MALUM, Alanya Belediye Başkanı Hasan Sipahioğlu, eşi ve bazı dostları ile maaile tatile çıktı. İtalyan bandıralı 14 katlı Costa Mediterranea gemisiyle muhtemelen siz bu satırları okuduğunuz sırada İspanya kıyılarında dolaşıyor ve gemi...

MALUM, Alanya Belediye Başkanı Hasan Sipahioğlu, eşi ve bazı dostları ile maaile tatile çıktı. İtalyan bandıralı 14 katlı Costa Mediterranea gemisiyle muhtemelen siz bu satırları okuduğunuz sırada İspanya kıyılarında dolaşıyor ve gemi güvertesinde güneşleniyordur.
Günlük politika kulisi yazan bir gazeteci olarak şunu açık yüreklilikle söylemek isterim ki, Sipahioğlu yokken Alanya’nın da tadı tuzu yok.
En azından benim için.
Sanırım kendimi 2014 yerel seçimlerinden sonrasına şimdiden alıştırmam gerek. Ve şimdiden ‘Eğer Sipahioğlu giderse’ diye onun yerine gelecek olanın da en az onun kadar kendisini bana sevdirmesini dilemekten başka şansım yok gibi geliyor.
İşin şakası bir yana…
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun Alanya ziyareti sırasında fitilini ateşleyip, Alanya Tanıtım Vakfı (ALTAV) Başkanı Faik Kaptanoğlu’nun yangına körükle gittiği, Alanya Ticaret ve Sanayi Odası (ALTSO) Başkanı Kerim Aydoğan’ın da ateşe benzin dökmesiyle alevlendirdiği “Alanya bir marka mıdır, değil midir?” tartışmasından Sipahioğlu’nun henüz haberi yok.
Olsa bile ne değişir, işte orası bence çok önemli.
“Niye?” diye soracak olursanız, hemen izah edeyim.
Sayın Başkan bildiğiniz üzere bir hayli zamandır Alanya Kalesi’ni UNESCO Dünya Kültür Mirası listesine sokmak için yoğun çaba sarf ediyor, bu yönüyle takdiri hak ediyor.
Bu işi bu dönem bitirip, bir sonraki dönemde siyaseti bırakırsa, adını Alanya tarihine, “Alanya Kalesi’ni UNESCO’ya sokan başkan” olarak yazdırmak istediği biliniyor.
Fakat bunun için yaptığı, planlı ve programlı gibi görünen bazı icraatların aslında aceleye geldiği ya da getirildiği yönünde kamuoyunun bazı çevrelerinde eleştiriler yok değil.
Örneğin “Tersane” ve “Tophane Mahallesi” bölgesinde “restorasyon” adı altında yapılan bazı çalışmaların çok aceleye getirildiği, tarihi görünüm vermenin “restorasyon” olmadığı/olmaması gerektiği yönünde çeşitli kesimlerce sıkı eleştiriler yapılıyor.
Fakat gerek Sipahioğlu’na muhalefet ediyormuş gibi bir görüntü vermemek, gerekse Sipahioğlu’nun hevesini kırmamak adına bu ve benzer eleştiriler hep kapalı kapılar ardında kalıyor.
Hazır konu açılmışken ve hazır yeri gelmişken, “Alanya Kalesi” ve “Alanya bir marka mıdır?” sorusu da gündemdeyken, sizinle bir iki konuyu paylaşmak isterim.
Geçenlerde maaile Kapadokya seyahatine çıkan bir yakınım,
Ürgüp ilçesine bağlı Cemil Köyü Esentepe Mevkii’nde, peribacalarına tepeden bakan “O AĞACIN ALTI” adlı bir kır kahvesinden söz etti.
“Adam bir ağaç dikmiş, mekanın adını da ‘O AĞACIN ALTI’ koymuş, Kapadokya’ya gelen her turist o ağacın altında fotoğraf çektirmeden gitmiyormuş” dedi.
İsim nasıl ama?
“O AĞACIN ALTI”
Bence müthiş bir buluş, bu ismi koyana helal olsun.
Düşünsenize, kız flörte yeni başladığı erkek arkadaşına soruyor: “Nerede buluşalım.”
Çocukta yanıt hazır: “O ağacın altında.”
İnternete baktım, ünlü namına kim varsa “O AĞACIN ALTI” denilen kır kahvesine en az bir kez uğramış, fotoğraf çektirmiş.
Ürgüp’teki bu mekanın şöhretini (!) duyunca, aklıma bizim bir zamanlar dünyaca meşhur olan “ADAM ATACAĞI” geldi.
Mekanı bilmeyenler için Google’dan araklama kısa bir hatırlatma yapayım.
Adam Atacağı, İç Kale’nin kuzeydoğusunda, 250 metrelik uçurumun üstünde, 15 metre derinlikte bir zindanın bulunduğu yerdir. Bir rivayete göre, “Bizans devrinde iki suçlunun burada güreştirilip, mağlup olanın hasmı tarafından denize atıldığı, yenen suçlunun ise buradaki zindandan bir süre sonra çıkarılarak son bir şans tanındığı, eline verilen üç adet taştan birini denize düşürmesi halinde affedildiği, beceremezse çuvala konulup kayalıklara veya mancınık ile denize atıldığı” yerdir.
Atılan taşın hava akımı ve yer çekimi nedeniyle denize düşürülmesinin çok zor olduğu bir yerde, günümüzde bu rivayetten kaynaklanan dilek tutarak taş atma geleneği bir süre öncesine dek yabancı ve yerli turistler tarafından sürdürülmekteydi.
Ama bugün ne yazık ki bu gelenek sona erdi.
Ben görmedim ama görenlerin yalancısıyım. Bundan üç beş sene öncesi Adam Atacağı denilen yerde, yaşlı bir amca gelen turistlere taş satarmış, ama bugün o geleneği sürdüren kimse kalmamış.
Üstelik bölgede taş da yok.
Eğer uyanıksanız taşı yanınızda getiriyorsunuz ama neredeyse üç metreyi bulan demir kafesten taşı atabilirseniz kendinizi şanlı hissetmelisiniz.
Diyeceğim odur ki…
Elin oğlu Ürgüp’ün bir köyüne bir ağaç dikip adına da “O AĞACIN ALTI” diyor ve her sene bilmem kaç bin turist çekiyor, ne yazık ki “Biz zaten dünya markasıyız” diyenlerin yaşadığı ve yönetici olduğu Alanya’da, 800 senelik markamızı kendi elimizle öldürüyoruz.
Sonra da “Alanya zaten bir marka” deyip kulağımızın üstüne yatış pozisyonumuza geri dönüyoruz.
Bilmem anlatabildim mi?



Karadenizliler’den sürpriz ziyaret

KARADENİZLİLER Derneği Alanya Şubesi Başkanı Müteahhit Mehmet Balıkçı, dün AK Parti İlçe Başkanı Hüseyin Güney’i ziyaret etti. Beraberinde AK Partili Alanya Belediye Meclisi Üyesi Erol Fazlıoğlu ve MHP’li İsmail Yılmaz’la AK Parti İlçe Teşkilatı’na gelen Balıkçı, Güney’i sohbet etmek için ziyaret ettiğini söyledi. Balıkçı’nın ziyaretinden memnun kaldığını belirten Güney, şöyle konuştu: “Karadenizli hemşerilerimiz Alanya’mıza her anlamda büyük katkılar veriyor. Sayın Balıkçı da bu değerli yatırımcılarımızdan birisi. Alanya’ya hem sosyal hem de ekonomik anlamda katma değer sağlayan tüm Karadenizli hemşerilerimize Sayın Balıkçı nezdinde teşekkür ediyorum.”