ALANYA'DA turizm sezonu tüm hızıyla devam ederken, her yıl Türkiye'ye önemli sayıda turist gönderen İngiltere pazarından gelen son veriler Alanya turizm sektöründe gündeme geldi. Alanya Tanıtım Vakfı (ALTAV) Yönetim Kurulu Üyesi ve Basın Sözcüsü Alper Gencelli, yaşanan düşüşü ekonomik nedenlerle ilişkilendirirken, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın (TGA) önceki dönem Yönetim Kurulu Üyesi turizmci Şükrü Cimrin ise gerilemede savaşın etkisi olsa da konunun tamamen savaşla ilişkilendirilemeyeceğine dikkat çekti.
‘SORUN TÜRKİYE'NİN REKABET GÜCÜNÜ KAYBETMESİ’
Alanya Turizm Tanıtma Vakfı (ALTAV) Yönetim Kurulu Üyesi ve Basın Sözcüsü Alper Gencelli, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, İngiliz turistlerin seyahat etmeyi bırakmadığını, yalnızca bu seyahatlerde artık Türkiye'yi daha az tercih ettiklerine dikkat çekti. Gencelli, konuyu şu şekilde değerlendirdi: "İngiltere pazarından gelen son verileri yalnızca turist sayısındaki bir düşüş olarak değerlendirmemek gerekiyor. Burada çok daha önemli bir tablo var. İngiliz turist seyahat etmeye devam ediyor; ancak Türkiye, İngiltere pazarında Akdeniz'deki rakip destinasyonlarına karşı rekabet gücünü kaybediyor. İspanya, İtalya, Portekiz ve Yunanistan İngiliz pazarında büyümeye devam ederken Türkiye'nin gerilemesi, sorunun talep yetersizliği olmadığını açıkça ortaya koyuyor. İngiliz turist tatile çıkıyor; fakat tercihlerini Türkiye yerine rakip destinasyonlardan yana kullanıyor." Türkiye'nin pazarda kan kaybetmesinin nedenlerine de değinen Gencelli, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Bunun en önemli nedenlerinden birinin, Türkiye'nin geçmişte sahip olduğu fiyat avantajını önemli ölçüde kaybetmesi olduğunu düşünüyorum. Türkiye, uzun yıllar İngiliz turist açısından çok güçlü bir 'fiyat-performans' destinasyonuydu. Turist, Türkiye'ye geldiğinde ödediği paranın karşılığında yüksek hizmet kalitesi, kaliteli konaklama, zengin gastronomi, ulaşım kolaylığı ve çok çeşitli turizm ürünlerine ulaşabiliyordu. Türkiye'nin en önemli rekabet avantajlarından biri buydu.
Ancak yüksek enflasyonla birlikte Türkiye'de otel, personel, enerji, gıda, ulaşım ve diğer işletme maliyetleri ciddi şekilde arttı. Bu maliyet artışları turizm fiyatlarına da yansıdı. Türk lirasındaki değer kaybı ise tek başına Türkiye'yi yabancı turist açısından ucuz tutmaya yetmedi. Çünkü Türkiye'deki fiyat artışları, kur avantajının önemli bölümünü ortadan kaldırdı. Bugün İngiliz turist Türkiye'ye baktığında yalnızca Türkiye'deki fiyatı değerlendirmiyor. Aynı bütçeyle İspanya'da, Yunanistan'da, Portekiz'de veya İtalya'da ne satın alabileceğine bakıyor. Dolayısıyla artık mesele 'Türkiye ucuz mu?' sorusundan çıkmış durumda. Asıl soru, 'Türkiye ödediğim paranın karşılığını rakiplerinden daha iyi veriyor mu?' sorusudur. Bence Türkiye'nin asıl kaybettiği nokta burada.
Elbette İngiltere pazarında tanıtım faaliyetleri yürütülüyor. Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı ve GoTürkiye başta olmak üzere sektörün farklı kurumları İngiltere'de önemli tanıtım çalışmaları gerçekleştiriyor. Gastronomi, kültür, doğa, spor, lüks turizm ve farklı deneyim ürünleri üzerinden Türkiye'nin tanıtılması son derece değerli.
Ancak artık sadece tanıtım yapmak yeterli değil. Tanıtım ile rekabetçi fiyat ve güçlü ürün arasında bir denge kurmamız gerekiyor. Bir destinasyonu ne kadar iyi tanıtırsanız tanıtın, turist satın alma aşamasına geldiğinde Türkiye'nin toplam tatil maliyeti rakiplerinden belirgin şekilde yüksekse reklamın satışa dönüşmesi zorlaşıyor. Bu nedenle İngiltere pazarında yeniden büyümek istiyorsak öncelikle Türkiye'nin fiyat rekabetçiliğini ve 'value for money', yani ödenen paranın karşılığını alma algısını yeniden güçlendirmemiz gerekiyor. Burada yalnızca otel fiyatlarından söz etmiyorum. Uçak bileti, transfer, restoran, aktivite, alışveriş ve diğer tüm harcamalar dahil olmak üzere turistin Türkiye'de geçireceği toplam tatil maliyetine bakmamız gerekiyor. Ayrıca Türkiye'nin İngiliz pazarındaki konumlandırmasını da yeniden gözden geçirmeliyiz. İngiliz turist için Türkiye sadece deniz, kum ve güneş destinasyonu değildir. Spor turizmi, gastronomi, kültür, doğa, yürüyüş, bisiklet, golf, wellness ve sağlık turizmi gibi alanlarda çok güçlü bir potansiyele sahibiz. Özellikle sezon dışı dönemlerde bu ürünleri daha agresif şekilde pazarlamamız gerekiyor." Gencelli, konuyla ilgili değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı: "İngiltere pazarı Türkiye için kaybedilmiş bir pazar değildir. Tam tersine, çok önemli ve yeniden kazanılması gereken stratejik bir pazardır. Ancak burada gerçekçi olmamız gerekiyor. Sorunu sadece daha fazla reklam yaparak çözemeyiz. Türkiye'nin yeniden rekabetçi hale gelmesi gerekiyor. Ben bu rakamları Türk turizmi açısından bir krizden ziyade ciddi bir uyarı olarak görüyorum. Çünkü İngiliz turist hâlâ seyahat ediyor. Pazar büyüyor. Rakipler büyüyor. Türkiye geriliyorsa öncelikle kendi rekabet gücümüzü sorgulamamız gerekiyor. Özetle benim görüşüm şu: İngiliz turist Türkiye'ye sırtını dönmedi. Türkiye, İngiliz turistin karşısındaki alternatifler arasında eski fiyat ve değer avantajını kaybetti. Şimdi yapılması gereken, Türkiye'yi yeniden İngiliz turist açısından cazip, ulaşılabilir ve ödediği paranın karşılığını en iyi aldığı destinasyonlardan biri haline getirmek. Çünkü turizmde artık yalnızca 'en çok tanıtımı yapan' değil, en iyi değeri sunan destinasyon kazanıyor."
‘KAYBI TAMAMEN SAVAŞA BAĞLAYAMAYIZ’
Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın (TGA) önceki dönem Yönetim Kurulu Üyesi turizmci Şükrü Cimrin, yaşanan düşüşte Orta Doğu'daki savaş durumunun etkisinin bulunduğunu ancak kaybın tamamının savaşla açıklanamayacağını belirtti. Güvenlik endişesi nedeniyle erken rezervasyon döneminde talebin İspanya, Portekiz, İtalya ve Hırvatistan'a kaydığını belirten Cimrin, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "İngiltere'den yurt dışına yapılan seyahatler bu yıl yüzde 0,3 artmış durumda. Yani İngilizler geçen yıla göre az da olsa daha fazla yurt dışına çıkıyor. Buna rağmen Türkiye'ye gelen İngiliz ziyaretçi sayısında yüzde 8,5'lik bir düşüş görüyoruz. Bu da İngiliz misafirin bu yıl Türkiye'yi geçen yılki kadar tercih etmediğini gösteriyor. Bu düşüşte Orta Doğu'daki savaşın ve oluşan güvenlik algısının etkisini göz ardı edemeyiz. Savaşın nasıl ilerleyeceğine ilişkin belirsizlik nedeniyle kış döneminde almamız gereken erken rezervasyonları istenilen seviyede alamadık ve sezona önemli bir rezervasyon açığıyla başladık. Bunun etkisini özellikle nisan ve mayıs aylarında gördük. Türkiye'deki turizm bölgelerinde fiilî bir güvenlik sorunu bulunmamasına rağmen, İngiliz misafirlerin bir bölümü kendilerine daha güvenli görünen İspanya, Portekiz, İtalya ve Hırvatistan gibi rakip destinasyonlara yöneldi.
Burada şu soruyu sormamız gerekiyor: Savaş hiç yaşanmasaydı İngiltere pazarındaki kaybımız yine yüzde 8,5 olur muydu? Bana göre olmazdı. Ancak yüzde 15-20 gibi yüksek bir artış yakalayacağımızı söylemek de gerçekçi değil. Büyük ihtimalle geçen yılki rakamlarımızı korur veya biraz üzerine çıkabilirdik. Dolayısıyla kaybı tamamen savaşa bağlayamayız. Savaş ve güvenlik algısı düşüşü hızlandırdı; ancak Türkiye'nin fiyat ve hizmet bakımından rekabet gücünü nispeten kaybettiği de ortada. Son yıllarda İngiltere pazarında üst üste önemli artışlar yakaladık. Fakat ulaşılan seviyeyi korumak ve üzerine yeni bir büyüme koymak kolay değil." İngiltere pazarının yerel ekonomiye katkısına da değinen Cimrin, İngiliz turistin erken rezervasyona önem verdiğini belirterek, “"Özellikle Bodrum-Dalaman ve Antalya gibi önemli turizm bölgelerimizde ve havalimanlarımızda görülen çift haneli düşüşleri dikkatle değerlendirmeliyiz. Rekabeti de yalnızca fiyat olarak düşünmemeliyiz. Fiyatlarımızı sürdürülebilir seviyelerde tutarken, aynı fiyat karşılığında rakiplerimizden daha iyi hizmet ve daha güçlü bir tatil deneyimi sunabilmeliyiz. İngiltere pazarı erken rezervasyona son derece duyarlı. İngiliz misafirler bugünden bir yıl, hatta iki yıl sonraki tatillerini satın alabiliyor. Şu anda 2027 ve hatta 2028 yılları için İngiltere pazarından rezervasyon alan tesislerimiz var. Bu nedenle otellerimizin gelecek sezonlara ilişkin fiyatlarını erken, gerçekçi, rekabetçi ve sürdürülebilir biçimde belirleyerek satışa sunması gerekiyor. İngiltere pazarı yerel ekonomi açısından da çok değerli. İngiliz misafirler yaz döneminde her şey dahil tesisleri tercih etseler bile, self-catering yani apart konaklama kültürüne alışkın oldukları için tatilleri boyunca birkaç kez dışarıda yemek yemeyi ve eğlenmeyi tercih ediyor. Dolayısıyla bu pazar yalnızca otellerimize değil; restoranlarımıza, eğlence mekânlarımıza, esnafımıza ve bölgedeki diğer turizm işletmelerine de doğrudan katkı sağlıyor. Bu yönüyle İngiltere pazarı, turizmin tabana yayılması ve sürdürülebilirliği açısından ayrıca önem taşıyor. İngiltere pazarını doğru analiz eder, İngiliz misafirin değişen beklentilerini doğru karşılar ve beklediği hizmeti doğru fiyatla sunabilirsek bu kaybı telafi ederek yeniden büyüme sağlayabiliriz." (Mihriban DENİZ ÇETİNKAYA)
İngiliz turist Türkiye’den uzaklaşıyor: Alanya turizminde alarm zilleri
Alanya'da turizm sezonu devam ederken, stratejik öneme sahip İngiltere pazarında yılın ilk yarısında yaşanan düşüş dikkat çekti. 2026’nın ilk yarısında İngiltere’den yurt dışına çıkan turist sayısı artışını sürdürürken, Türkiye Akdeniz’deki rakipleri arasında kan kaybeden tek destinasyon oldu. Turizm sektörü temsilcileri, İngiliz turist sayısındaki gerilemeyi Yeni Alanya’ya değerlendirdi
Kaynak: Haber Merkezi
Yorumlar
Trend Haberler
Alanya’yı yasa boğan ölüm
Karısını satan adam Alanya'da mı oturuyor? HBO'nun dünyaca ünlü dizisi SEX SLAVE hakkında şok iddialar
Son Dakika! Türkiye'nin son nüfus sayımı açıklandı
Antalya ve Alanya'ya kavurucu sıcaklar geliyor: Ay sonuna kadar sürecek
Antalya ve Alanya’da sıcaklık alarmı: Bu saatlere dikkat!
Alanya’da otoparkta bıçaklı kavga: 1 kişi yaralandı


