Van'daki felaket üzerine yapılan yorumlar, bakış açıları arasında ne kadar büyük fark olduğunu gösterdi.. Bizler, 'Deprem felaketi, Allah'ın, kardeş kavgasının bitirilmesi için uyarıdır ve bu toprak ana üzerinde yaşayanların...

Van’daki felaket üzerine yapılan yorumlar, bakış açıları arasında ne kadar büyük fark olduğunu gösterdi.. Bizler, “Deprem felaketi, Allah'ın, kardeş kavgasının bitirilmesi için uyarıdır ve bu toprak ana üzerinde yaşayanların hepsinin aslında tek bir millet olduğumuzu ve bölünemeyeceğimiz gösterdi. Müslümanların mezhep farklarına rağmen bu birliğin temel öğelerinden biri ama bizi birleştiren çok unsurlar var" diyoruz.
Bazı vicdansızlar ise bu felaketten başka ders çıkarmamışlar; Mesela “Ağlama sırası onlarda” demişler. MHP lideri Devlet Bahçeli, mili dayanışma gereken günlerde, böyle intikam hisleri ifade edenlere, haklı olarak tepkisini gösterdi ve “Lanetlenmesi gereken büyük densizlik ve soysuzluktur!” dedi. Düşman da olsalar böylesine bir yaranın üzerine tuz basmamak lazım.
Ancak felaketten çıkan dersi doğru okumak, Allahın “Uyarısını” anlamak asıl onlara, ötekilere düşer. Önce terör silahını önce onlar çıkardıklarına göre şimdi bu felaketten ders alarak bırakmak da onlara düşer!
Fakat terörün destekçileri şimdi asıl lanet olası densizliklerin Türk ordusuna ve devletine karşı gösteriyorlar. Ders almamızı istiyorlar. Nerdeyse “Depreme harekât sebep oldu, fay hatları bombardımanlar yüzünden kırıldı" demedikleri kaldı.
Cengiz Çandar, “Çözüm için ilahi bir mesaj mı?” diye soruyor ve (felaket) “zihinlerde bırakması gereken bir ders olmalı” dedikten sonra çıkardığı ahkam, özetle; “Kürt sorununda barışçıl çözümü hançerleyen son günlerin şiddet olaylarının, Hakkâri’nin Çukurca’sı ve Bitlis’in Norşin’inde acımasız kurşunlara feda ettiği evlatlarından” söz ediyor. Çandar, “Acaba, Van depremi, siyaset aktörleri için bir ‘İlahi mesaj’ olarak algılanacak mı?" diye soruyor. Ama bu olaylardan kimin sorumlu olduğu hususu muğlak ve meşkuk. Onu tanıdığımız kadar murat ettiği sorumlu bölücüler-PKK değil, TSK’dir. Ve harekât durdurulmalı!
Ama “felaketten asıl ders alması gerekenler, hemen silahlarını bırakmazlarsa Türk ordusu harekatı durdurmamalı"... Ama eşkıya duraklasa da terörü bırakmayacak. Çünkü emel ve hayalleri "Büyük”!..
Bu konuları bir meslektaşımla tartışıyordum. O, iyi niyetli “Her şeye rağmen hele deprem üzerine , eşkıya ile müzakereye devam” diyor. Ah kardeşim, okul münazarası değil bu! Havanda su döver, abesle iştigal ederken lafı güzafla vakit kaybederken eşkıya kazanıyor ve biz kaybediyoruz.
***
Ülkemizin altında kırılgan fay hatları ve zaman zaman kırıldığı gibi aynı zeminde kırılgan başka fay hatları var ve kesişiyorlar. Bunlar kırılırsa, deprem TC’ni yıkacak ve vatanımızı devleti enkaz altından, AKUT bile kurtaramayacak!
***
Van-Erciş felaketinden sonra yaralar sarılacak ama toplumda ve ailelerde çok derin izler kalacak nice dramlar, trajediler çıkacak. Beni çok etkileyen kareler, enkazdan kurtarılmayı bekleyen bebenin eli ve kurtarılan çocuğun korku ve sevinç dolu gözleri!
Yurdun dört bir yanından bölgeye koşan kurtarma ve itfaiye ekiplerini gayretleri her türlü övgü ve minnete layık. Bazen “İnsanlık öldü mü?” diye sorarız ya; Van ve Erçiş'te anladık; "İnsanlık ölmemiş"!
***
Mehmet Ali Birand ile mizacım uyuşmaz ama itiraf edeyim: Ağır bir ameliyattan yeni kalktığı halde, nekahet döneminde, bölgeye gidip o soğuklarda oradan yayın yapmasını, çok takdir ettim ve yayınlarını çok başarılı buldum. İyi televizyonculuk yaptı hem de halkın ”çadır-battaniye” feryatlarını yansıttı.
Bu feryatları Hükümet duydu mu? Açıkçası, bölgeye çadır battaniye ve yardım konusunda hükümet çuvallamıştır.
Erdoğan dışarıdan yardımları ret etmiş, "Biz kendi başımıza altından kalkarız” demiş ama altından kalkamadılar işte…