KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Cemil Bayık, Kandil Dağı’nda Kürtçe yayın yapan Nuçe TV’ye verdiği röportajda İmralı’da bulunan Abdullah Öcalan’la doğrudan görüşme talebini gündeme getirdi. Bayık, Türkiye’nin sürece yaklaşımının kendi taraflarında da kuşku oluşturduğunu belirterek KCK temsilcilerinin Öcalan’ı ziyaret etmesi gerektiğini savundu. Bayık, bu temasın gerçekleşmemesi halinde yürütülen sürecin sağlıklı ilerlemeyeceği görüşünü dile getirdi.

İMRALI’YA DOĞRUDAN TEMAS TALEBİ

Bayık’ın açıklamasında öne çıkan başlıklardan biri, Öcalan’ın yalnızca siyasi heyetlerle değil gazeteciler, danışmanlar, akademisyenler ve farklı kesimlerden isimlerle de görüşebilmesine yönelik talep oldu. Öcalan’ın kamuoyuna doğrudan seslenmesinin toplumdaki soru işaretlerinin giderilmesine katkı sağlayacağını ileri süren Bayık, görüşme kanallarının genişletilmesini istedi. Bayık ayrıca bundan sonraki aşamada açıklamalardan çok siyasi ve hukuki uygulamaların belirleyici olacağını savundu.

Silahsızlanma ve örgüt mensuplarının Türkiye’ye dönüşü konusunda da şart ileri süren Bayık, Öcalan’ın mevcut statüsünde değişiklik olmaması halinde silah bırakmayacaklarını ve Türkiye’ye dönmeyeceklerini söyledi. Demokratik siyaset yapabilme imkânlarının genişletilmesi ve yasal değişiklikler yapılması gerektiğini öne süren Bayık, kayyım uygulamaları ile cezaevlerindeki kişiler üzerinden de eleştiriler yöneltti. Bu ifadeler Bayık’ın ve temsil ettiği yapının siyasi taleplerini yansıtıyor; söz konusu taleplerin kabul edilip edilmeyeceği ise devlet kurumlarının ve yasama sürecinin yetki alanında bulunuyor.

YASANIN RESMİ ÇERÇEVESİ NE GETİRİYOR?

Bayık’ın eleştirdiği Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, TBMM kayıtlarına göre 7595 sayılı Kanun olarak kabul edildi ve Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenlemenin temel mekanizması, PKK/KCK’nin ve bağlantılı oluşumların fiilî varlığına son verdiğinin ve kontrolündeki silah ile mühimmatın teslim edildiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesine dayanıyor. Kanundaki bazı hukuki sonuçların uygulanabilmesi için bu tespitin Milli Güvenlik Kurulu kararıyla teyit edilmesi ve kararın Resmî Gazete’de yayımlanması gerekiyor.

Kanun, belirlenen şartların gerçekleşmesi halinde kapsam içindeki bazı soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesine, bazı mahkûmiyet hükümlerinin infazının belirli sürelerle durdurulmasına ilişkin hükümler içeriyor. Bununla birlikte düzenlemede örgüt faaliyeti çerçevesindeki kasten öldürme suçu ile belirli ağır suçlar bakımından istisnalar bulunuyor. Tutuklama ve adli kontrol gibi koruma tedbirlerinin de dosyanın bulunduğu yargı aşamasına göre yetkili hâkim veya mahkeme tarafından yeniden değerlendirilmesi öngörülüyor.

SİLAH TESLİMİ VE UYGULAMA NASIL İŞLEYECEK?

Resmi düzenleme yalnızca yargı dosyalarını değil, silahların teslimi ve sürecin idari takibini de kapsıyor. Kanuna göre örgüt mensuplarının beraberlerinde getirdikleri veya beyan ettikleri silah, mühimmat, patlayıcı ve diğer malzemelerin kayıt altına alınması gerekiyor. Uygulamaya ilişkin usul ve esasların güvenlik kurumlarının görüşü alınarak ilgili bakanlıklar tarafından belirlenmesi öngörülüyor. Kanundan yararlanmak isteyenlerin ise kanunda tanımlanan sürecin başlamasının ardından belirtilen süre içinde Cumhuriyet başsavcılıklarına veya görevlendirilen kurumlara yazılı bildirimde bulunması gerekiyor.

Emniyette 69 isimlik rotasyon: 24 il müdürü merkezde
Emniyette 69 isimlik rotasyon: 24 il müdürü merkezde
İçeriği Görüntüle

Sürecin takip ve koordinasyonu için Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında ilgili bakanlıklar ile güvenlik ve istihbarat kurumlarının temsil edildiği bir kurul oluşturulması da kanunda düzenleniyor. Kurul, uygulamanın ilerleyişini değerlendirebilecek, gerektiğinde alt komisyonlar oluşturabilecek ve ihtiyaç görülmesi halinde yeni adli, idari veya yasal düzenlemeler konusunda girişimde bulunabilecek. TBMM bünyesinde kurulacak izleme mekanizmasının da faaliyetleri takip ederek tavsiyelerde bulunması öngörülüyor.

SÜREÇ SADECE SİLAHLARIN TESLİMİNDEN İBARET DEĞİL

Dünyadaki benzer silahsızlanma süreçlerine ilişkin Birleşmiş Milletler yaklaşımında, yalnızca silahların teslim alınması yeterli görülmüyor. Silahsızlanma, silahlı yapıdan ayrılma ve topluma yeniden entegrasyon; siyasi, hukuki, güvenlik, sosyal ve ekonomik boyutları birlikte bulunan uzun vadeli bir süreç olarak ele alınıyor. Bu nedenle silahların güvenilir biçimde kayıt altına alınması ve doğrulanmasının yanında eski örgüt mensuplarının sivil yaşama dönüşü, geçim kaynaklarına erişimi, yerel toplumların güvenlik kaygıları ve siyasi süreçlerin işleyişi gibi konular da kalıcı sonuç açısından önem taşıyor.

SINIR ÖTESİ BOYUT KOORDİNASYONU ÖNE ÇIKARIYOR

Bayık’ın açıklamasını Kandil’den yapması ve Türkiye’ye dönüş meselesini doğrudan gündeme getirmesi, sürecin sınır ötesi boyutunu da öne çıkarıyor. Böyle bir yapıda silah teslim noktalarının belirlenmesi, kişilerin hukuki durumlarının ayrı ayrı değerlendirilmesi, güvenlik kurumları ile adli makamlar arasında bilgi paylaşımı ve dönüş sonrasındaki sosyal ve ekonomik uyumun yönetilmesi birbirine bağlı başlıklar haline geliyor. Birleşmiş Milletler’in silahsızlanma ve yeniden entegrasyon standartları da farklı ülkeleri veya sınır aşan hareketliliği ilgilendiren süreçlerde koordinasyon, izleme ve ulusal kurumların sorumluluğunu temel unsurlar arasında değerlendiriyor.

Bayık’ın son açıklamaları, mevcut yasal çerçeve ile örgüt tarafının dile getirdiği talepler arasında önemli görüş ayrılıklarının sürdüğünü ortaya koyuyor. Bir tarafta devletin silahların teslimi, örgütsel yapının sona erdiğinin doğrulanması ve bunun ardından işleyecek yargısal-idari mekanizmaya dayanan bir çerçevesi bulunurken, Bayık’ın açıklamalarında Öcalan’ın statüsü, İmralı ile doğrudan temas ve daha geniş siyasi-hukuki değişiklikler ön koşul olarak öne çıkıyor. Sürecin bundan sonraki yönünü ise tarafların açıklamalarından çok kanunun öngördüğü doğrulama, silah teslimi, yargısal işlemler ve resmi kurumların atacağı somut adımlar belirleyecek.

Kaynak: Haber Merkezi