PKK terör örgütü ile 30 yıldır mücadele ediyoruz. Bu süre zarfında örgüt stratejisini değiştirdi ve tamamen gerillalaştı. Teröristler, araziyi tanıdı, nerede saklanacağını, nerede pusu kuracağını ve nerede vuracağını iyice öğrendi....

PKK terör örgütü ile 30 yıldır mücadele ediyoruz. Bu süre zarfında örgüt stratejisini değiştirdi ve tamamen gerillalaştı. Teröristler, araziyi tanıdı, nerede saklanacağını, nerede pusu kuracağını ve nerede vuracağını iyice öğrendi. Artık büyük gruplar halinde değil, üç kişilik, beş kişilik gruplar halinde savaşmaktadırlar. Buna karşın, Türk ordusu halen eski klasik şeklinde, büyük gruplar halinde karşı koymağa çalışmaktadır. Yani, inisiyatif tamamen, PKK’ya geçmiş durumdadır. Bu durumu, eski Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner de açıkça ifade etmiştir. İşte, bu durum karşısında eski sistemde değil yeni bir yapılanmaya gidilmek için yoğun bir çalışma başlatılmıştır. Bundan sonra, polis komandoları, jandarma komandoları, yeni silah ve teçhizatla donatılmış olarak pek yakında Doğu ve Güneydoğu bölgesinde konuşlandırılacaklardır. Yeni teçhizatlar içinde gece görüşlü dürbünler, mayın arama dedektörleri, teröristi ininde vuracak lazer ışınlı mermiler ve teröristi daha ininden çıkar çıkmaz görüntüleyen insansız hava araçları, zırhlı araçlar gibi araç ve gereçler komandoların emrinde olacak ve kumanda Valilerin yetkisinde olacaktır. Böylece, arazide yapılacak işlem muvacehesinde, bölükten, tabura, taburdan alaya, alaydan tugaya tugaydan gerekli emrin alınması için Genelkurmay Başkanlığına gidilmeyeceğinden, terörist görünür görünmez anında vurulacaktır. Yani zaman kaybı olmayacağından teröristin veya teröristlerin kaçmasına da fırsat verilmemiş olunacaktır. Bundan sonrasını da bu iş için yetiştirilmiş polis veya jandarma komandoları hal edecektir. Neden bu kadar geç kalındığı hususu soruşturulabilinir değil mi? Şimdi, sizleri Kurtuluş Savaşı günlerine getirerek bir tarihi gerçeği anlatmak istiyorum. Gazi Mustafa Kemal, 23 Nisan 1920 tarihinde TBMM’sini kurmuş ve o muhataralı, o karanlık günlerde dahi meclisi çalıştırmış ve her hal ve zaman da meclise bilgi vermiş ve meclisten yetki almak için gayret göstermiştir. 23 Ağustos 1921 tarihinde başlayan ve 13 Eylül 1921’de 22 gün gece ve gündüz devam eden ölüm-kalım savaşı sonunda düşman Sakarya’da mağlup edilmiştir. Bu savaşın sonunda düşman, Türk ordusu ile savaşmaktan vazgeçerek Eskişehir, Kütahya, Afyon’un batısında kalan Batı Anadolu’yu yeter görerek bu hat boyunca tahkimat yapmıştır. Öyle bir tahkimat yapılmış ki, İngiltere kurmay heyeti, yaptıkları teftişte, “Türk’ler bu hattı 6 ayda yararlarsa, 6 saatte aldık diye övünsünler” demişlerdir. Gerçekten, Türk ordusu 26 Ağustos 1922’de Kocatepe’den başlattıkları taarruz sonunda bu hattı 6 saatte yarmışlar Yunan’ı değil İngiliz’leri de şaşkına çevirmişlerdir. Buradan şuraya gelmek istiyorum. Sakarya zaferinden sonra, tam bir yıl boyunca, Türk ordusu büyük bir savaşa hazırlanmak ve düşmanı tam bir bozguna uğratarak Anadolu ve Trakya’yı kurtarabilmek için hazırlık yapmış, ordusunu silah, araç, top ve silah ile donatmış ve 26 Ağustos 1922 sabahı taarruza geçmiş ve düşmanı Dumlupınar’da hezimete uğratarak 9 Eylül’de İzmir’e girmiş ve ülkemizi düşmandan tamamen temizlemiştir. Demek ki, bir işe başlamadan önce, büyük bir hazırlık yapılarak düşmanı, onun silahı ile vurmak şarttır, elzemdir. 30 yıl devam eden bu mücadele için, birkaç ay beklenilmesi uzun bir süre değildir. Yeter ki, düşmanı tamamen yok edecek, buralardaki halkımızın huzur ve refahını sağlayacak bir girişim için biraz daha sabırlı olalım, sivili ile askeri ile herkesin bu inançla sonucu beklemesini temenni ederim.