OKULA, göreve ve işe gidenlerin yüce Allah yardımcıları olsun. Kimi dertli, kimi de benim gibi yaşlının yaşlısı olduğu için gündüz yapılacak işleri vardır. Böylelerinin geceleri de bir türlü uykusu gelmez. Gece sıcak odada televizyonda...

OKULA

, göreve ve işe gidenlerin yüce Allah yardımcıları olsun. Kimi dertli, kimi de benim gibi yaşlının yaşlısı olduğu için gündüz yapılacak işleri vardır. Böylelerinin geceleri de bir türlü uykusu gelmez. Gece sıcak odada televizyonda acıyla, üzüntüyle, büyük bir şaşkınlıkla izlediğiniz görüntü ve haberlerin etkisinde kalıyorsunuz. Ayrıca telefon, kılima ve televizyondan nasibinizi alınca radyasyon başınızda bir ağırlık yapar ve saat 23.00'de uykunuz gelir. Bu acı çelişki içinde uyuyorsunuz.

Bazen su içmeye sabah ezanına uyanırsınız. Sağa sola dön, uyku kuş gibi uçtu. Onu düşün, bunu düşün, çare yok, uçtu. Sırra kadem bastı, yok. Bir sabah lambayı yakmadan perdeyi araladım. Caddeye bir göz gezdireyim dedim. Bir hızlı hızlı yürüyen insanlara, bir de saate baktım. Saat 07.10. Dışarıda sokak lambaları var ama yine karanlık. Benim yaşadığım mahallede 3 otobüs durağı bulunuyor. 1, 2 ve 3 numaralı otobüsler aynı durağa gelir gider. Çok uzaktaki veya yakındaki yolcuların buraya gelmesi lazım. Bazısı çocuğunu çekiştirerek, bazısı üşümüş gibi boynunu kasmış şekilde yürüyor. Kimi beli üşümesin diye bluzunu ve montunu çekiştiriyor. Pantolon giymiş, şapkalı, baş örtülü her tür insan sokaktan geçiyor. Ama bir şey dikkatimi çekti. Servisle gidecek parası olmayan, tahminimce 10-15 yaş arasındakiler çok çekinerek yürüyor. Kadınların bazısı sağa sola bakarak, bazısı göklere bakarak sanki "Allah'ım beni koru" der gibi yürüyor. Pencereden gördüğüm kadının biri normal yürüyordu. Arkasına baktı. Kendisinden uzakta olan bir erkek normal yürüyordu. Dönüp onu görünce sokak tenha olduğu için durağa bir an önce varmak için hızlandı. Bazen okul arkadaşları 2-3 kişi bir arada korkusuzca karşıya geçiyor. 2-3 gün sokaktakileri gözlemleyince bunları gördüm. Bazen anne, bazen baba çocukları otobüse bindirip dönüyor. Birkaç gün önce sokak lambaları saat 08.00'de söndü. Ama hava hala tam aydınlık değildi. Hal böyle olunca işe güce, okula, ekmek parası kazanmaya gitmek, çoluk çocuğunu okutmak, masraflarını karşılamak, boğazlarını doyurmak, ev kiralarını, harçlıklarını vermek için az uyku ile sabah ezanı vaktinde yola çıkmak lazım. Bu çok zor bir durum. İnsanlar bilhassa çocuklar uykulu uykulu yola çıkıyor. İnsanın içi acıyor. Aldıkları para zaten ne kadar? Erken kalkınca elektrik maliyeti de artıyor. Genellikle okula aç gidiliyor. Zaten okula zor yetişiliyor. Çocuklarımız için çok korkuyoruz. Zaman kötü. Çok sayıda çocuk kayboluyor. Televizyon haberlerinde her zaman dinleyip çok üzülüyoruz. Onun için anne ve babaların içi rahat değil. O saatlerde yolda yalnız giden bir kadın için bile zor. Bu nedenle elektrik tasarrufu hem halkın cebine, hem de psikolojisine zarar veriyor. Tasarrufu başka yerden yapmak lazım. Bu zamandaki ailelerin çalışan ve okuyan aile bireylerinin içi rahat etmeli. Bu da ancak saat değişikliğiyle olur. İğneyi evvela kendinize, çuvaldızı sonra halka batırın. Halk çok tedirgin, ne yapacağını bilmiyor. Kimi eşi, kimi evlatları için korkuyor. Allah bin şükür etsin özel arabası olup gidebilenlere. Saat değişikliği halk için en önemli konulardan birisi. Saat değişikliği yapılırsa halk huzur bulacak. Bir kişinin değil, milyonlarca kişinin arzusu yerine gelmeli. Bu konuda ailelerin içi rahat ettirilmeli. Her zaman halkın haklı olduğu bir konuda sorun hemen ele alınıp çözülmeli. Hepinizin evladı var. Kendinizi onların yerine koyun. Bu durumu ele alın. Ağacınızı sularsanız size gölge olur, çiçek açar, meyve verir. Gölgesinde yattığınızda sizi serinletir. Çünkü o halkın sevgi ağacıdır. Yapılan iyilikleri asla unutmaz. Her şeyin bir karşılığı vardır. Bilhassa iyi şeylerin. İnşallah bu yazım bir ses getirir ve dualarım kabul olur. Çünkü bilhassa o yağmurda, gece karanlığında sulara bata çıka hayat yükünden omuzları çöken, ekmek parası kazanmak için işe, okumak için okullarına koşan bu insanlara saygı duyuyorum. Ve evlatlarımmış gibi sevip, onlara üzülüyorum. Tabi ne olursa, kaç yaşında olursam olayım, hem çocuklarımın, hem de Türkiye'min çocuklarının anasıyım. Onları üzen her şey benim çok yaşlı ve kireç bağlamış kalbimi acıtıp yakar. Çünkü hayat kısadır ve bu kadar hırsa asla değmez. Dostça el ele tutuşup, sevgi ile sarılıp nazlı nazlı dalgalanan ay yıldızlı bayrağımızın altında hep birlikte mutlu yaşamak dileğiyle...