Savaşlarda esir mübadelesi yapılır… Ortadoğu'daki ilan edilmemiş fakat yıllardır süren İsrail-Filistin savaşında, belki de yüzyılın esir mübadelesi, takası gerçekleşti. Hamas'ın elinde esir İsrailli asker Gilat Şalid'e...
Savaşlarda esir mübadelesi yapılır… Ortadoğu'daki ilan edilmemiş fakat yıllardır süren İsrail-Filistin savaşında, belki de yüzyılın esir mübadelesi, takası gerçekleşti. Hamas'ın elinde esir İsrailli asker Gilat Şalid’e karşı 1027 Hamas tutuklu İsrail tarafından salıverildi. Bu, hem insancıl hem de siyasi hesaplı “takasın” gerçekleşmesinde Türkiye'nin de katkısı var!
***
Önce bu “takas"tan alınacak bir ders ve arkasında da, Türkiye için emsal, daha doğrusu “su-i misal" var.
Yeni kurulmuş bir devlet, İsrail, ordusuna ve askerlerine, tek askerine karşılık 1027 kişiyi salıverecek kadar kıymet veriyor. Tehlike ise önceki gece bir TV programında, bir katılımcı “İnşallah bize de emsal olur" deyiverdi. Bence, İsrail'in askerlerine verdiği kıymetten söz etmiyordu. "APO’ya da af yolunun açılmasına emsal teşkil etsin" demek istedi. Çünkü şu sırada, malum çevrelerde APO’ya af çıkarmak için kesif bir çaba var. Düşünün; “Binlerce insanımızın katline ve her gün sayıları artan binden fazla şehidimizin canlarına karşı, eşkıya başına "af”! Ev hapsinden başlayarak! Barış için neden olmasın!
***
Anlaşılıyor ki, bu “takasın” gerçekleşmesi için Türkiye de bir ödün vermiş; Hamas'lılardan 10’u Türkiye'ye “mülteci” olarak gelecek, yerleşecek. Geldiler de... Siyasi kişilere sığınma hakkı vermek büyüklüğün şanından... Ne var ki bu “mültecilerin” hepsi Hizbullahçı terörist ve Türkiye de, Hizbullah terörün hedeflerinden, hatta saldırılarına uğradı. Ve şimdi, mülteci olarak kabul ettiğimiz Filistinlilerden biri, Hamas’ın en üst düzey yetkilisi ve Kassam Tugayları’nın kurucu komutanı Zekeria Velid. Türkiye'de rahat duracak mı?
Takas müzakerelerinde rol oynayan Dışişleri Bakanı Ahemet Davutoğlu, “Kontrol edilebilir bir risk” demiş. Ama gene de sormak gerek; Bu riski göze almak şart mıydı? Başımızda zaten terör belası varken bu teröristleri ve özellikle, intihar eylemleri planlamakla ün almış bir teröristi neden içimize aldık?!
Milliyet yazarı Aslı Aydıntaşbaş, bu soruyu Ankara'da, ”üst düzey" yetkililere sormuş ve aldığı cevaplarla ikna olmuş. Yetkiliye göre “Hamas’lıları bu takası mümkün kılmak için kabul etmişiz. Bu takas Ortadoğu’da yeni bir iklim yaratacak, atmosfer yumuşayacakmış… Bu insani bir yaklaşımmış. Yani İsrail ile Türkiye arasındaki gerilimle ilgili değilmiş. Ve son olarak ‘Filistin ulusal birliğine katkıda bulunmak” içinmiş. Laf-ı güzaf! Gerekçeler ve bu riski almakla olabileceklere karşı "platonik umutlar denklemi”, ters orantılı...
SON DAKİKA
PKK durmuyor. BDP'liler Meclis'te barıştan söz ederken Çukurca ve Hakkari'de 26 şehit daha! Bu ölümcül lades artık sabırları taşırdı. İşin savsaklanacak tarafı kalmadı… Kuzey Irak'a, eşkıyanın inlerine kış bastırmadan kara harekâtı artık vacip oldu. Yazı yazılırken bu harekatın başladığı haberleri gelmeye başlamıştı. İnşallah doğrudur ve sade “sıcak takip” operasyonu değildir. Eğer harekat ciddi ise ve AB’nin, ABD’nin ve Barzani’nin, Talabani’nin müdahale ve itirazlarına rağmen sona erdirilir ve bayrağımız Kandil'in tepesine, bir daha indirilmemek üzere dikilir!
***
Biliyorum: Kürt muhipleri, harekata karşı çıkacaklar ve koro halinde “Barış umudu kanladı” diye düşünecekler. O zaman APO’ya af da kadük olur!
Fakat bu harekat üzerine eşkıyanın B planını uygulamaya başlaması ve zaten devam eden iç savaşı ilan etmesi mümkün. Zaten açtıkları savaşı ilan etsinler de görelim… Artık onların tümünü teneşir paklar!
***
KİŞİSEL – Eski halimde, yaşlarımda olsaydım, gönüllü olur Mehmetçiğin yanına koşardım. Gazaları mübarek olsun, aklım onlarda, gönlüm de onlarla!