Kimin işi kolay ki? Herkes kendi işinin zorluğundan söz eder. Yaptığı işten, özellikle de mesleğinden memnun olan kaç kişi var dersiniz? Çok az. Özellikle esnafa sorun. 'İşler nasıl?” diye. 'İşler kesat, piyasada yaprak kımıldamıyor”...
Kimin işi kolay ki?
Herkes kendi işinin zorluğundan söz eder.
Yaptığı işten, özellikle de mesleğinden memnun olan kaç kişi var dersiniz?
Çok az.
Özellikle esnafa sorun.
“İşler nasıl?” diye.
“İşler kesat, piyasada yaprak kımıldamıyor” diyenden geçilmiyor.
İktidarın yandaşlarına yani toplumun % 50’sine ülkenin durumunu sorun.
El cevap, “Güllük gülistanlık.”
Muhalefet kanadında yer alan % 50’ye sorduğunuzda ise, ülkenin battığından söz ederler.
Bizim millet bir âlem, mart kedisi gibi…
Hem sütünü içer, hem de cıyak cıyak bağırır!
Yazarlık, özellikle de gazetecilik de öyle sanıldığı kadar kolay bir şey değil.
Hele, her gün yazıyorsanız, iş biraz daha zor.
İnsanın belli bir bilgi birikimi varsa, her konuda ahkam keserek günü kurtarabilir!
Yazarlığın belli bir sorumluluğu var.
Yazar, kendi ezberlerini okura dayatma yerine, okurun beklentilerine ışık tutmalı, seslerini duyuramayanların da sesi olmalı.
Tık nefes birinin, kendi sesi çıkmazken, başkalarının sesi olması mümkün mü?
Karanlık dehlizlerde yolunu kaybetmiş biri, dededen kalma gaz lambasıyla önünü görmeye çalışırken, başkalarına ışık tutabilir mi?
Toplumun her kesimiyle sarmaş dolaş olup, onları yakından gözleyemeyen bir yazar, yazdıklarıyla havanda su dövmekten öte bir iş becermiş sayılmaz.
Bunun için de, toplumun içine girmesi ve herkesi dinlemesi gerekir.
Yazarın inandırıcı olabilmesi için, olabildiğince objektif ve gerçekçi aynı zamanda, her olayı ve gelişmeyi her açıdan ele alabilme becerisine sahip olması şart.
Tabii, böylesine önemli bir arenada iyi top oynayabilmek için, beden ve beyin olarak performansınız üst düzeyde olmalı.
Mevcut beynimiz idare eder de, beden konusunda iddialı olmamız biraz zor!
Hele şu sıcaklarda, bırakın oraya buraya koşuşturmayı, evden çıkmak bile başlı başına bir mesele.
Sıcak korkusundan, epeydir eve kapanmıştım.
Çok yakınlarınız dışında, arayanınız soranınız olmayınca, tevellüt de biraz eski olunca, son durağa yaklaşmanın kaygısıyla, yüzme bilmeyen ahmakların suya serinlemek için dalıp, debelenmeye başlaması gibi bir telaş içine girebiliyorsunuz!
Alanya’nın sıcak anlamında, bu zor günlerinde, nasıl dışarı çıkabildiğimi de yarın anlatmaya çalışacağım.