyip telefonu kapadım, Kaymakam Bey’in Facebook sayfasını açınca da ilginç, ilginç olduğu kadar da müthiş bir paylaşım ile karşılaştım ve “haddim olmayarak” çok hoşuma gittiği için sizinle de paylaşmak istedim.

***

Sayın Tanrıseven, “Kendini bilmek, haddini bilmek” başlıklı oldukça uzun bu paylaşımının son kısmında aynen şu ifadeleri kullanıyordu: “En doğrusu insanın kendini bilmesi, haddini bilmesidir. Örneğin bir göreve ehil olup olmadığına bakmadan talip olunmamalı. Aynı şekilde haddini bilmeden kişi ve kurumlar insafsızca eleştirilmemeli. Kişiler kendi ölçeğini bilmeli, ölçülü olunmalı, had aşılmamalı. Bunu imamlar da her hafta Cuma hutbesinde tekrar eder. Kendisine verilen değerden yüz alıp, kendini bilmez bir üslup sergileyenler ise ancak kendilerine açılan krediyi tüketir.”

***

Kaymakam Bey’in tespitleri muhteşem…

Her satırının altına aynen imzamı atarım, nitekim bu paylaşımın altına ilk yorumu da ben yazdım ve “Müthiş olmuş. Aynen devam Sayın Tanrıseven” diye yazdım.

***

Peki, yukarıdaki satırları Cumartesi günkü köşe yazımdan dolayı üzerime alındım mı?

Zerre kadar alınmadım.

Çünkü adım gibi eminim, nasıl ki şu zavallı, ufacık, koca kainatta bir zerre gibi olan halimle ben bile kime ne diyeceksem, kimin ne hatası var ise, direkt ismini cismini verip eleştirebiliyor isem, Türkiye Cumhuriyeti’nin kıymetli bir mülki amiri de eğer var ise birisiyle bir sıkıntısı, direkt ismini cismini verip der diyeceğini, öyle değil mi?

***

Çünkü…

“Haddimi bildiğim için” 1994’ten beri Alanya hudutları içerisinde gazetecilikten ekmek yiyen bir medya mensubu olarak, bugüne dek pek çok değerli mülki amirle çalışmış bir kalem erbabı olarak, çok iyi bilirim ki, hiçbir üst düzey yönetici (amiyane tabirle) ayar çekmek istediği birilerine öyle isim cisim vermeden sosyal medya üzerinden atarlanmaz, “kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla” yapmaz.

Varsa bir diyeceği, ya direkt yüzüne, ya da telefonla falan söyler.

***

Bu nedenle, komplo teorilerini bir kenara bırakalım, “Acaba seni mi kast etti, yoksa birilerine ayar mı verdi?” kışkırtmalarına kulak tıkayalım, Alanya’ya heyecan ve dinamizm getiren, kıt imkânlarına karşın bir şeyler yapma gayretinde olan Sayın Tanrıseven’i gücümüz nispetinde destekleyelim.