Her ne kadar yetkili ağızlar tarafından sürekli yalanlansa da Suriye ile her an bir savaşın olabileceğini iddia ediyoruz. Çünkü gelişmeler o yönde. Genelkurmay Başkanımızın önce 'Sürpriz ABD ziyareti”, sonra Akçakale ziyareti, bölgeye...

Her ne kadar yetkili ağızlar tarafından sürekli yalanlansa da Suriye ile her an bir savaşın olabileceğini iddia ediyoruz. Çünkü gelişmeler o yönde. Genelkurmay Başkanımızın önce “Sürpriz ABD ziyareti”, sonra Akçakale ziyareti, bölgeye zırhlı birliklerin sevkiyatı, mevzilerin kazılması, tezkerenin TBMM’de kabulü sonrası daha fazla zırhlı birliğin ve askerin buraya kaydırılması ve son olarak da Suriye yolcu uçağının Esenboğa’ya indirilmesi ister istemez insanda şüpheleri daha da arttırıyor. Esasen Esad, sanıldığından çok daha dişli çıktı. Yani Kaddafi veya Mübarek gibi kolay lokma değilmiş. ABD, İsrail ve diğer sömürgeci güçler daha başından beri Türkiye ile Suriye’yi savaştırmak istiyor. Ancak bizim halk savaşa karşı olduğu için bugüne kadar gelindi. Eğer Esad gitmez, işbirlikçi çapulcular tarafından alaşağı edilemezse, işte o zaman bu işi bizimkilere havale edeceklerdir. Bundan hiç şüpheniz olmasın. Çünkü ABD ve İsrail öyle istemektedir. Pekala hiçbir gereği yokken bizim Suriye’ye saldırıp savaş çıkarmamızdan kim kazançlı çıkar? Suriye mi? Hayır. Türkiye mi kazanır? Kesinlikle hayır. O halde bu savaşın bir kazananı olacağına göre kim kazanır? Efendim kazanacak olanlar bellidir ama bir de benden duyunuz. Bu Müslüman kanının akmasından başta İsrail, ABD ve Haçlılar kazançlı çıkar, kaybedenler ise Müslümanlar olur. Bizim malum basın her gün Esad’ın diktatörlüğünden, Suriye’de demokrasinin olmayışından vs. vs. bahsedip duruyor. Sanki diğer Arap ülkelerinde demokrasi varmış. Diğer Arap liderler diktatör değilmiş gibi. Onlar efendileri öyle istediği için öyle yazıp çizip duruyorlar. Bizim kamuoyunu savaşa hazırlamak için böyle davranıyorlar. Ancak tanımakta güçlük çekiyorum. Ağabey dediğimiz, yıllarca makalelerini okuduğumuz, milliyetçi mukaddesatçı sandığımız bu şahıslar basit menfaatler uğruna kalemlerini satmışlar. Onlara yazıklar olsun demiyorum çünkü değmez. Sadece içine düştükleri bu durumdan dolayı onlara acıyorum. Körfez Savaşı günlerini bir hatırlayınız. Bizim basının büyük çoğunluğu her gün Saddam’ın Türkiye’yi bombalayacağını yazıyorlar, televizyonlardan ise her gün haber yapıyorlardı. Hiç oldu mu? Çünkü efendileri onlara “Öyle yazın, haber yapın” diyorlardı da onlar da efendilerine yaranmak için öyle yapıyorlardı. Bugün de aynısı hatta daha beteri olmaktadır. Her gün o malum basından Esad ve Suriye aleyhine bir kampanya ile karşılaşıyoruz. İşlerine gelmediği zaman da Esad yanlısı veya Baasçı olmakla insanları itham ediyorlar. Bir dakika beyim, yavaş olun. Siz değil misiniz Esad’la kol kola giren, kendinizi kardeş ilan eden. Sizin sadece Esad’la değil, o Vahhabi Suudlarla da kol kola olduğunuz cümle alemin malumudur. Gerçekler ise basının ve bizim yetkililerin yazdığı ve söyledikleri gibi değil. Bundan en küçük bir şüpheniz olmasın. Esad’ın “Ben değişmedim, başbakanınız değişti”, “Türk milleti ile, Türk Ordusu ile bir sorunum yok, sorunum Türk hükümeti ile” demesi her şeyi ortaya koymaktadır. Ayrıca Akçakale olayını bizimkiler Suriye’nin üzerine atıyorlar. Sakın sömürgecilerin beslediği ve desteklediği çapulcular yapmış olmasın. Ayrıca daha yeni Akçakale benzeri provokasyonların olmayacağını kim söyleyebilir ki? Bizi ateşin içine çekmek ve kamuoyunu savaşa alıştırıp ikna etmek için yeni Akçakale olayları yaşanabilir.Bir başka ilginç olay ise başımıza çuval geçirenler, “Büyük İsrail ve Büyük Ermenistan” için PKK’ya aklınıza gelebilecek her türlü desteği verenler konu Suriye olunca durmadan sırtımızı sıvazlıyorlar. “Türkiye’nin haklılığından” falan bahsediyorlar. Acaba nedendir? Evet hiç temenni etmemekle birlikte, fazla da geç olmamakla birlikte Suriye’ye savaş açma ihtimalimiz yüksek. Bugüne kadar yanlış Suriye politikamızdan kaybeden hep biz olduk. İnşallah ABD, İsrail ve diğerleri istiyor diye böyle bir yanlışı yapmayız.