Gıdaların raf ömrünü uzatmak, tat, renk, görünüm ve yapısını korumak amacıyla kullanılan katkı maddeleri, belirlenen güvenli sınırların üzerinde ve sık tüketildiğinde sağlık açısından risk oluşturabiliyor.
Uzmanlar, katkı maddelerinin etkilerinin yalnızca içeriğe göre değil, tüketim miktarı ve sıklığına göre de değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Gıda katkı maddeleri, ürünlere belirli teknolojik özellikler kazandırmak amacıyla doğrudan eklenebiliyor. Bunun yanı sıra ambalajlama, depolama ve üretim süreçleri sırasında da bazı maddeler dolaylı olarak gıdaya geçebiliyor.
SADECE MADDENİN ADINA BAKMAK YETERLİ DEĞİL
Katkı maddeleri değerlendirilirken maddenin adı kadar dozu, ne sıklıkla tüketildiği, ürünün saklama koşulları ve kişinin genel beslenme alışkanlıkları da önem taşıyor. Bir katkı maddesinin kullanımına izin verilmeden önce toksik, genotoksik ve kanserojen etkiler açısından çok sayıda test ve inceleme yapılıyor. Güvenli tüketim miktarı belirlenen maddelerin yalnızca izin verilen sınırlar içinde kullanılmasına onay veriliyor. İnsanlarda kanserojen olduğu açık biçimde belirlenen maddelerin kullanımına ise izin verilmiyor.
ARAŞTIRMALARDA DOZ FAKTÖRÜ ÖNE ÇIKIYOR

12-18 yaş grubu için sigara bırakma poliklinikleri hizmete açıldı
12-18 yaş grubu için sigara bırakma poliklinikleri hizmete açıldı
İçeriği Görüntüle

Bilimsel çalışmalarda bazı renklendirici ve koruyucu maddelerin inflamasyon, DNA hasarı, hücre çoğalması ve hücre ölümü üzerindeki etkileri araştırılıyor. Ancak elde edilen sonuçların değerlendirilmesinde kullanılan doz ve maruz kalma süresi büyük önem taşıyor. Prof. Dr. Fatih Gültekin, tartrazin, azorubin, sodyum benzoat ve potasyum sorbat gibi katkı maddeleriyle ilgili bulguların doza, kullanım süresine ve incelenen canlı türüne göre farklılık gösterebildiğini belirtti. Yüksek dozda veya uzun süreli kullanımda ortaya çıkan etkilerin, izin verilen sınırlar içindeki tüketimle aynı olmayacağına dikkat çekildi. Ayrıca hücre ve hayvan deneylerinde elde edilen sonuçların doğrudan insanlar için geçerli kabul edilmemesi gerektiği, bilimsel değerlendirmelerde temkinli olunmasının önemli olduğu ifade edildi.
İŞLENMİŞ GIDALARDA TÜKETİM SIKLIĞINA DİKKAT
Geçmişte kanserojen etkileri tespit edilen bazı sentetik katkı maddelerinin kullanımının yasaklandığı biliniyor. Bu durum, bilimsel araştırmaların ve düzenli denetimlerin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Yeni bulgular elde edildikçe izin verilen katkı maddelerinin ve kullanım sınırlarının yeniden değerlendirilmesi gerekiyor. Tüketicilerin ise tüm katkı maddelerini aynı risk grubunda görmemesi gerektiği vurgulanıyor. Özellikle nitrat türevi bileşikler içeren işlenmiş et ürünleri ile katkı maddesi bulunan şekerli ve alkolsüz içeceklerin sık tüketimiyle bazı kanser türleri arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırmalar bulunuyor. Burada temel riskin, ürünlerin ne kadar ve ne sıklıkta tüketildiğiyle bağlantılı olduğu belirtiliyor.

Kaynak: CNN Türk