Sevgilimi, işimi, arkadaşımı, ailemi bütün sevdiklerimi hepsini aynı yerden seviyorum ben. Kalbimden tüm benliğimle... Aynı ritimle ve aynı tonla... Seviyorsam; oradayım, ben varım, sonuna kadar yanındayım, rolsüzüm. Sevmiyorsam; yokum, bu...
Sevgilimi, işimi, arkadaşımı, ailemi bütün sevdiklerimi hepsini aynı yerden seviyorum ben. Kalbimden tüm benliğimle... Aynı ritimle ve aynı tonla...
Seviyorsam; oradayım, ben varım, sonuna kadar yanındayım, rolsüzüm. Sevmiyorsam; yokum, bu kadar basit! Birisi şöyle demişti bana, ‘Sevgini belli etme, geride dur, karşındaki seni elindeymiş gibi hissetmemeli, çok sevdiğine inanmamalı ‘ diye... Aşkı gönülden yaşayanlar kalbinden geçenleri bir sözle durdurmak mümkün mü? Olabilir mi böyle bir şey? Bu oyunlar keser mi? Bazılarına göre baktığımızdaysa; olduğu gibi davranmak, en büyük kabahat… Bana sorarsanız; olduğum gibi davranmak, benim en büyük lüksüm... Erkeği elde edebilmek için rol yapacakmışız. Böyle bir şey yok artık… Anladım ki herkesin uyguladığı bir taktik var. Aşk bile taktikten olmuş, günümüzde. Erkekleri elde tutmak için ‘KK’ –Kaçan kovalanır- Taktiğiyle biz bayanlar, taklalar atıp numaralar yapacağız, bunlar inanın çok eskilerde kaldı. Soruyorum kendime bazen, ‘Her şey bu kadar mı? Her şey nasıl bu kadar da basite indirgenebilir, bu kadar ezberden olur?’ diye…
‘Sen nasıl hissediyorsan, öyle davran sevdiğin adama’. Çünkü ‘Doğru insan’ dedikleri; seni sen gibi seven, olduğun gibi kabul eden, sevgiyi almayı, sevgiyi vermeyi, kabul etmeyi ve sevgini kucaklamayı bilen insandır. Böyle oyunlara gelecekse; gerçekten hiç gelmese de olur. Öyle sevgili olmasa da olur.
En çok ne acıtırmış insanın canını biliyor musunuz? ‘Terk edilmek’. Özlemeyi nasıl unuttuğunuzun farkındasınız değil mi? Özlemek güzeldir. Özlemek, tam anlamıyla çok sevmektir. Ama artık terk edilmek var. Nerede kaldı aşk? Nerede kaldı o büyük sevgi, kim bilir? Aşk çıktı hesaplardan, gitti ayrılıklardan. Gözü yaşlılara bakın belki o gözü yaşlı olanlardan biri sizsiniz. Terk edildiğiniz için ağlıyorsunuz eğer o kararı veren sizler olsaydınız ağlaya bilir miydiniz? Sanmam... En zalim yanı da şu; terk etmek veya terk edilmek sevgide önemli bir yanı var mıdır? Kim terk ederse etsin ilişki bitiyor işte! İşte, böyle gariptir. Nasıl hissediyorsak kendimizi, saklamadan hislerimizi olduğu gibi aktarabilmektir, aşk. Ne rol yapmak ayakta tutar, ne de olduğu gibi davranmak… Olacaksa, bitecekse yine biter ilişki... Kim olduğumuz ve ne olduğumuz yalnızca onu karşı taraf hisseder. Bırakalım bizi sevecekse öyle sevsinve öyle hissetsin. Çek aşkın üstünden silahlarını... Kurban olduğumun aşkı seni senden alıyor götürüyor işte, kurban olduğumun aşkı olmayacak duaya ‘Âmin’ dedirtiyor, seni tanınmaz hale sokuyor. Bırakalım su nasıl akıyorsa, gittiği yolu bulsun.
Siz siz olun; daima kendiniz gibi davranın, olduğunuz gibi. Sizi ‘siz’ olmaktan çıkarmalarına izin vermeyin. Biraz nefes almayı ve yapabildiğimiz kadarını yapmayı öğrenelim. Aşkı; gerçek duygularla, gizlenmeden, kendi doğru bildiğin şekilde yaşa... Bir başkasına bağlı olarak değil… Kendi hislerinle yapmazsan; mutluluğu terk edersin ve işte o zaman bu, senin en büyük günahın olur. Yani en iyisi sen kendi bildiğin doğru için yaşa aşkı... Güzel günler, sizinle olsun…