Ciddi konulara geçmeden önce, gelin sizinle eğlenceli bir oyun oynayalım veya bir 'düşünce egzersizi” yapalım… Tiyatro oyunlarına, filmlere, dizilere, fizikleri, şekil, şemailleri ve fizyonomileriyle, çehre hatlarıyla, karakterlere uygun...
Ciddi konulara geçmeden önce, gelin sizinle eğlenceli bir oyun oynayalım veya bir “düşünce egzersizi” yapalım… Tiyatro oyunlarına, filmlere, dizilere, fizikleri, şekil, şemailleri ve fizyonomileriyle, çehre hatlarıyla, karakterlere uygun düşecek sanatçıları ve figüranları “Central Casting Office” denilen kuruluşlar bulur ve yerleştirirler. Şimdi oyun bu ya biz bu yöntemi, özellikle, Türkiye’deki seçim “oyunu” için, adaylar hususunda, ve hatta ülke “sahnesi” kapsamında oynayalım. Adayları, karakterleri, fiziklerine, görünüşlerine göre, sahneye koymayı deneyelim.
Kim hakiki erkek “kahramana”, hangi güzel hanım oyunun kadın kahramanına yakışıyor, kim sahtekâr, dalavereci… Kim alçak, kim hain vb? “Eşhas” listesine oturtalım. Hem eğlenceli, hem de ibret verici olur! Ben, bunu, köşemde yapmak isterdim ama “Bu oyundaki karakterlerin, gerçek kişilerle, olay ve kurumların da gerçek olay ve kurumlarla ilgisi yoktur” uyarısını koysam da bazıları alınırlar, üzerlerine alırlar ve “hakarete” girer. Fakat madem ki söz tiyatroyla açıldı, “kültürel hoşgörüsüne” sığınarak Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, bugün “büyük sahnede” oynanmakta olan “oyunda” hangi karaktere uygun düşüyor? “Ucube “anıt olayındaki performansıyla, eski orta oyunlarındaki “Evet efendim, sepet efendim, siz ne derseniz doğrudur efendim” diyen “meddaha” mı? Fakat şimdi Başbakanın kerimelerine sahneden tuluat olarak latife edilmesi üzerine, Cumhuriyet kadar eski ve Türk Tiyatro, operası ve balesinin temeli olan “Devlet Tiyatrolarını” kapatacağını söylemesi üzerine “Oyundaki” hangi karakteri oynuyor… En hafifi “Okullar olmasa maarifi ne güzel idare ederdim” diyen Emrullah Efendi’yi. Karar sizin!
NİZAM-I CEDİT
Şu sırada başka çok ciddi bir oyun sahneye konulmakta. Adı "Vakay-ı Hayriye.” Konu eski, provaları yapıldı. Mesela malum milliyetçilikten “cemaatçiliğe” dönme Mümtazer Türköne, TSK’ni “Yeniçeri Ocağına” benzetmiş. 2. Mahmut’un “hayırlı vaka” hareketiyle, Yeniçeriliğin kaldırılması yerine, “Nizam-ı Cedit” yani “Yeni Düzende” bir Ordu kurulmasını önermişti. Teşbihte hata var, terimler karıştırılıyor. Şimdi, “Kazan kaldıran Yeniçeriler” düzenli Türk Ordusunun yerine kendi “Ordularını” kurmak istiyorlar. Bu “senaryonun” yazarı Erdoğan, yardımcıları, suflörleri de malum yanaşmalar. Hepsinin Orduya ve Komutanlara karşı kişisel, ideolojik amaçları, hınçları, kuyruk acıları ve “entel ukalalıkları” var.
Gerekçe malum. “Sivil Otoriteye, iktidara tabi, siyaseti “vesayeti” altına alamayacak, “çağdaş” profesyonel ama politikacıların “vesayeti” altında bir ordu oluşturmak!
AKP’li Ankara Milletvekili Haluk Özdalga bir basın toplantısı düzenleyerek maksadı, senaryonun özetini anlatıyor: “Önümüzdeki dönemde (Yani AKP mutlak iktidar, Erdoğan ‘Tek Başkan’ olunca) atılması gereken en önemli adımlardan biri, silahlı kuvvetler reformudur. Komutanlar, ülke yönetimini ilgilendiren konularda açıklama yapmak alışkanlığından vazgeçmelidir. Genelkurmay Başkanlığı’nın, Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanması ve mevcut askeri yüksek yargı kurumları sivil yargı içerisine alınmalıdır. Ordu, seçimle işbaşına gelen hükümetlerin kesin denetimi altında bulunmalıdır. Silahlı kuvvetler, özerkliği olan, muhtariyet sahibi ve kendi kendini yöneten bir yapı değildir. Demokratik devletin bir parçası olarak, hükümetlerin yönetimi, emir ve denetimi altında görev yapan bir kurumdur. Silahlı kuvvetlerin sahip olduğu ayrıcalıklar, adalet ve eşitlik ilkeleri çerçevesinde adım adım giderilmelidir.”
Gördünüz mü “oyunun”, senaryonun yeni versiyonunu? Bu oyunun baş karakterlerini siz belirleyin!
Şu sırada, mesela Şener Eruygur Paşanın suçlanması, İstanbul’daki Zırhlı Tugay’daki sözde uygulamalara dair pespaye dedikodular, orduya “belden aşağıya da” vurmanın el peşrevleri.
Fakat asıl dikkat edilmesi gereken tehlike Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, Ordunun “Cemaat veya İmam Hatip Ordusu” haline getirilmesi “oyunu!”
Emekli Tuğamiral, eski Deniz Harp Okulu Komutanı Türker Ertürk, YGS’deki şifre olayının arkasındaki esas nedenin, Harp Okullarını ele geçirmek olduğunu ileri sürdü. Harp Okullarının da ÖSYM sınav sonuçlarına göre öğrenci aldığını hatırlatarak "Bu şifre olayının arkasındaki esas nedenin bu okulları ele geçirmek olduğuna kesin olarak inanıyorum. Kara Harp Okulu için tehlike daha yakın, çünkü onlar ilk sınav neticelerine göre öğrenci alıyorlar. Bu nedenle eğer Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Ordusu olarak kalmak istiyorsak Genelkurmay Başkanlığı bu konuda derhal önlem almalı" diyor. Bu uyarı çok ciddi ama gereği nasıl yapılacak? Bu konuda çok yazdım; Türk Ordusunun, başka hiçbir orduya benzemediğini, “profesyonel” olsa, en iyi profesyonel eğitimi olsa, “rubu”, TC’ni “korumak kollamak.” görevi körletilir, zaafa uğratılırsa, vatanın iç ve dış düşmanlara karşı korunmasında, “güçlü” olamayacağını anlatmaya çalıştım, nefesim tükendi. Hem, TSK'ni savunmak, sadece bana mı düşer? Ne var ki, maalesef, TSK’nin kendisini korumak gücü de zaafa uğratıldı. Kendisini savunamayan bir ordu, vatanı nasıl koruyacak? “Senaryonun” yazarına sormalı!