KİM olduğunu bilmiyorum, henüz yüz yüze tanışmadık, belki hesabı gerçek bile değildir ama Facebook'ta 'arkadaş” olduğumuz Mustafa Bahtiyar adlı bir takipçim dün özelden yazıp sitem etmiş. Demiş ki; 'Herkes dört gözle...

KİM olduğunu bilmiyorum, henüz yüz yüze tanışmadık, belki hesabı gerçek bile değildir ama Facebook’ta “arkadaş” olduğumuz Mustafa Bahtiyar adlı bir takipçim dün özelden yazıp sitem etmiş.
Demiş ki; “Herkes dört gözle Alanya ile ilgili yorumlarınızı bekliyor. Alanya varken ülke meselesine eğilerek uzaklaşmışsınız. Çok şey yaşadınız. Bildiklerinizi paylaşırsanız görevinizi layıkıyla yaptığınıza, gerçek basın emekçisi olduğunuza inanacağız. Sanırım sizi tutan yoktur. Halk, perde arkasında yaşanan olayları bilmek istiyor.”
Bu sitem, hem seçimden önce hem de seçimden sonra bana gelen onlarca sitemden sadece birisi.
Beşinci yılı doldurup altıncı yılına girdiğimiz Yeni Alanya Politika Editörlüğü serüvenimizde sizlerle çok özel bilgiler paylaştım, kimselerin yazmaya cesaret edemediği konuları sık sık vurguladım, büyük grupları dahi karşıma aldım, dolayısıyla bu konuda içi en rahat olan basın emekçilerinin başında geldiğimi iddia edebilirim.
***
Fakat dünkü yazımda da dediğim gibi, 30 Mart yerel seçimleri döneminde AKP, CHP ve MHP arasında kıran kırana ve ne ilginçtir ki başa baş giden süreçte “bariyer” gibi algılanabilecek yorumlardan kaçınma adına bir süreliğine inzivaya çekilmiştim.
Seçim bittiğine göre artık her şeyi dilediğimce yazabilir miyim, dilediğim yorumu yapabilir miyim, hiç sanmıyorum.
Çünkü satranç oyunu yeni bitti, şahların ve piyonların nereye konulacağı, kimin hangi pozisyonu alacağı, kimin nerede durduğu henüz tam belli olmadı.
Anlayacağınız, sandıklar açıldı fakat mevzu kapanmadı.
***
“Kapanmayan mevzudan” kastım şudur.
BİR: Kamuoyunda dolaşan “Hasan Sipahioğlu efsanesi bir yalandan mı ibaretti? Kaybedeceğini bilse seçime girmezdi” diyenlere kulak tıkadım. Üstelik “Güvendiği dağlara kar mı yağdı?” gibi soruların yanıtı da henüz verilemedi.
İKİ: “Hüseyin Güney aday olamadı, ilçe başkanlığına geri dönüp teşkilatın çalışmalarını bilerek yavaşlattı. Dolayısıyla AKP’nin seçimi kaybetmesindeki asıl sorumlu Hüseyin Güney ve teşkilattır” dedikoduları henüz bertaraf edilemedi.
ÜÇ: “Adem Murat Yücel favoriydi ama Cemaat oyları olmasa seçimi kıl payı Hasan Sipahioğlu kazanacaktı” yorumlarının Alanya’daki siyasi kulislerde trend topic dönemi daha yeni başladı.
***
DÖRT: “Meclis listesini deneyimli belediye başkanları ile takviye eden, Alanya’da bir döneme damgasını vurmuş Doğru Yol Partisi (DYP) ekolünden çok önemli isimlerin yanı sıra bir dönem merkez sağın adresi olan Anavatan Partisi’nde (ANAP) aktif görevler almış isimleri meclis kadrosuna dâhil eden Adem Murat Yücel’e seçimi hem Cemaat hem de eski DYP ekolünün çok ince taktikleri kazandırdı” söylentileri daha sıcaklığını koruyor.
BEŞ: “Hasan Sipahioğlu’nun adaylık sürecinde takındığı kibirli tavır, ‘Ben aday olmuyorum ama ne yapayım, Patron öyle istiyor, ben de kıramıyorum’ yaklaşımı halkta ve parti tabanında karşılık bulmadı. Bu yüzden Sipahioğlu’ndaki ‘Ben istemeden başkanlık benden gitmez’ tavırları kendisine çok yakın isimlerin bile uzaklaşmasına neden oldu” değerlendirmeleri henüz paketlenip rafa kaldırılmadı.
***
ALTI: “CHP’nin Adayı Şefik Türktaş ile Şevki Türktaş en çok Alanya merkez ve köylere güveniyordu ama olmadı. Üstelik Cemaat’in tam desteğini alıp yola öyle çıktığını söyleyen Türktaş’ın hevesi, seçime iki gün kala İstanbul’dan gelen haberle kursağında kaldı ama artık iş işten çoktan geçmişti” dedikodularının tavan yaptığı bir dönemde, benden sağlıklı yorumlar yapmamı bekliyorsanız, size fena halde yanıldığınızı söylemek isterim.
Bugünlük bu kadar yorum sizi keser mi bilmiyorum ama benim nefesim bugünlük bu kadarına yetiyor.
***
“30 Mart yerel seçimlerine ilişkin bildiğin çok şey var mı?” derseniz, itiraf ediyorum, yanıtım “Evet” olur.
“Peki bunları bizimle paylaşır mısın?” derseniz, “Beni Tanık Koruma Programı’na aldırıp estetik operasyonla yüzümü değiştirme ve bundan sonraki hayatımı garantiye alma sözü verirseniz neden olmasın” derim.
İşin şakası bir yana…
Yazılacak çok şey var, fakat bunları bir günde paylaşmaya ne vaktim ne de yerim var.
Günler çuvala girmedi ya!
Önümüz yaz.
Genel seçime de bir yıldan daha fazla bir süre var.
Ben her gün buradayım, size söz, haftada birkaç gün bu bilgilerden “sağlığımı tehlikeye düşürmeyecek seviyede” olanlarını sizlerle paylaşacağım.
Hadi kalın sağlıcakla…