Orta Doğu’daki savaşın enerji piyasalarını sarsması, Türkiye’de akaryakıt üzerinden enflasyonu yeniden dürtüyor. Ekonomi gazetecisi Barış Soydan’ın YouTube yayınında konuşan ve akaryakıt sektöründe Opet, Alpet ile Altınbaş Holding gibi yapılarda yaklaşık 30 yıla yakın üst düzey görevler üstlenmiş Özdilek Coşkun, fiyatların nasıl oluştuğunu ve olası zam senaryolarını anlattı.
Coşkun’a göre Türkiye’de pompa fiyatları çoğu kişinin sandığı gibi doğrudan Brent petrol etiketine bakılarak belirlenmiyor. Asıl belirleyici, İtalya’nın Cenova piyasasında oluşan “CIF Med” (gümrüksüz motorin) fiyatı ile dolar/TL kuru.
CIF MED VE DOLAR KURU NEDEN KRİTİK?
Coşkun, uluslararası piyasada Cenova referans fiyatlarının son 30 yılın en yüksek seviyesine çıkarak 1471 dolara ulaştığını söyledi. Brent petrolün ise 110-120 dolar bandında seyrettiğini hatırlatan Coşkun, savaşın uzaması ve kalıcı barışın sağlanamaması halinde Brent’te 160-170 dolar aralığının gündeme gelebileceğini dile getirdi.
Bu senaryonun Türkiye’de motorin fiyatını hızla yukarı taşıyabileceğini belirten Coşkun, pompa fiyatında 85-90 TL’yi, hatta 100 TL seviyelerini işaret etti.
Bir şey var, bu tür tahminlerde piyasanın bir günde bile yön değiştirebildiğini de herkes biliyor.
EŞEL MOBİL OLMASA BUGÜN KAÇ TL OLACAKTI?
Coşkun, akaryakıtta ani sıçramaların tüketiciye bir anda yansımaması için kullanılan “eşel mobil” uygulamasının etkisini, motorin üzerinden örnekle anlattı. Ona göre otomatik fiyatlandırma içinde ÖTV fiilen sıfırlanmış durumda; devlet artışı frenlemek için ÖTV’den feragat ediyor.
Coşkun’un verdiği bilgiye göre yılbaşında motorinde yaklaşık 13-14 TL civarında bir ÖTV yükü bulunuyordu. İstanbul Avrupa Yakası’nda motorin 71 TL civarında satılıyorsa, eşel mobil olmasaydı bu fiyata yaklaşık 14 TL daha eklenmesi gerekecekti. Yani motorinin bugünkü fiyatı, sistem olmasa 85 TL seviyesine dayanmış olacaktı.
“Şu an otomatik fiyatlandırma mekanizması içerisinde ÖTV kalmadı” diyen Coşkun, bu yüzden fiyat baskısının bir kısmının vergi tarafında tutulduğunu vurguladı.
ZAM DALGASI NEREYE KADAR GİDER?
Coşkun, motorindeki sert yükselişin enflasyonu “pratikte çok ciddi” etkilediğini söyleyerek akaryakıtın neredeyse her ürün ve hizmette temel girdi olduğuna dikkat çekti. Bu nedenle maliyet artışlarının etiketlere kaçınılmaz şekilde yansıdığını ifade etti.
Coşkun’un işaret ettiği başlıklar net: toplu taşımada zam baskısı artıyor, su fiyatlarında yukarı yönlü hareket riski büyüyor, ekmekte yeni bir zam ihtimali güçleniyor. Örnek olarak da, Türkiye’de üretilen ürünlerin şehirler arası taşınmasının motorinle yapıldığını hatırlattı; Antalya’daki domatesin İstanbul’a motorinle taşındığı bir düzende nakliye maliyeti arttıkça, küçük esnaftan büyük sanayiciye kadar herkesin maliyet hesabını yeniden yapmak zorunda kalacağını söyledi.
Bir vatandaşın ağzından duyduğumuz cümle de zaten kısa: “Her şey mazota bakıyor.”
KDV İNDİRİMİ MASAYA GELİR Mİ?
Programda Barış Soydan, bazı Avrupa ülkelerinde (örneğin İspanya’da) akaryakıt fiyatlarını aşağı çekmek için KDV indirimi gibi adımların tartışıldığını hatırlatarak, Türkiye’de olası bir şok artışta benzer bir tercih yapılıp yapılamayacağını sordu.
Coşkun, akaryakıttan şu anda yüzde 20 oranında KDV alındığını anımsattı. Vergilerden vazgeçilip vazgeçilmeyeceğinin ise teknik bir hesap kadar, hatta ondan da fazla “siyasi bir karar” olduğunu belirterek, bunun hükümetin ekonomi politikası tercihleriyle şekilleneceğini ifade etti.
Kurumlar tarafında ise fiyatlama ve vergi düzenlemelerine ilişkin çerçeve, ilgili kamu otoritelerinin kararlarıyla belirleniyor.





