ÇOCUKLARI rengârenk kelebekleri çok sever. Küçük bir çocuğa anlatılması en zor konulardan biri, o güzel kelebeğin yaşamının ilk evresinde çirkin bir tırtıl olduğudur. Tırtıl, yaşamının belirli bir aşamasında 'pupa” adı verilen...
ÇOCUKLARI
rengârenk kelebekleri çok sever. Küçük bir çocuğa anlatılması en zor konulardan biri, o güzel kelebeğin yaşamının ilk evresinde çirkin bir tırtıl olduğudur.
Tırtıl, yaşamının belirli bir aşamasında “pupa” adı verilen bir kozaya girer ve 8-14 gün sonra bir kelebeğe dönüşür.
Gözlemlerimiz ve zooloji bilimi sayesinde çirkin bir tırtılın “pupa” aşaması sonrasında şahane bir kelebeğe dönüşeceğini biliriz.
Kurulu sistem bir taraftan insanları bencilleştirir, diğer taraftan mücadele içinde mecburen toplumsallaştırır, dayanışmacı ve ortaklaşıcı yapar. Sistemin baskı ve sömürüsüne bireycileşerek engel olamayanlar, sisteme karşı birlikte mücadeleye zorlanır.
İşte size tırtılın kozaya girmesi aşaması.
Tırtıl nasıl kozada kelebekleşirse, insanlar da sisteme karşı mücadele içinde devrimcileşir, sistemin pisliklerinden arınır.
Kendi kârını azamileştirmeye çalışan patronların hâkim olduğu düzen, bazen ekonomik büyüme ve refah sağlar, bazen de krizlere girer, büyük yoksullaşmalara neden olur.
Sorunları çözmenin yolu birlikte mücadeleden geçer.
Birlikte mücadelede ise bireycilik, bencillik yoktur. Tam tersine, toplu davranış, dayanışma, özveri vardır. İnsanlar sisteme karşı mücadele içinde sistemin kişiliklerinde öne çıkardığı pisliklerden arınır. Kişinin içindeki olumlu ve iyi özellikler ön plana çıkar.
Niye bunları anlatıyorum. Aslında örgütlü olan toplumumuz kendi örgütlerine sahip çıkmadığı için bizler birçok sorunumuzun çözümünü ötelemekten ve yakınmaktan daha öteye gidemiyoruz. Alanya’mızda bu dönemde birçok meslek odasının, kitle örgütünün, siyasi partinin, derneklerin kongreleri gerçekleşiyor. Yakınmak yerine eğer bu sisteme karşıysanız, bu böyle gitmez diyorsanız ya da daha iyisini istiyorsanız, kendi durumunuza göre en uygun meslek odası, dernek, siyasi parti ve kitle örgütünde taşın altına elinizi sokacaksınız. Tek başınıza başını sonunu bilmediğiniz bir kavganın içerisinde boğuşmaktansa, bağlı bulunduğunuz örgütlere sahip çıkarak önümüzdeki zorlu süreçleri omuz omuza atlatabileceğimiz koşulları yaratmak zorundayız.
Kendi payımıza neden Vatan Partisi’yle birlikte mücadele edeceğiz?
Atatürk’ün kurduğu Milli-Üniter-Laik Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığı ve devamına kendini adadığı için.
Bölücülük (PKK) ve siyasal İslam (FETÖ) belasını en iyi kavrayan ve ona karşı yegane teminat olan siyasal adres olduğu için.
Türkiye’deki millicileri tasnif etmeksizin bir bayrak altında toplayarak körelmeye başlayan Atatürkçü milli ruhu şahlandırdığı için.
Vatan ve değerleri adına gözünü kırpmadan bedel ödeyebileceğini kanıtladığı için.
Ermeni diasporası ile yeni Sevr’cileri, Lozan ve Strazburg’da yere serdiği için.
Antiemperyalist duruşu için.
ABD ile NATO’ya karşı olduğu için.
Haçlı emperyal birliği olan Avrupa Birliği’ne hayır dediği için.
Avrasya Birliği’ni savunduğu için!
Suriye’de vatanını savunan Beşar Esad’ı sahiplendiği için.
Tüketim değil, üretim ekonomisi dediği için.
Ergenekon’dan çıkış ruhunu yeniden canlandırdığı için.
İşgal edilen 152 ada ve adacıklarımıza sahip çıktığı için.
Kıbrıs politikasını, Kahraman ve Kurucu Lider Rauf Denktaş çizgisinde götürdüğü için.
Daha sayamadığımız bütün bu nedenlerden ötürü sizleri önümüzdeki zorlu süreçleri daha az hasarla atlamak için Vatan Partisi’yle birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz. Kitle örgütlerimize ve meslek odalarımıza sahip çıktığımız ölçüde bu mücadelenin en önemli ayağı ve merkezi olan Vatan Partisi’ne de omuz verin. Sorunları çözmenin yolu birlikte mücadeleden geçer.
Haydi gelin. Tırtılın kozaya girmesi aşamasını hep birlikte yaşayalım, yaşatalım.