Avusturya, Türkiye menşeli ejder meyvelerini toplatıyor
Avusturya, Türkiye menşeli ejder meyvelerini toplatıyor
İçeriği Görüntüle

YILLARDIR “doğal şeker” olarak bilinen fruktozla ilgili ezber bozan sonuçlar ortaya çıktı. Bilim insanlarına göre fruktoz, glikozla aynı kaloriye sahip olsa da vücutta farklı şekilde işleniyor; açlık hissini artırabiliyor, karaciğerde yağlanmaya yol açabiliyor ve uzun vadede kronik hastalık riskini yükseltebiliyor. Yıllarca doğal ve zararsız olduğu düşünülen fruktozla ilgili dikkat çeken sonuçlar ortaya çıktı.
Yeni araştırmalar, özellikle işlenmiş gıdalardan alınan yüksek miktardaki fruktozun yağlı karaciğer, tip 2 diyabet, kalp hastalıkları ve bilişsel gerileme gibi sağlık sorunlarıyla ilişkili olabileceğini gösteriyor.
Meyve şekeri olarak bilinen fruktoz, uzun yıllar boyunca diğer şeker türlerine göre daha masum görüldü. Ancak son dönemde yapılan çalışmalar, fruktozun vücutta glikozdan farklı şekilde işlendiğini ve aşırı tüketildiğinde ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabileceğini ortaya koyuyor. Özellikle paketli ve ultra işlenmiş gıdalarda yoğun olarak kullanılan fruktozun yağlı karaciğer hastalığı, insülin direnci, tip 2 diyabet, kalp hastalıkları ve bilişsel gerilemeyle bağlantılı olabileceği belirtiliyor.
FRUKTOZ VE GLİKOZ BEYNİ AYNI ŞEKİLDE ETKİLEMİYOR
ABD’nin Philadelphia kentindeki Monell Chemical Senses Center araştırmacıları tarafından haziran ayında yürütülen bir çalışma, fruktoz ile glikozun aynı miktarda kalori içermesine rağmen beyin üzerinde farklı etkiler oluşturduğunu gösterdi. Araştırmaya göre iki şeker türü, bağırsak ile beyin arasındaki iletişim sisteminde farklı yollar izliyor. Fruktozun açlık hissini artırabileceği, ruh halini olumsuz etkileyebileceği ve uzun vadede bazı hastalıklara karşı yatkınlığı yükseltebileceği ifade ediliyor.
SOFRALARDA DÜŞÜNÜLENDEN DAHA FAZLA BULUNUYOR
Fruktoz yalnızca meyvelerde yer almıyor. Günlük hayatta kullanılan sofra şekerinin yaklaşık yarısını fruktoz, diğer yarısını ise glikoz oluşturuyor. Gazlı içecekler, ketçap, hazır soslar, aromalı yoğurtlar, granola ürünleri, şekerlemeler ve birçok paketli gıdada da önemli miktarda fruktoz bulunabiliyor. Uzmanlara göre en büyük risk kaynaklarından biri, mısır nişastasından üretilen yüksek fruktozlu mısır şurubu. İşlenmiş gıdalarda maliyeti düşürmek amacıyla tercih edilen bu tatlandırıcı, ABD’de yaygın şekilde kullanılıyor. Avrupa ve İngiltere’de ise benzer içerikler ürün etiketlerinde daha çok “glikoz-fruktoz şurubu” adıyla yer alıyor.
‘BÜTÜN ŞEKER TÜRLERİ AYNI DEĞİL’
İngiliz basınına değerlendirmelerde bulunan Prof. Robert Lustig, yıllardır bütün şeker türlerinin aynı şekilde ele alındığını ancak bunların vücut üzerindeki etkilerinin birbirinden farklı olduğunu savunuyor. Lustig’e göre özellikle yüksek miktarda fruktoz tüketimi yağlı karaciğer hastalığı, insülin direnci, tip 2 diyabet ve demans riskinin artmasıyla ilişkili olabilir. Karaciğerin fruktozun önemli bir bölümünü yağa dönüştürdüğünü belirten Lustig, bu durumun zamanla karaciğerde yağlanmaya yol açabileceğini ifade ediyor. İnsülin direncinin gelişmesiyle birlikte tip 2 diyabet riskinin arttığını söyleyen Lustig, uzun süreli ve yüksek miktardaki fruktoz tüketiminin kalp krizi ve bazı kanser türleriyle de bağlantılı olabileceğini öne sürüyor.
GLİKOZ İLE FRUKTOZ ARASINDAKİ FARK NE?
İnsan vücudu enerji üretmek için glikoza ihtiyaç duyuyor. Hücreler glikozu parçalayarak ATP adı verilen enerji molekülünü üretiyor.
Fruktoz ise vücutta farklı bir süreçten geçiyor ve büyük ölçüde karaciğerde işleniyor. Prof. Lustig, fruktozun glikozun aksine tokluk hissini uyaran mekanizmaları yeterince harekete geçirmediğini belirtiyor. Bu nedenle fruktoz içeren ürünlerin tüketilmesinin ardından kişi kendisini yeterince tok hissetmeyebilir ve daha fazla yemek isteyebilir.
MEYVE TÜKETMEK ZARARLI MI?
Uzmanlara göre meyve tüketmekten kaçınmaya gerek yok. Çünkü meyveler fruktozun yanı sıra yüksek miktarda lif, vitamin ve faydalı bileşenler içeriyor. Lif, fruktozun bağırsaklardan emilimini yavaşlatarak kan şekeri ve insülin üzerindeki etkisini sınırlandırıyor. Aynı zamanda bağırsak mikrobiyotasını destekliyor ve karaciğer sağlığının korunmasına yardımcı oluyor. Şekerlemeler, hazır soslar, aromalı yoğurtlar ve ultra işlenmiş ürünlerde ise genellikle yeterli lif bulunmuyor. Bu nedenle bu ürünlerdeki fruktoz vücut tarafından çok daha hızlı emilebiliyor.
FRUKTOZUN ETKİLERİNİ AZALTMAK İÇİN NE YAPILMALI?
Fruktozun olası zararlarına karşı çeşitli takviyeler ve özel beslenme yöntemleri önerilse de Prof. Lustig bu yaklaşımlara temkinli yaklaşıyor. Lustig, fruktozun etkilerini tamamen ortadan kaldırabilecek bir ilaç ya da takviye bulunmadığını belirterek şu uyarıda bulunuyor: “Bunun bir hapı yok. Takviyeler fruktozun etkilerini ortadan kaldırmaz. En etkili yöntem, özellikle ultra işlenmiş gıdalardan alınan ilave fruktozu mümkün olduğunca azaltmaktır.” Uzmanlar, paketli ürün satın alırken içerik listesinin dikkatle incelenmesini ve glikoz-fruktoz şurubu, yüksek fruktozlu mısır şurubu veya ilave şeker içeren ürünlerin kontrollü tüketilmesini öneriyor.

Kaynak: CNN Türk