Uzunca bir süredir düzenleme çalışmaları devam eden Hacet Meydanı’ndan, eşimle birlikte geçerken bir yontu altlığı (heykel kaidesi) gördük.

Ve eşimle, o altlığın üzerine (konma olasılığı olan) yerleştirilmeye yaraşır figürler üzerinde tahminler yürüttük.

O an gönlümden geçeni söyledim.

Direkt “Karamanoğlu Mehmet Bey” dedim.

Eşim güldü.

Tahminden ziyade, olmasını arzuladığım dileğime; tek bir tümceyle karşılık verdi; “Ah şu senin, Türkçe saplantın…”

Evet, bu benim Türkçe saplantım.

Bir ömür verdim ben bu dile…

Türkçe yazdığını sananlara karşı bir ömür boyu bu dilin kavgasını verdim…

Bir ömür verdim ana dilim Türkçeyi, tüm yabancı sözcüklerden, Arapçadan, Farsçadan, Latinceden arındırmaya…

Bir ömür verdim Türkçenin en varsıl dillerinden biri olduğunu kanıtlamaya…

Çarşamba günü, o gün orada o büyük Türk’ün, yontusunu (heykel) görünce, duyduğum mutluluğu anlatamam.

… …

Sağ olun Sayın Başkanım.

Tanrı, ne muradınız varsa versin…

Ulusuna ve diline hayran bir kişi olarak; size, en içten duygularımla, şükran duygularımı sunuyor, sağ olun, var olun diyorum.

Ve bu konuda emeği geçen herkese de ayrıca tek tek teşekkür ediyorum.

Size de Alanya’ya da yakıştı o yapıt.

*    *    *

Dünyanın en varsıl dillerinden biri olan Türkçemiz, tarih boyunca; devlet adamı geçinen çapsız ve ruhsuz insanlarımızın, sözde devlet adamlarımızın ve sözde yazar ve ozanlarımızın elinde ve güdümünde; Arap ve Fars dilleri içinde eritilip, yok edilmeye çalışıldı.

Bugün Anadilimiz Türkçe, Türklüğünden rahatsız olan, Türk ve Türklük düşmanı sözde Türkler tarafından; bu yabancı diller içinde eritilip, yok edilemediyse; Karamanoğlu Mehmet Bey gibi ulusuna, diline sahip çıkan, gerçek Türk büyükleri sayesindedir.

Türkçenin; bizzat Türk geçinen sözde Türkler tarafından zayıflatıldığı, Farsça ve Arapça karşısında itibarsızlaştırıldığı bir dönemde; Karamanoğlu Beyliği Hükümdarı Mehmet Bey; 13 Mayıs 1277 tarihinde, Türkçenin konuşulmasını zorunlu kılan, Türkçenin resmi dil olduğunu belirten ünlü fermanını yayımladı.

Mehmet Bey yayımladığı bu ünlü fermanında; “Bugünden sonra hiç kimse; sarayda, divanda, mecliste, çarşıda, pazarda ve meydanda Türkçe’den başka dil kullanmayacaktır” demekte idi.

İşte bu ferman, pek çok Türk’ü düşündürüp, kendine getiren bir ferman oldu.

İşte bu ferman sayesinde; Arap ve Fars dilleri içinde eriyerek giderek kaybolan Türkçemiz; bu fermanı arkasına alan Anadolu insanlarının ve ozanlarının tekrar anadili haline geldi.

İşte bu ferman sayesinde dilimiz Türk kaldı.

Bugün konuştuğumuz dil, yabancı ulusların dili değil de; kendi anadilimizse; bunda Karamanoğlu Mehmet Bey’in fermanının etkisi büyüktür. 

Dilerim, Adem Murat Yücel Başkanın gösterdiği bu duyarlılığı ve bu vefayı; diğer il ve ilçe belediyeleri de gösterir de bu yiğit Türk İnsanı, hak ettiği yeri ve değeri bulur.

Işıklar içinde uyusun.

… …

Ve…

Ve dillendirmeye çalıştığım bu bilgilerin ışığında; size tekrar şükran duygularımı sunuyorum Başkanım; sağ olun, var olun…

Bu vesileyle de Güzel Türkçemizin Devlet Dili olarak kabulünün 743. Yılını en içten duygularımla kutluyorum.