Medyaya bir göz atın. 'Türkiye batıyor.” 'Şeriat geliyor.” demeyi bırakın, 'Türkiye kurbanlık koyun haline geldi.” diyerek, hem askerlerimizi hem de halkımızı tahrik eden beyinler var. Halbuki bugünkü Türkiye, tarihinin...
Medyaya bir göz atın.
“Türkiye batıyor.” “Şeriat geliyor.” demeyi bırakın, “Türkiye kurbanlık koyun haline geldi.” diyerek, hem askerlerimizi hem de halkımızı tahrik eden beyinler var.
Halbuki bugünkü Türkiye, tarihinin en görkemli dönemini yaşıyor.
Yargılamalar ya da tutukluluk süresi uzun sürüyormuş.
Kısa sürse, darbe dönemlerindeki gibi, yargılamadan infaza mı gidilsin?
Yaşla kuru ayrımı yapılmasın mı?
Herkes suçlu ilan edilip cezalandırılsın mı, yoksa herkes suçsuz diyerek serbest mi bırakılsın?
Tutukluluk süresi yüzünden Hizbullahçı üç kişi serbest bırakılınca kaçmadılar mı?
Sırf, Ergenekon, Balyoz ve benzeri davalar yüzünden tutuklu olanları kurtarmak için, tutukluluk süresi kısaltılınca, PKK terör örgütü elemanları, katiller ve caniler de bu yasadan yararlanıp serbest kalınca neler olabileceğini düşünen var mı?.
Rahşan affı duygusal bir aftı ama faturası bu ülkeye çıktı!
Bunlar, tanınan kişiler olduklarından, kaçmayacakları için tutuksuz yargılanmaları gerekirmiş!
Dalan, Çömez, Uzanlar, adı Asiltürk olan eski Şişli Belediye Başkanı ve bir sürü tanınmış kişi, kaçmadılar mı?
Darbe girişiminde bulunma iddiasıyla yargılanan komutanları, silahlarla donatılmış ordudaki görevine döndürmek akıl alacak şey mi?
Adam seni alaşağı etmek için silah çekecek, sen de adamın elinden silahı alıp tutuklayarak yargılamaya başladıktan sonra bırakıp eline silahı vereceksin.
Buna kargalar bile güler.
Talat Aydemir, birinci darbe girişiminde affedildi de ne oldu?
İkinci defa darbe girişiminde bulunduktan sonra infaz edildi.
Kirpi yavrusunu pamuğum diye severmiş.
Her toplum ordusunu sever. Biz de ordumuza çok değer verdiğimizden, belli bir genelleme içinde, ordu mensuplarına toz kondurmaktan özellikle kaçınırız.
Halbuki her kurum ve kuruluşta bazı çürük elmalar bulunabilir.
Çürüğü görmezden gelirsen, elmaların hepsini çürütebilirsin!
Birici Körfez Savaşında rahmetli Özal Cumhurbaşkanı olarak yanlış doğru, Musul ve Kerkük’ü ele geçirip Türkiye’nin petrol sorununu kökten halletmek için ABD ile savaşa girmek isteyince, dönemin Genel Kurmay Başkanı ne demişti.
“Savaşa girecek teçhizatımız yok.”
Dünyanın en güçlü ordusuna sahibiz diye kasım kasım kasılırken, savaşacak teçhizata sahip olmadığımızı, Genel Kurmay Başkanından öğrendik.
İşin çok daha saçma yanı, akıl hatta gerçek dışı olduğuna inanmak istediğimiz bu açıklama sonrasında, dönemin komutanı görevinden istifa etmiş, sonra da anılarında, yabancı bir güçle birlikte yani ABD’nin yanında savaşa girmeyi doğru bulmadığı için istifa ettiğini yazmıştır.
Birinci açıklaması Türk ordusunu küçük düşürürken, ikinci açıklamasında yanlışını düzeltmek ve kendisini kurtarmak için, rahmetli Özal’ı suçlamaya kalkabilmiştir.
Kıbrıs çıkartmasında kendi gemimizi batırmadık mı?
Dünyaca tanınan bir şirket, silah satışında hangi ülkelerde ve kimlere rüşvet verdiklerini açıklamasına ve bütün ülkeler rüşvet alan görevlileri cezalandırırken, sadece Türkiye bu olayı ordu yıpranır diye kapatabilmiştir.
Büyük Atatürk sağlığında ittihatçıları tasfiye etmesine ve ordu mensuplarının siyasete bulaşmamasını defalarca dile getirmesine rağmen, bugün kendilerini Atatürkçü olarak göstermeye çalışanlar nasıl oluyor da, siyasileri vesayetleri altına almaya kalkıp, toplumu sürü, kendilerini de çoban gibi görüp, istedikleri gibi bu ülke üzerinde oyun oynamaya kalkabiliyorlar.
Gazeteciden, yazar çizerden, aydınlardan darbeci olur muymuş?
Bunlar kalemle mi darbe yapacaklarmış?
İttihat ve Terakki’nin yani darbecilerin içinde en önde gelen beyin takımı aydınlardı.
Tetikçi olan yani darbeyi gerçekleştirenler ise, devlet yönetimini ve de siyaseti bilmeyen, vatan ve millet aşkıyla yanıp tutuşan, aydınların dolduruşuna gelen, idealist ve de yiğit askerlerdi.
Bunlar, koskoca Osmanlı İmparatorluğunun yıkılışında en önemli rolü oynamış, sonra da ülkeyi terk etmek zorunda kalmışlardır.