‘Alanya'da cinsel istismar suç oranı yüksek’

Pazartesi Sohbeti’nin bu haftaki konuğu, Alanya Kadın ve Çocuk Hakları ile Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu’nda aktif olarak görev alan Avukat Selen Sabur oldu

Haber albümü için resme tıklayın

GEÇEN hafta, korkunç resimleri ile basına sızan Elmalı Davasından yola çıkarak, çocuk istismarının psikolojik yansımalarını konuşmuştuk. Bu hafta ise çocuğa yönelik istismarın hukuksal yönüne dair merak edilenlerin yanıtını Sabur’dan aldık. Geçtiğimiz günlerde, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek geçen, çocuğa ve kadına yönelik cinsel suçlar ayrık tutulmaksızın tutuklama için “somut delil şartı aranması” hükmünün kabul edilmesi ile birlikte, toplumda adalet mekanizmasına olan güvenin azalacağına, mağdur ailelerin “istismarcıların ceza almayacağını” düşünmesine ve istismarcıların, somut delil bulunmaması halinde serbest kalacağı için istismar suçlarının artacağına değinen Sabur, Alanya’da diğer suçlara kıyasla çocuğa yönelik cinsel istismar suçlarının arttığını ve özellikle çocuk istismar suçunun aile içinde işlendiğine değindi. İstismar davalarında, sosyal medyanın etkisi ile özellikle istismar davalarında çocuğun tam adının, yaşının, adresinin hatta bazen okulunun bile açıkça paylaşıldığı durumlar olabildiğini ve durumun hem aile hem de çocuk açısından zorlayıcı olduğunun altını çizen Sabur, bu tür davalarda tüm sosyal medya kullanıcılarının dikkatli ve özenli olması gerektiğini de belirtti. İşte Sabur ile röportajımızdan öne çıkan başlıklar:

- Pazartesi Sohbeti’ne hoş geldiniz. Kendinizden ve çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Hoş buldum. Ben Avukat Selen Sabur, 2019 yılında Girne Amerikan Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldum. Nisan ayından bu yana kendi ofisim olan Sabur Hukuk’ta vatandaşlarımıza mesleki hizmet vermekteyim. Mevcut olarak her türlü özel hukuk, ceza hukuku ve icra hukuku alanı ile ilgilenmekteyim. 1,5 yıldır Antalya Barosu Başkanlığı’na bağlı olan Alanya Kadın ve Çocuk Hakları ile Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu’nda aktif olarak görev almaktayım.

- Öncelikle hukuk, istismarı nasıl tanımlıyor?

Türk Ceza Kanunu’nun 103. Maddesinde cinsel istismar şu şekilde tanımlanmaktadır:
1) Onbeş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış.
2) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlardır.

‘HER İSTİSMARCI PEDOFİK DEĞİLDİR’
- Bir psikolojik hastalık olarak görülen pedofili, istismarcıların kaçış noktası haline geldi adeta. Her istismarcı, adaletin karşına pedofili tanısı ile mi çıkıyor?

Öncelikle pedofilinin ne olduğuna değinelim. Pedofili cinsel bir bozukluk yani hastalık olarak değerlendirilir. Pedofilik kişi, ergin bireye ulaşma imkanı olsa dahi çocukları seçer. Ancak günümüzde maalesef (!) karşılaştığımız cinsel istismar failleri, ergin bireyin yokluğunda ya da dürtülerinin kontrolünü ortadan kaldıran herhangi bir anda yani aslında sırf daha kolay ulaşma imkanı bulmaları yüzünden çocuklara karşı yöneliyorlar. Aslında sanıldığı gibi istismarcıların hepsi pedofilik bireyler değildir. Pedofili dışında bunu gerçekleştirenler araştırmalara göre yüzde 70 ‘i oluşturmaktadır. Bu bireyler genellikle uyuşturucu madde kullanan, kişilik bozukluğu gösteren ya da denemek arzusunu bastıramayan, kendine hakim olamayan, sözde “normallerdir”.

‘MAĞDUR ÇOCUK, İFADE SIRASINDA YALNIZCA ADLİ GÖRÜŞMECİ İLE MUHATAP OLUYOR’
- Size gelen istismar davalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Çocuğun ifadesini alırken nelere dikkat ediliyor, avukat olarak ifade sırasında siz de çocuğun yanında bulunuyor musunuz?

Öncelikle kurulumuza gelen başvuruları anında toplantı yaparak kararlaştırıp, hangi aşamada davaya dahil olduysak tüm gerekenleriyle işleme koyuyoruz. Cinsel istismar mağduru çocukların ifadesi illerde mevcut olan Çocuk İzlem Merkezleri’nde (ÇİM) alınıyor. Zira mağdur çocuklar, adli mercilerde, hastanelerde, kolluk kuvvetlerinde yaşadıkları bu olayları tekrar tekrar dile getirmek zorunda kalıyorlar. ÇİM’de ifade alınmasının bu kadar önemli olmasının sebebi, çocukları soruşturma ve kovuşturma aşamalarında tekrar mağdur etmemektir. Her noktada çocukla iletişimi sağlayacak kişiler, onun içinde bulunduğu travma halini anlayamayabilir. Çocuğun istismarına ilişkin ihbar geldiğinde, mağdur olma şüphesi bulunan çocukla soruşturma makamlarından hiçbiri çocukla iletişime geçmemelidir. Sivil araç ve sivil kıyafetli kolluk kuvveti eşliğinde çocuk ÇİM’e götürülür. İfadede bulunacak cumhuriyet savcısı, avukat yahut kolluk görevlileri de orada bulunmaktadır. Fakat ifade anında sadece adli görüşmeci ve mağdur çocuk aynı odada bulunmaktadır. Tüm diğer yetkililer ise ses ve görüntü yalıtımı sağlanan camlı odada bulunurlar. Yani evet mağdur çocuğun ifadesi esnasında aslında biz avukatlar da orada bulunuyoruz ancak mağdur çocuk, yalnızca adli görüşmeciyi görüp ve duyuyor. Diğer ilgililer ise görüşmeyi, adli görüşmeci aracılığıyla sağlıyor. Tüm bunlar sağlandığında ‘çocuğun üstün yararı’ esas alınmış ve sağlanmış oluyor.

‘KURUL OLARAK HER AŞAMADA MAĞDUR ÇOCUĞUN TARAFI OLUYORUZ’
- Size çocuğun istismarına yönelik ihbar geliyor mu? Böyle ihbar gelirse hangi kurumlara giderek olayın takipçisi oluyorsunuz?

Doğrudan bize gelen bir ihbar olduğu takdirde az önce söylediğimiz gibi önce çocuğun ifadesinin sağlıklı alınabilmesi için ÇİM’e götürülmesini sağlıyoruz. Bu uğurda gerekli yerlere konuyu intikal ettiriyoruz. Ardından soruşturmanın yürütülmesi ve kovuşturulmaya geçilmesi sürecinde de yani her aşamada kurul olarak dosyanın takipçisi olmaya devam ediyoruz. Zaten mağdur çocuk olduğu için, Antalya Barosu’na bağlı CMK Kurulu tarafından kendisine derhal avukat görevlendirmesi yapılıyor. Biz de sürecin devamını ve aşamalarını, bu atanan meslektaşlarımızla irtibat kurarak yürütmeye çalışıyoruz.
‘İFADE ÇOCUK İZLEM MERKEZİ’NDE ALINMIŞ İSE TEKRAR İFADE ALINMASI GEREKMEZ’
- Peki dava süreci nasıl işliyor? Her davada çocuktan ifade alınıyor mu?
Yasal düzenlemenin gereği yerine getirildiğinde; yani mağdur çocuğun ifadesi ÇİM’de usulüne uygun surette alındığında, çocuğun yeniden ifadesinin alınmasını gerektirecek herhangi bir husus kalmıyor. Yasal düzenlemenin amacı da zaten çocuğun tekrar ifadesinin alınmaması ve yaşadıklarını tekrar tekrar anlatmak suretiyle mağdur olmasının önüne geçilmesidir. Biz de kurul olarak bu uğurda elimizden geleni yapıyoruz. Mağdur çocuk için her defasında yaşadıklarını anlatmak zorunda kalmak çok zor ve yıpratıcı. Bu durum ergin mağdurlar için de zordur. Ancak aksi durum, çocuğun psikolojisini toparlamak ve yeniden hayata kazandırmak uğruna yargılama sürecinde bilhassa aile bireyleri tarafından sarf edilen emeği çöpe atmak gibi oluyor. Bu yüzden ifadenin ÇİM’de alınması hususu bu denli önem arz etmektedir.

‘BU KARAR, TUTUKLU YARGILAMA ORANINI DÜŞÜRECEK VE DELİL YETERSİZLİĞİ NEDENİYLE SANIKLARIN BERAATİNE NEDEN OLACAK VE SUÇ, HER GEÇEN GÜN ARTACAK’
- Geçtiğimiz günlerde, 'Somut delil' şartı Meclis'ten geçti. Her istismar olayında somut delil olmayabilir ya da üzerinden zaman geçmiş olabilir… İşinizin daha da zorlaştığı kesin ama bundan sonraki davalarda somut delili dava dosyasına koyabilecek misiniz?

Kamuoyunda 4.yargı paketi olarak bilinen Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin birinci bölümü TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek Meclis’ten geçti.
Ancak bu bölümde çocuğa ve kadına yönelik cinsel suçlar ayrık tutulmaksızın tutuklama için “somut delil şartı aranması” hükmü getirildi. Böylece zaten delil toplamada ciddi sıkıntılar yaşadığımız bu suç türlerinde mağduriyetin daha da artması riski ile karşı karşıya bırakıldık.
Tabii ki her hukukçu somut delil şartı olmaksızın ya da kuvvetli şüphe bulunmaksızın bir suçun işlendiğinden bahisle insanların keyfi şekilde tutuklanmasına karşıdır. Ancak kadın ile çocuğa yönelik cinsel suçları ayırt etmek zorunludur. Zira bu suçlara konu eylemler, yapısı gereği zaten gizli surette işlenen suçlardır. Özellikle tanıkların bulunmadığı, herhangi bir ses veya görüntü kaydının olmadığı, çok büyük oranda mağdurun üzerinde veya kıyafetlerinde herhangi bir biyolojik kanıtın da bırakılmadığı şekilde ve ortamda cereyan eden suçlardır. Yine kadın, yaşı gereği belki şikayet hakkını kullanacak bilince erişmesine rağmen, çocuğu konuşturmak, ona yaşadığını anlattırmak ve bir şekilde güven sağlayarak beyanını alabilmek bile çok ama çok zordur. Tutuklu yargılama gerektiren bu suçlarda, somut delil şartının aranması yargılama aşamasında şüpheli/sanık açısından talep ettiğimiz tutuklu yargılanma oranını düşürecektir. Bilhassa bu tip suçlarda şüphelinin tutuklanması; kadın ve çocuğun korunması ile birlikte, yok edilmesi muhtemel olan delillerin de saklanması adına önemli iken, bu düzenleme ile birlikte hem mağdurların hem de delillerin korunma imkanı da bertaraf edilmiştir. Bu durum ileride delil yetersizliği nedeniyle sanıkların beraat etmesine sebep olabilir ve neticede cezasızlık sebebiyle işbu suç mağdurları kendi içine kapanacağı gibi, toplumda yaratılan algı gereği diğer mağdurlar da şikayetlerini adalet mekanizmasına iletmekten korkacaklardır. Zaten en vahim durum da budur. Bunun sonucunun cezasızlık olduğunu düşünecek failler bu suçları işlemeye devam edecek, aynı sonucu bilen mağdurların da yargıya, adalete ve hukuk devletine olan inancı sarsılacaktır.
Burada biz hukukçulara düşen ise, en büyük somut delilin mağdur çocuk ve kadınların, Yargıtay yerleşik içtihatlarında da kabul edilen temel koşulları sağlayan, özetle çelişkisiz ve istikrarlı beyanlarının, somut delil olduğu hususunu vurgulayarak yargılamanın daha adil yürütülmesini sağlamak olacaktır.
‘ÖNEMLİ OLAN, KANUNUN UYGULANMASI’
- Çocukları koruyan bir yasa var mı?

Kanunlarımızın hepsi her bir bireyi korumakta ve yeter düzeyde yasal düzenlemeyi içermektedir. Zaten önemli olan, kanunun varlığı değil, kanunun uygulanmasıdır. Bizler bu hususta kurul olarak tepkiliyiz. Ancak tabii ki çocuğa yönelik olarak düzenlenmiş olan bir de 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu mevcuttur. Bunun dışında Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler de vardır. Bildiğiniz üzere, bilhassa temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmeler, kanun ile eş değerde olup, aynı koruma imkanını bireyler nezdinde sağlamaktadır. Yargı mekanizması da tüm bu ulusal ve uluslararası yasal mevzuata uygun şekilde davranmakla ve sonuca ulaşmakla yükümlüdür. Bizler avukatlardan oluşan kurulumuz ile işte bu yasal mevzuatların her bir somut olayda uygulanmasını ve değerlendirilmesini sağlamak için uğraş vermekteyiz. Temel amacımız, maddi gerçeğin ortaya çıkmasında yargılama mekanizmasına yardımcı olmak ve bu uğurda mağdurların kendilerini yalnız hissetmesinin önüne geçmektir.

‘ALANYA’DA OLDUKÇA FAZLA…’
- Alanya’da çocuk istismarı yaşanıyor mu? Delil yetersizliğinden salıverilen şüpheli ya da sanık oldu mu?
Maalesef Alanya’da ülke genelinde artan oranda yaşanan bu suç türleri ile karşılaşıyoruz Hatta diğer suç türlerine kıyasla Alanya’da oldukça fazla olduğunu söylemek de mümkün. O yüzden hep birlikte mücadele etmek önemli. Bu sadece mağdurların ya da onların ailelerinin değil, en başta devlet olmakla birlikte toplumumuzun her kesiminin temel sorunu ve mücadelesi olmalıdır. Tabi ki kurulumuz eliyle takip edilen ya da hukuki destek verilen çocuğa yönelik birden fazla istismar ceza dosyası mevcuttur. Ancak bizler genel itibariyle Alanya nezdinde yapılan yargılamalarda kimi zaman somut delil yetersizliğinden salıverilenler olduğu gibi kimi zaman yargılamadan memnun kalsak dahi istinaf ve temyiz aşamalarında olmaması gereken sebeplerle dosyalarımızın bozulduğuna da denk geldik.

‘ÇOCUK, PEDAGOG İZLEMİNDE OLMALI’
- İstismara uğradığını düşündüğümüz çocuklar için nasıl bir yol izlemeliyiz? Bir hukukçu olarak bu konuda bireylere ne önerirsiniz?
Öncelikle mevcut suçun yargılamasının sağlıklı şekilde yürütülmesi bizim için en önemli husus. Zira ancak suça konu olay yaşandıktan sonra biz hukukçulara ve adalet mekanizmasına sirayet etmekte. Bu yüzden suça konu olay yaşanmazdan evvel, hem eğitim camiasına hem de ailelere büyük görev düşmektedir. Asıl amaç, suça konu eylemlerin yaşanmasının önüne geçmek olmalıdır.
Bir diğer mühim konu ise mağdur çocuğun sağlık durumu olup, bu gerek genel sağlığı, gerek psikolojik durumu olarak ele alınmalıdır. Pedagog eşliğinde çocuğun psikolojik tedavi görmesi, travmalarını en az boyuta indirmesini sağlamak açısından çok önemlidir. Nitekim yukarıda bahsedilen Çocuk Koruma Kanunu, bu sürece dair danışmanlık tedbiri dahil birden fazla koruma tedbiri içermektedir. Önemli olan husus, bu yasal düzenlemeleri bilen, alanında uzman yargı mekanizması oluşturmak ve uygulamayı sağlamaktır.


‘ÖZELLİKLE SOSYAL MEDYADA ÇOCUĞUN TÜM BİLGİLERİ PAYLAŞILABİLİYOR. BU DURUM, ÇOCUĞUN VE AİLESİNİN HAYATINI DAHA DA OLUMSUZ ETKİLİYOR’
- İstismar davalarının çok azı basına yansıyor. Hikayelerine yer verdiğimiz çocuklar ve aileleri hukuki sürecin ardından hayatlarını nasıl sürdürüyor?

Aileler için çok zor bir süreç, özellikle toplum devamlı olarak dillendirdiği ve irdelemeye çalıştığı için... Çocuğun gelecekteki hayatının etkilenmesini istemiyoruz. Mümkün mertebe onu bu durumdan ayrı tutarak en azından devamlı olarak hatırlamamasını sağlamaya çalışmak temel amaç olmalıdır. Gerek basın gerekse sosyal medya, bu tür olayları aktararak toplumu daha dikkatli davranmaya ve aileleri de çocuklarının sesine kulak vermeye itiyor. Bu anlamda büyük önem arz ediyor. Ancak sosyal medyanın etkisi bazen dosyaları ve aileleri zor durumda bırakabiliyor. Çünkü her bilginin yani çocuğun tam adının, yaşının, adresinin hatta bazen okulunun bile açıkça paylaşıldığı durumlar oluyor. Bunlar başta çocuk olmak üzere, aile için de zor bir hal alıyor. İnanın dava aşamasını da olumlu etkilemiyor. Bu uğurda daha dikkatli davranılması gerektiği inancındayız.


‘ALANYA’DA DA MEMLEKETİN HER KÖŞESİNDE DE ADALET MEKANİZMASI TOPLUMA İŞLEMİYOR ’
- Son yıllarda Alanya mahkemelerinde görülen istismar davalarında bir artış ya da azalma oldu mu? Yaşanan bu gelişmeyi bizim için yorumlayabilir misiniz?
Az yukarıda da bahsettiğim üzere, maalesef Alanya da ülke genelinde artan oranda yaşanan bu suç türleri ile karşılaşılıyor. Hatta diğer suç türlerine kıyasen Alanya’da oldukça fazla olduğunu söylemek de mümkün. Bu artışın sebebi, aslında daha önceki dönemlerde yaşanmadığı için değil, topluma ve adalet mekanizmasına sirayet etmediği içindir. Çocuklarımıza kulak vermediğimiz ya da “aman adı çıkmasın, ileride hayatı etkilenmesin” gibi düşüncelerin ürünüdür. Halbuki fail ceza almalıdır ki, toplumdan soyutlanmalı ve diğer çocuklar da aynı failin olası eyleminden kurtarılmalıdır. Bu yüzden aileleri ve öğretmenleri bilinçlendirmek gereklidir. Aynı sebeple hep birlikte mücadele etmek önemlidir. Bu sadece mağdurların ya da onların ailelerinin değil, en başta devlet olmakla birlikte toplumun her kesiminin temel sorunu ve mücadelesi olmalıdır.


‘ÇOCUĞA YÖNELİK İSTİSMAR SUÇLARININ BÜYÜK KISMI, AİLE İÇİ’
- Sizden bir istismarcı profili çizmenizi istesek bize neler söyleyebilirsiniz. Bu işin sosyal statü ya da eğitim seviyesiyle alakası var mı?

İnanın böyle bir profil çizmek mümkün değil. İstismar çoğu zaman çocuğun çok yakınından gelmekte. Baba, abi, amca, kuzen, öğretmen gibi yakın çevreden herhangi biri tarafından çocuk istismara uğrayabilmektedir. Dolayısıyla çocuğa yönelik istismar suçları özellikle ensesti barındırmaktadır. Bunun ne sosyal statü ne de eğitim seviyesiyle alakası yok . Dolayısıyla böyle bir profil çizmek asla mümkün değil. Bu sebepledir ki, çocuklara kendi bedenlerini, özel bölgelerini ve yasak davranışları öğretmek zaruridir. Zira ancak böyle olumsuz bir davranışı öğrenme imkanı bulabiliriz.

-Değerli bilgiler için teşekkür ederiz. Okurlarımızın da mağduriyet yaşaması durumunda kurulunuza başvurabileceğini hatırlatmak isteriz.

Bugün sizinle aktif olarak görev aldığımız Alanya Kadın ve Çocuk Hakları ile Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu adına cevap verdim. Evet, kurulumuz adına mağduriyet yaşayan tüm çocukların ve kadınların yanındayız ve olmaya da devam edeceğiz.

18 Tem 2021 - 22:33 -


TÜM RÖPORTAJLAR GÖSTER

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.




Anket Alanya ALKÜ EA Hastanesi’nin hizmetlerinden memnun musunuz?