Kazakistan'ın batısındaki Mangışlak Yarımadası'nda yürütülen arkeolojik kazılar, yaklaşık bin beş yüz yıl öncesine uzanan önemli bir mezarı gün yüzüne çıkardı. Hazar Denizi kıyısında, Aktau kenti yakınlarındaki Karakabak mezarlığında bulunan mezarın genç ve yüksek statülü bir kadına ait olduğu belirlendi.

Mezar, milattan sonra beşinci yüzyılın ikinci yarısı ile altıncı yüzyılın ilk yarısı arasına tarihlendirildi. Kazılarda ortaya çıkarılan zengin buluntular arasında en fazla öne çıkan eşyalardan biri, ilk bakışta tamamen altından yapılmış izlenimi veren gösterişli ayakkabılar oldu.

Altın görünümün sırrı ortaya çıktı

Arkeologların incelemeleri, ayakkabıların bütünüyle altından üretilmediğini gösterdi. Ahşap ve organik malzemelerden hazırlanan toka ve bağlantı parçalarının üzeri son derece ince altın levhalarla kaplanmıştı. Uygulanan işçilik sayesinde ayakkabılara tamamen altından yapılmış gibi ihtişamlı bir görünüm kazandırılmıştı.

Genç kadının yalnızca ayakkabılarında değil, cenaze kıyafetinin farklı bölümlerinde de altın detaylara rastlandı. Gösterişli ziynet eşyaları, kemer parçaları ve çeşitli aksesuarlar mezardaki kişinin toplum içindeki ayrıcalıklı konumuna işaret eden buluntular arasında yer aldı.

Günlük kullanım için yapılmadılar

Araştırmacıların öne çıkan önemli ayrıntılardan biri, bazı parçaların işlevsel olmamasıydı. Özellikle ayakkabı ve kemerlerde bulunan kimi tokaların günlük yaşamda kullanılmaya elverişli olmadığı tespit edildi.

Bu durum, mezarda bulunan gösterişli kıyafet ve aksesuarların genç kadının yaşamı boyunca kullandığı kişisel eşyalar olmayabileceğini düşündürdü. Arkeologlar, söz konusu parçaların cenaze töreni ve defin için özel olarak hazırlanmış olabileceği görüşünde.

Böylece mezardaki altın kaplamalı ayakkabılar ve diğer aksesuarlar yalnızca zenginliğin göstergesi olarak değil, dönemin ölüm ve defin ritüellerine ilişkin önemli kanıtlar olarak da değerlendiriliyor.

Yerel atölyelerde üretilmiş olabilir

Araştırmacılar Andrei Astafyev ve Evgeny Bogdanov, mezardan çıkarılan gösterişli parçaların başka bölgelerden getirilmek yerine Karakabak'taki yerel atölyelerde üretilmiş olabileceğini düşünüyor.

Bu görüşü destekleyen arkeolojik kanıtlar da bulunuyor. Bölgede daha önce gerçekleştirilen çalışmalarda metal işçiliği, mücevher üretimi ve cam yapımına ilişkin izlere rastlanmıştı. Yeni buluntular, Karakabak'taki zanaatkârların oldukça gelişmiş üretim tekniklerine sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Farklı medeniyetlerin sikkeleri aynı noktada bulundu

6,1 büyüklüğünde deprem
6,1 büyüklüğünde deprem
İçeriği Görüntüle

Karakabak'ın sıradan bir yerleşim olmadığını gösteren bulgular yalnızca mezarlardan ibaret değil. Bölgede gerçekleştirilen kazılarda yüz elliden fazla antik sikkenin ortaya çıkarılması, yerleşimin geniş bir ticaret ağının parçası olduğuna işaret ediyor.

Sikkeler arasında Part, Harezm, Soğd, Sasani, Bizans ve Çin gibi farklı siyasi ve kültürel merkezlerle bağlantılı örneklerin bulunması öne çıkıyor. Birbirinden uzak coğrafyalara ait paraların aynı bölgede ortaya çıkması, Karakabak'ın uzun mesafeli ticaret güzergâhları üzerindeki önemini gösteriyor.

Araştırmacılar bölgenin, Orta Asya'yı Kafkasya ve Volga havzasıyla buluşturan Azak-Hazar ticaret koridorunun önemli duraklarından biri olduğunu değerlendiriyor.

Genç kadının mezarından çıkarılan altın kaplamalı ayakkabılar ve gösterişli aksesuarlar ise Karakabak'ın yalnızca ticari açıdan değil, zanaatkârlık bakımından da gelişmiş bir merkez olduğuna ilişkin yeni ipuçları sunuyor. Bulgular aynı zamanda yaklaşık bin beş yüz yıl önce Hazar çevresinde yaşayan toplulukların seçkin kişiler için ne kadar ayrıntılı cenaze hazırlıkları gerçekleştirdiğini gözler önüne seriyor.

Kaynak: Haber Merkezi