Bugün, tıpkı dünlerde olduğu gibi, bu ülkeyi ve bu ülke insanını düşünmeyen, salt egemen olan güce meydan okuyarak, prim toplama adına, tüm iktidar karşıtlarının desteğini arkasına alacağını bilen kimi uyanıklar, medya alanında at...
Bugün, tıpkı dünlerde olduğu gibi, bu ülkeyi ve bu ülke insanını düşünmeyen, salt egemen olan güce meydan okuyarak, prim toplama adına, tüm iktidar karşıtlarının desteğini arkasına alacağını bilen kimi uyanıklar, medya alanında at oynatarak, toplumu çok yanlış yollara sürüklemekle meşguller!
Türkiye’de sol denildiğinde en önemli yayın organı Cumhuriyet Gazetesi'ydi.
Bugün iktidar karşıtları, Cumhuriyet Gazetesi'nden çok, mevsimlik salt bu sürece dönük yayın yapan gazeteden başka her şeye benzeyen paçavraları okumakla meşguller!
Bir yayın organı ya da yazarın muhalefetteki bir partiyi övmesine ya da desteklemesine gerek yok.
Sadece iktidara vurmaya başladığınızda, bütün muhalefet yani iktidar karşıtları sizi okur!
Toplum nasıl her alanda kutuplaştıysa, medyanın önemli bir bölümü de kutuplaşmış durumda.
Muhalefet yanlıları, iktidara vuranları, iktidar yanlıları da iktidarı öven gazeteleri okurken, televizyon kanallarını da aynı anlayışla izliyorlar.
İşte bu yüzden de, parti fanatizminden uzak, kutuplaşmanın dışında kalan vatandaşlar da, inandırıcılığını kaybetmiş yazılı ve görsel medyadan oldukça uzak duruyorlar.
İşin çok daha komik yanı ise, toplumun önemli bir kesimi, yazarçizer ve düşünürlerin, kendi dünya görüşleri doğrultusunda kalem oynatan ya da kendi tuttuğu partiyi övenlere ilgi duyuyorlar.
Bu durumda, körlerin sağırların bir birini ağırlamakla meşgul olduğu bir toplumsal tabloyla karşı karşıyayız demektir!
Kimse, farklı bir yorum ya da yaklaşımı kabullenemiyor.
Üzücü olan, yarınki seçime, böyle bir anlayışa sahip, çok ciddi bir kutuplaşma içinde girmemiz!
Ben bu seçimde, siyasi istikrarı sağlayacak tek başına bir iktidarın, ülke ve ülke insanımız için yararlı olacağına inandığımdan, iktidara en yakın gözüken partilerden birisinin tek başına iktidar olmasını ya da iki güçlü partinin uyum içinde çalışabileceği bir koalisyon kurma akılcılığını ve gerçekçiliğini göstermelerini istiyorum.
Yoksa, 7 Haziran seçimleri sonrasındaki tutarsızlıklar ve sorumsuzluklar yeniden gündeme gelirse, ülkeyi ciddi krizlerin beklediğini söylemek için kahin olmaya gerek yok!
Çok daha önemlisi, 1 Kasım sonrasında da siyasi kriz devam ederse, mevcut dört partinin dışında kurulacak, laikliği önemseyen liberal demokrat bir parti, tıpkı 2003’de olduğu gibi, yapılacak ilk seçimde, tek başına iktidara gelebilecek bir desteğe sahip olabilir.