Eski Başbakan ve siyasi faaliyetleri sonlandırılan Gelecek Partisi’nin kurucusu Ahmet Davutoğlu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesi kapsamında yürütülen “Cumhurbaşkanına hakaret” soruşturmasında şüpheli sıfatıyla ifade verdi. Soruşturmanın, Davutoğlu’nun geçmişte yaptığı bir konuşmadan bazı bölümlerin sosyal medya platformlarında yeniden dolaşıma girmesinin ardından başsavcılığın resen incelemesiyle başlatıldığı açıklandı. Savcılık, paylaşımlardaki ifadelerin suç oluşturup oluşturmadığını soruşturma kapsamında değerlendirecek.

Mustafa Tuna ALTSO başkanlığına adaylığını açıkladı
Mustafa Tuna ALTSO başkanlığına adaylığını açıkladı
İçeriği Görüntüle

DAVUTOĞLU ANKARA ADLİYESİ'NDE İFADE VERDİ

Ankara Adliyesi’ne gelen Davutoğlu’na DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ile Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan da eşlik etti. Savcılıkta ifade veren Davutoğlu, hakkındaki suçlamayı kabul etmedi; sözlerinin siyasi eleştiri kapsamında olduğunu savundu. İfade işleminin ardından adliye önünde açıklama yapan Davutoğlu, yargıya saygısı nedeniyle ifade verdiğini belirterek, eski bir başbakanın siyasi görüşleri nedeniyle şüpheli sıfatıyla adliyeye çağrılmasını eleştirdi.

“HAKARET ETMEDİM, ELEŞTİRDİM” SAVUNMASI

Davutoğlu savcılık ifadesinde, soruşturmaya konu edilen sözlerinin kişisel bir saldırı değil, kamu yönetimi ve siyasi sorumluluklara ilişkin eleştiriler olduğunu öne sürdü. “Hakaret etmedim; hesap sordum. Aşağılamadım; eleştirdim” görüşünü dile getiren Davutoğlu, Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesini talep etti. Savcılığın bundan sonraki aşamada konuşmanın bütünü, ifadelerin kullanıldığı bağlam ve dosyadaki diğer unsurlar üzerinden hukuki değerlendirme yapması bekleniyor.

HUKUKİ SÜREÇ NASIL İŞLEYECEK?

Ceza soruşturmalarında şüphelinin ifade vermesi, hakkında suçun sabit olduğu anlamına gelmiyor. Savcılık; sözlerin söylendiği bağlamı, hedef alınan kişiyi, ifadelerin siyasi eleştiri mi yoksa ceza hukuku anlamında hakaret mi oluşturduğunu ve mevcut delilleri birlikte değerlendiriyor. Yeterli şüphe oluşmadığı kanaatine varılırsa kovuşturmaya yer olmadığına karar verilebiliyor. Dava açılması yönünde değerlendirme yapılması halinde ise TCK’nin 299. maddesinde Cumhurbaşkanına hakaret suçuna ilişkin öngörülen özel usul de devreye giriyor.

TCK 299 NE DİYOR?

Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesi Cumhurbaşkanına hakareti ayrı bir suç olarak düzenliyor. Maddede temel suç bakımından hapis cezası öngörülürken, fiilin alenen işlenmesi halinde cezanın artırılmasına ilişkin hüküm de bulunuyor. Aynı düzenlemeye göre bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması Adalet Bakanının iznine bağlı. Dolayısıyla bir savcılığın soruşturma başlatması ile mahkeme önünde kamu davası açılarak kovuşturma aşamasına geçilmesi hukuken birbirinden farklı süreçler.

ELEŞTİRİ İLE HAKARET ARASINDAKİ SINIR

TCK 299 uygulamasında en önemli tartışmalardan birini ifade özgürlüğü ile kişilerin şeref ve itibarının korunması arasındaki denge oluşturuyor. Anayasa Mahkemesi, 2016 yılında 299. maddenin iptali talebini reddederken kamu gücünü kullanan kişilerin daha ağır ve sert eleştirilere katlanması gerektiğini, ancak ifade özgürlüğünün hakaret etme hakkı anlamına gelmediğini vurguladı. Bu nedenle benzer dosyalarda yalnızca kullanılan kelimeler değil; açıklamanın siyasi tartışmaya katkısı, söylendiği ortam, konuşmanın bütünü ve hedef alınan kişinin kamusal konumu da değerlendirmede önem taşıyor.

YÜKSEK MAHKEME KARARLARI TARTIŞMANIN MERKEZİNDE

Cumhurbaşkanına hakaret suçuyla ilgili geçmiş yargı kararları da yeni soruşturmalarda hukuki tartışmanın önemli bir bölümünü oluşturuyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Vedat Şorli/Türkiye kararında Cumhurbaşkanına diğer kişilere göre daha yüksek ceza hukuku koruması sağlayan özel düzenlemenin ifade özgürlüğü bakımından sorun oluşturduğunu belirterek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine hükmetmişti. Buna karşılık Anayasa Mahkemesi, TCK 299’un varlığını Anayasa’ya aykırı bulmamış durumda. Bu nedenle somut dosyalarda eleştiri ile hakaret arasındaki ayrım, ulusal hukuk ve Avrupa insan hakları içtihadı birlikte dikkate alınarak tartışılmaya devam ediyor.

SİYASETTEN ÇEKİLME KARARINDAN SONRA GELEN SORUŞTURMA

Davutoğlu hakkındaki soruşturma, siyasi faaliyetlerine ilişkin aldığı kararın ardından gündeme geldi. Davutoğlu, 29 Temmuz 2026’da parti siyasetinden çekildiğini ve Gelecek Partisi’nin siyasi faaliyetlerinin sonlandırıldığını kamuoyuna açıklamıştı. Ankara Adliyesi önündeki son açıklamasında da bu kararının arkasında olduğunu söyleyen Davutoğlu, soruşturmaya konu edilen görüşlerinden geri adım atmadığını ifade etti. Savcılığın dosyada vereceği karar, soruşturmanın kovuşturmaya dönüşüp dönüşmeyeceğini belirleyecek.

Kaynak: Haber Merkezi