ATALARIMIZ
ATALARIMIZ
"Üzüm üzüme baka baka kararır" diyerek ilginç bir deyime imza atmışlar.
Bu imza.
Öyle sıradan bir imza değil.
Günümüze cuk diye oturuyor.
Oturduğu yer tabii ki herkese göre ve ele alındığı konuma göre değişir.
Benim oturttuğum konuma gelince.
Tabii ki siyaset arenası.
Baksanıza Başbakanımız Binali Yıldırım’a.
Ulaştırma Bakanı iken siyasi söylemleriyle, güler yüzlü, hoş sohbet ve ilginç esprileriyle partili partisiz herkesin sevgi ve saygısını kazanmıştı.
Sayın Yıldırım yıllar boyu siyasi polemiklerden uzak durmuşken, Başbakan olduktan sonra Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a ayak uydurmaya mı çalışıyor, yoksa ayak uydurmak zorunda mı kalıyor belli değil?
Bana göre.
Ayak uydurmak zorunda kalıyor.
Yoksa.
“Davutoğlu’nun başına gelenler onun da başına gelebilir” değil, geliiirrr!
Bu kararma işi.
AK Parti kurmaylarının, özellikle parti sözcülerinin, grup başkan vekillerinin iliklerine kadar, bir virüs gibi işlemiş durumda.
Hepsi bu kadar da değil.
Kimi Bakanlar da, aynı salgının etkisinde kalmış gibi gözüküyor.
Hemşerimiz.
Hepimizin göz bebeği.
Siyaseti devlet adamlığı ciddiyeti içinde sürdürmesiyle övündüğümüz sayın Mevlüt Çavuşoğlu bile arada sırada bu rüzgarın etkisinde kalıp, arada bir esip gürlemeye başladı.
Toplum mu?
Sormayın gitsin.
Biz millet olarak hamaseti ve yiğitlenmeyi pek seviyoruz.
Sanırım.
Siyasetçilerimizin büyük bir bölümünün esip gürlemesi, yiğitlenmeleri, ona buna meydan okumaları, toplumun bu zaafına dönük bir algı operasyonu olmalı.
Yani.
Siyasilerimizi bu yola sürükleyen.
Alkışlarımızla.
Maalesef bizleriz.