"BİZ
yeryüzündeki şeyleri bir zinet yaptık ki, insanları imtihan edelim. Hangisi daha güzel bir amel yapacak." Kur'an-ı Kerim/Kehf Suresi/7. Ayet .../...
Allah (CC) Hümeze suresini gıybetçi, dedikoducu ve kusur araştıranlar için Peygamber (SAV) efendimize vahy etmiştir demiştik. Bu surede insanlara şöyle denilmektedir: "Yazıklar olsun bütün Hümeze-lümeze (gıybet ve dedikodu yapanlar) güruhuna. Ve yazıklar olsun ona ki bir mal toplamış ve onu saymaktadır. Malı kendisini ebedi kılmış sanır. Hayır Celalim hakkı için atılacaktır o hutameye. Ve bildin mi hutame nedir? Allah'ın tutuşturulmuş ateşi. Ki, çıkar gönüller üstüne. O (ateş) kapatılacaktır onlar (Hümeze/lümeze güruhu) üstüne."
Hümeze suresi ile ilgili olarak Elmalılı Hamdi efendinin Kur'an tefsiri külliyatının 10. cildinde açıklamalar vardır. Bu surede, "gıybet yapanları saracak olan ateşin Allah'ın (CC) ateşi olduğu ve diğer ateşlerden farklı olarak bedenlerin yanısıra ruhları da yakma gücünün bulunduğu, "Derileri piştikçe onları, azabı tatsınlar diye başka derilere dönüştürürüz" diyen Nisa suresi 56. ayetin de buna işaret ettiği" ifade edilmektedir. Bu da gıybetin ne kadar azgın bir kötülük olduğunun işaretidir. Ve gıybet yapanlar da riyakarlar gibi münafıktır.
Gıybetçi ve dedikoducu başkalarının kusurlarını araştırıp bularak veya duyduğu bir konuyu kulaktan kulağa fısıldayarak kendi kusurlarını örtmeye çalışır. Kendini başkalarına şirin gösterme çabası içinde şaklabanlık yapar. İnsanların kusurunu arayıp kendini, kendine ve başkalarına karşı daha iyi olduğuna ikna etmeye çalışır. Böylesi insanların yakın dostu ve arkadaşı olmayacağından bulduğu herkese bu kusurları anlatıp durur. Fakat kısa sürede onları da kaybeder. Çünkü aklı olan hiç kimse bu tür insanlara güvenmez ve güvenmemelidir. Bilmelidir ki, er geç onun kusurlarını da başkalarına anlatacaktır.
Gıybet ve dedikodunun ana kaynaklarından biri de kıskançlıktır. Çünkü kıskanılan kişiyi gözden düşürmek için hakkında dedikodu yapmak insanlarda adeta bir alışkanlıktır. Günümüzde toplumlarda başarılı insanların ayağından çekme edepsiz ve hayasızlığın en ilkel ve münafıklık aracı gıybet ve dedikodudur. Bir kişi herhangi bir başarı göstermesin, o yerde gıybet ve dedikodu alır başını gider.
Naklederler ki büyük alim ve evliya Cüneyd-i Bağdadi'nin bütün müritlerinden daha fazla değer verdiği bir müridi vardı. Diğer müritler onun halini kıskanıyordu. (Bu nedenle o mürit hakkında dedikodu yapıyorlardı). Firasetiyle bunu anlayan şeyh; onun edebi ve anlayışı hepsinden fazla olduğundan nazarımızı ona çevirmişizdir. Bu durumun sizde de hasıl olması için imtihan yapacağım deyip kendisine yirmi kuş getirmelerini emretti. Sonra; her biriniz bir kuş alarak kimsenin görmediği bir yere gidiniz, kuşları orada boğazlayıp getiriniz dedi. Müritlerin her biri bir kuş alıp, kesip getirdiler. Yalnızca en fazla değer verdiği mürit kuşu kesmemiş, canlı olarak geri getirmişti. Şeyh sordu, niçin kuşu kesmedin? Mürit cevap verdi; şeyhim kimsenin görmediği bir yerde kesmemizi emretmiştiniz ve ben her nereye gittim ise Allah-ü Teala'yı orada hazır ve nazır gördüm. Bu yüzden kuşu kesemedim. Şeyh diğerlerine döndü ve dedi ki: "Bunun nasıl bir kavrayışa sahip olduğunu ve bu bakımdan sizinle arasındaki farkı gördünüz mü?"
Bunun üzerine müritler yaptıklarına pişman olup af dilediler. (Feridüddin Attar-Evliya Tezkireleri)