Çocukluğumdan bilirim, ormancılar bu mevsimi 'yaz” değil, 'yangın mevsimi” olarak tanımlarlar. Onlar için en kritik mevsimdir. Rahmetli babacığım Şevki Adalı'nın Alanya Orman İşletme Müdürü olduğu yıllarda, her hafta...

Çocukluğumdan bilirim, ormancılar bu mevsimi “yaz” değil, “yangın mevsimi” olarak tanımlarlar. Onlar için en kritik mevsimdir.
Rahmetli babacığım Şevki Adalı’nın Alanya Orman İşletme Müdürü olduğu yıllarda, her hafta birkaç yangın çıkardı çevredeki ormanlarda. Ulaşım zor, kimi yerlere yol bile yok. Yangın kulesinin ihbarı gelir gelmez, babacığım önde, söndürme ekibi arkada yollara düşerlerdi. Yangınsız hafta geçmez gibiydi. Kimi günler birkaç yangın birden çıktığına tanık oldum. Ekip arabalarını götürecek sürücü sayısı eksikti bir gün nedense. Yakın bir bölgedeki yangına gidecek söndürme ekibinin aracının sürücülüğünü ben yaptım. Ortaokulu bitirdiğim yıldı.
Küçük bir yangındı, daha doğrusu bir yangın başlangıcıydı. Söndürme ekibi işe koyulurken ben aracın yanından onları izliyordum.
Uzaktan izlemesi bile tüyler ürperticiydi. Alevler yerdeki kurumuş otları, çam yapraklarını yiyerek, bir yılan gibi kıvrılarak ilerliyor, ekiptekiler bir yandan alevlerin önünü keserken bir yandan yanmaya başlamış bir ağacık çevresinde önlem alıyordu. Öyle ürpertici bir görüntüyle karşılaşmadım bir daha yaşamım boyunca… Karşılaşmak da istemem.
O zamanlar, zor zamanlardı. Şimdi birçok kolaylıklar var. Arasözler, helikopterlerle müdahale edilebiliyor orman yangınlarına.
Tam yangın mevsimi. Arabadan atılan bir sigara, yolun kenarında kırılmış bir cam şişe, özellikle de iyi söndürülmemiş piknik ateşleri risk oluşturuyor. Elbette tarla açmak için ormanı tutuşturan vatan hainlerini de unutmamak gerekir. Tarla açmak için kibriti çak ve kaç. Sonrası tanrıya emanet. Ne çıkarsa bahtına.
Kolay mı yetişiyor o güzelim ağaçlar, o yemyeşil orman? Nasıl kıyılır bir karış toprak için ormanlara?
Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonu, Alanya'da 31 Ekim'e kadar belirlenen alanlar dışında ormanlara giriş çıkış yapılmasının yasaklandığını açıkladı. Piknik alanı olarak düzenlenmiş özel yerlerin dışındaki çam ormanlarıyla, ağaçlandırma sahalarına girişler 31 Ekim’e kadar yasak. Elbette çıkacak bir yangına en kısa sürede ve en etkin bir biçimde müdahale edebilmek için önlemler de alınmıştır.
Yurttaşlarımızın ve elbette turistlerin orman yangınları konusunda hassasiyet göstermeleri gerekmektedir. 2010 yılı içerisinde çıkan on üç yangında, altı hektarlık alanın küle döndüğünü unutmamak gerekir.
Bu yıl güzel Alanya’mızda orman yangınları yaşanmamasını diliyorum.

TALAN VAR TALAAAAAN!
YOK MU ALAAAAN!
Gazete Habertürk’ten, Ahmet Kıvanç imzalı kısmen alıntıladığım bir haber var aşağıda.
“Çevre Bakanlığı, 1685 doğal sit alanı ve tabiat varlığı için tek yetkili olan Koruma Kurulu'nu feshetti. Yeni bir uzman komisyonu, sit statülerinin devam edip etmeyeceğine karar verecek.”
Dikkat edin “doğal sit alanları” diyor. Tarihsel sit alanlarına anlaşılan henüz gelmemiş sıra.
Bakanlık da uzmanlardan (hangi uzmanlardan, öncekiler uzman değil miydi?) oluşan bir kurul aracılığıyla bu yerlerin SİT olarak kalıp kalmamalarına “icazet” verecek.
“Kanun hükmünde kararnameye göre, 17 Ağustos 2011 tarihinden önce doğal sit alanı ve "tabiat varlığı" olarak tespit ve tescil edilmiş alan ve varlıklara ilişkin her türlü belge, bu alan ve varlıkların statülerinin yeniden değerlendirilmesi için koruma kurulları tarafından en geç altı ay içinde bakanlığa devredilecek. SİT'lerle ilgili yeni değerlendirme yapılıncaya kadar bu alanlara ilişkin olarak kültür ve tabiat varlıklarını koruma bölge kurullarınca alınmış kararlar geçerli olacak. Türkiye'de 11 bin 377 adet sit alanı bulunuyor. Bunlardan 1685'i doğal sit.”
Böyle bir yol açılırsa eğer, bundan niye Alanyalı yatırımcılar yararlanmasın? 1695 doğal sit alanı varmış.
Olamaz ki… Bunlar üst düzey yandaşlara, sümen altından sunulacak. Sanırım Başbakanımız da, başkalarının adıyla (Tansu Çiller’i anımsayın) birkaç küçücük arsacık edinir buralardan.
Tescilli “yandaşlar”dansanız, hazırlayın paracıkları, size de çıkabilir. Örneğin Antalya Düzlerçamı’nda beş yıldızlı bir geyik gözleme ve avlama tatil sitesi kurulabilir. Ama “yandaş “ bile olsanız, unutmayın, sizden büyük yandaşlar var. Onları aşıp bu türden yatırımlara ulaşamazsınız.
1685 doğal sit alanı şimdi yeniden gözeden geçirilecek, “uzmanlar” tarafından. Belli ki öncekiler uzman değildi. Öyleyse niye beslediniz bu “uzman” olmayan insanları on yıllık iktidarınız boyunca? Hayret verici.
Yine Ahmet Kıvanç’ın haberinden veriyorum: “Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Murat Taşdemir, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın kararını şöyle değerlendirdi:
"Bakanlık, doğal sit alanlarını yeniden 'değerlendirecek'. Bu değerlendirmeyi de bakanlığın 'uygun' gördüğü 'konunun uzmanları' yapacak!.. Artık gerisini siz hesap edin! Bu, HES'ler ile ilgili dava süreçlerine vurulacak çok önemli bir darbedir. Bu yeni değişiklik ile doğal sit alanları içinde kalan derelere de HES yapılabilecek. Yani bugüne kadar ilan edilen tüm doğal sit alanları, tekrar değerlendirilecek. Belli ki yetmemiş, belli ki işi kökten çözmek gerekmiş. İşin aslı, biz buna hamuduyla götürmek diyoruz."
Ekleyecek sözünüz var mı?