Kadıköy'de 15 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi’nin bıçaklanarak öldürülmesine ilişkin davada verilen karar, Türkiye genelinde tartışmalara neden oldu. Mahkeme, sanıklardan B.B. ve U.B.’yi “çocuğun kasten öldürülmesi” suçundan 24 yıl hapis cezasına çarptırırken, M.A.D. ve A.Ö. hakkında beraat kararı verdi.
SEDAT PEKER: “TOPLUMUN VİCDANI DERİNDEN YARALANDI”
Kararın ardından Sedat Peker, avukatı Ersan Barkın’ı davayla ilgilenmek üzere görevlendirdi. Peker, yaptığı açıklamada “Halkın tamamından gelen tepkiler, mahkemenin iki kişiye ceza verirken diğer iki kişiye beraat kararı vermesinin toplumun vicdanını derinden yaraladığını gösteriyor. Bu tür kararlar, halkın kendi adaletini sağlama içgüdüsünü tetikleyebilir,” ifadelerini kullandı.
PEKER: “BAŞSAVCILIĞIN İTİRAZI YERİNDE VE DEĞERLİDİR”
Sedat Peker, İstanbul Başsavcılığı'nın karara itiraz etmesini de destekledi. “Başsavcılığın karara itirazı, halkın vicdanında karşılık bulmuştur. Değerli hukukçu avukatım Ersan Barkın’ın da belirttiği gibi, üst mahkemenin bu kararı bozacağından hiçbir şüphemiz yoktur,” dedi.
AVUKAT ERSAN BARKIN: “BU DAVANIN İÇİNDE İKİ AYRI DAVA VARDI”
Minguzzi ailesinin avukatı Ersan Barkın, karar sonrasında adliye önünde yaptığı açıklamada, “Bu davanın içinde iki ayrı dava vardı. İlki çocuğun kasten öldürülmesi, ikincisi ise geçtiğimiz duruşmada birleştirilen dosyaydı. Savcılık, tüm sanıkların suça iştirak ettiğini belirterek cezalandırılmalarını talep etti. Ancak mahkeme iki kişiye ceza verirken, diğer iki sanık için delil yetersizliğinden beraat kararı verdi,” dedi.
“KABUL EDİLEBİLİR BİR KARAR DEĞİL”
Barkın, güvenlik önlemlerinin yoğunluğuna da dikkat çekerek, “Bu kadar güvenlik önlemi alınması bile kararın toplumsal vicdanda karşılık bulmayacağını gösteriyordu. Verilen karar kabul edilebilir bir karar değildir. Üst mahkemeye başvuracağız ve bu kararın bozulacağına inanıyoruz,” şeklinde konuştu.
TOPLUMDA ADALET ARAYIŞI GÜNDEMDE
Minguzzi davası, sadece bir ceza yargılaması olmaktan çıkıp toplumsal vicdanı ilgilendiren bir mesele haline geldi. Kamuoyunda, “adalet duygusunun zedelenmesi” yönündeki eleştiriler yükselirken, hukukçular kararın üst mahkemede bozulması gerektiğini savunuyor.
Kaynak: Sondakika





