Türk milleti, Müslümanlıkla şereflendikten itibaren, İslam'ın yayılmasında hiçbir fedakarlıktan çekinmeden var gücü ile çalıştığı gibi fethettiği her yerde bugün bile iftihar ettiğimiz muazzam ve çok şaşaalı camileri inşa...
Türk milleti, Müslümanlıkla şereflendikten itibaren, İslam'ın yayılmasında hiçbir fedakarlıktan çekinmeden var gücü ile çalıştığı gibi fethettiği her yerde bugün bile iftihar ettiğimiz muazzam ve çok şaşaalı camileri inşa etmiştir.
Her caminin bir, iki, dört hatta Sultan Ahmet Camisi'nde olduğu gibi altı minareli camiler dahi inşa etmişler bu minarelerde 2, 3 hatta 4 şerefeli olanları dahi mevcuttur.
Müezzinler minarelere çıkar, dört tarafa dönerek ezan okurlardı.
Namaz vakti geldiğinde, tüm minarelerden ezan sesleri ortalığa yayılır, türlü ses cümbüşü içinde ezan sesleri ta arşa kadar yükselirdi.
Kim akıl etti, neden yaptı bilmiyorum ama şimdi, tek sesten hoparlör vasıtasıyla ezan okunuyor, bütün camilerde cemaat bu tok sesi dinlemek zorunda bırakılıyor.
Peygamberimizin zamanı saadetinde, minare yoktu, yüksek bir evin damından, Bilal-i Habeşi ezan okurdu.
Peygamber Efendimiz, vakit geldiğinde, "Haydi Bilal, bizi ferahlandır" der, böylece ezanın kişileri ferahlandırdığını, rahatlandırdığını ima etmiş olurdu.
Neden merkezi sisteme geçildi, bu uygulamadan siz memnun musunuz?
Son zamanlarda ezandan sonra imamlar tarafından okunan “Allahümme rabbe hazihidda’ vetittammete" ile başlayan dua da okunmaz oldu.
Sorduğumuz da ise, bu duanın her kişi tarafından okunmasının daha uygun olduğu ve Peygamberimizin de bu duayı şahsen okuduğunu ifade etmektedirler.
Pekala ezan, asrı saadette merkezi sistemle mi okunuyordu?
Bir diğer sorun ise, şimdiye kadar, Cuma namazının son 4 rekat sünnetinin ardından 4 rekat zuhr-i ahır namazı ve 2 rekatta vaktin sünneti olarak bir namaz daha kılınmaktadır.
Bazı ilmihal kitaplarında, "Şayet Cuma namazında bir noksanlık olursa, böylece o günün öyle namazının yerine geçer" diye bir hüküm bulunmaktadır. Bu namaz da sonradan ihdas edildiği bahanesi ile bazı il ve ilçelerde kılınmıyor. Mesela, Sinop ve Ayancık'ta olduğu gibi.
Halk tarafından benimsenmiş olan bu 6 rekat namaz, Cuma namazının sahih olamaması gibi bir durum karşısında öğle namazının yerine kılındığına inanılıyordu. (Zuhr-i ahir namazının kılınması ihtiyata uygun olduğundan, alimlerin çoğu tarafından güzel görülmüş ve uygulanması istenmiştir. Ve asırlardır uygulanmaktadır da.) “Bir Müslümanın Yol Haritası, sayfa 371”
Ve son olarak şu hususunda aydınlatılmasını istiyorum.
İmam efendi, hutbe irad ettiği sürede her hangi bir namaz kılınması da konuşulması da caiz değildir. Yani, o süre namaz sayılır ve her hangi bir harekette bulunulması doğru değildir.
Öyle değil mi hocam?
O zaman imamın hutbe sırasında yüksek sesle bir dua irad etmesi, bu duaya cemaatin “amin” demesi şer’an mümkün müdür? Peygamberimizin böyle bir uygulaması var mıdır?
Sayın Müftümüz, affınıza sığınarak, pek çok kişinin çözümünü beklediği bu sorunları yanıtlarsanız, memnun kalacağımızı saygılarımla arz ederim.