İsrail’in Suriye’nin kuzeyindeki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne düzenlediği saldırı, Ankara-Tel Aviv hattında zaten yüksek olan gerilimi yeni bir aşamaya taşıdı. Suriye makamları saldırının üssün pist ve altyapısında maddi hasara yol açtığını, can kaybı yaşanmadığını açıkladı. Türkiye ise saldırıyı güçlü şekilde kınayarak Suriye’nin toprak bütünlüğünün ve egemenliğinin ihlal edildiğini bildirdi.
EBU ZUHUR NEDEN TÜRKİYE-İSRAİL GERİLİMİNİN MERKEZİNDE?
Ebu Zuhur’un önemi yalnızca askeri bir havaalanı olmasından kaynaklanmıyor. İdlib’in doğusunda bulunan üs, Suriye’nin kuzeyindeki askeri hareketlilik açısından stratejik bir noktada yer alıyor. İsrail tarafı, burada Türk askerlerinin konuşlandırılabileceğini ileri sürerken Ankara bu iddiaları reddetti. Türkiye, Suriye yönetimiyle yürüttüğü iş birliğinin meşru zeminde sürdüğünü ve ülkenin istikrarını desteklemeyi amaçladığını açıkladı.
Suriye Dışişleri Bakanı Asaad Al-Shaibani ise saldırı öncesinde İsrail tarafına Ebu Zuhur’da Türk askeri konuşlanması planlanmadığının iletildiğini söyledi. Şam yönetimine göre üs Suriye’nin kontrolünde kalacaktı. Buna rağmen saldırının gerçekleşmesi, İsrail ile Suriye arasında yürütülen güvenlik temaslarının sahadaki askeri hamleleri engellemekte yetersiz kaldığını gösterdi.
RUS KOMUTANDAN İSRAİL'E AĞIR UYARI
Gerilime Rusya’dan da sert bir değerlendirme geldi. Rus ordusunda üst düzey görevlerde bulunan Korgeneral Apti Alaudinov, İsrail’in bölgesel çatışmayı genişleterek ABD ve NATO ülkelerini sürecin içine çekmeye çalıştığını savundu. Alaudinov, savaşın büyümesinin İsrail açısından da ağır sonuçlar doğurabileceğini ileri sürerek Tel Aviv yönetiminin kendi gücünü olduğundan fazla değerlendirdiğini söyledi. Bu açıklamalar Rusya’nın resmi devlet politikasıyla aynı anlamda değerlendirilmemeli; Alaudinov’un bölgedeki gelişmelere ilişkin kendi değerlendirmesi olarak okunmalı.
TÜRKİYE İLE İSRAİL ARASINDA SURİYE DOSYASI BÜYÜYOR
Suriye, Ankara ile Tel Aviv arasındaki yeni gerilim alanlarından biri haline geldi. Türkiye, Suriye’de merkezi yönetimin güçlenmesini, ülkenin toprak bütünlüğünün korunmasını ve askeri kapasitenin yeniden yapılandırılmasını destekliyor. İsrail ise kendi sınırlarına yakın bölgelerde veya Suriye’nin stratejik askeri noktalarında tehdit olarak değerlendirdiği yeni kapasitelere karşı askeri müdahale seçeneğini kullanıyor. Bu iki farklı güvenlik yaklaşımı, aynı Suriye coğrafyasında karşı karşıya geliyor.
İsrail güvenlik çevrelerinde de Türkiye ile doğrudan askeri çatışma ihtimali uzun süredir ayrı bir risk başlığı olarak ele alınıyor. İsrail Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü’nün değerlendirmelerinde Türkiye’nin NATO üyeliği, askeri kapasitesi ve Suriye’deki varlığı özellikle öne çıkıyor. İsrail açısından temel sorunlardan biri, Suriye sahasındaki karşılıklı askeri faaliyetlerin yanlış hesaplama veya yanlış değerlendirme sonucunda iki ülkenin unsurlarını doğrudan karşı karşıya getirebilme ihtimali.
NATO'NUN DOĞRUDAN DEVREYE GİRMESİ OTOMATİK DEĞİL
Türkiye’nin NATO üyesi olması, Suriye’de yaşanabilecek her Türkiye-İsrail geriliminin otomatik olarak NATO-İsrail çatışmasına dönüşeceği anlamına gelmiyor. İttifakın ortak savunma mekanizmalarının işletilmesi saldırının niteliğine, gerçekleştiği yere ve üye ülkelerin siyasi değerlendirmelerine bağlı. Bu nedenle Alaudinov’un NATO’nun savaşa çekilmesine ilişkin sözleri mevcut bir NATO kararından çok, çatışmanın genişlemesi halinde ortaya çıkabilecek siyasi ve askeri risklere yönelik bir öngörü niteliği taşıyor.
GERİLİM NASIL KONTROL ALTINDA TUTULABİLİR?
Bölgede benzer krizlerin doğrudan çatışmaya dönüşmesini önleyen başlıca yöntemlerden biri askeri taraflar arasında önceden bildirim ve çatışmasızlık mekanizmalarının işletilmesi. Suriye sahasında aynı veya yakın bölgelerde farklı ülkelerin savaş uçakları, hava savunma sistemleri ve askeri personeli bulunabildiği için iletişim kanallarındaki bir kopukluk ciddi sonuçlar doğurabilir. ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack da Ebu Zuhur saldırısının ardından İsrail, Suriye ve Türkiye arasında bir çatışmasızlık mekanizmasına ihtiyaç bulunduğunu savundu.
ANKARA ULUSLARARASI TOPLUMA ÇAĞRI YAPTI
Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Ebu Zuhur saldırısının ardından yaptığı açıklamada İsrail’in Suriye’nin altyapısını ve askeri yeteneklerini hedef alan eylemlerine son verilmesi için uluslararası topluma daha kararlı tutum çağrısında bulundu. Ankara ayrıca uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirttiği saldırılar konusunda hesap verebilirliğin sağlanmasını istedi. Suriye yönetimi de saldırıyı egemenlik ve toprak bütünlüğünün ihlali olarak nitelendirdi.
Ebu Zuhur saldırısının ortaya çıkardığı asıl risk, tek bir hava üssünün uğradığı hasardan daha geniş. Türkiye, İsrail, Suriye, ABD ve Rusya gibi farklı aktörlerin güvenlik hesaplarının aynı coğrafyada kesişmesi, sınırlı bir askeri hamlenin daha büyük bir diplomatik krize dönüşme ihtimalini artırıyor. Bu nedenle önümüzdeki süreçte yalnızca yeni saldırılar değil, Ankara-Şam-Tel Aviv hattındaki askeri iletişim ve diplomatik temasların nasıl işleyeceği de bölgesel gerilimin yönünü belirleyecek.




