DEĞERLİ okurlar. Haberleri dinlemekten korkar oldum. İstanbul'daki çirkin eyleme hiç değinmeyeceğim. Eyleme yaygın medyada gereğinden fazla yer verilerek karamsar tablo pompalanıp toplum iyice geriliyor. Bir de biz bu furyaya katkıda bulunmayalım....

DEĞERLİ

okurlar.

Haberleri dinlemekten korkar oldum.

İstanbul’daki çirkin eyleme hiç değinmeyeceğim.

Eyleme yaygın medyada gereğinden fazla yer verilerek karamsar tablo pompalanıp toplum iyice geriliyor.

Bir de biz bu furyaya katkıda bulunmayalım.

Hangi kanalı açarsam açayım, öncelikle o günkü şehit haberi, sonrasında bir gün önceki şehidin defin töreni, daha sonra da üç beş gün önceki şehitle ilgili olarak, olay çok daha dramatize edilerek, toplumun kimyasını bozup çileden çıkaracak, terör örgütlerinin ekmeğine yağ sürecek şekilde, ailesi, çoluk çocuğu ve eşiyle ilgili haberlere yer veriliyor.

Yani, bırakın ülkede hepimizi sevindirecek bir olayın haber yapılmasını, üzüntü duymayacağınız bir haberle karşılaşmamız bile mümkün değil.

Her gün yaygın ya da yerel medyada fındık kabuğunu doldurmayan konular yüzünden işlenen cinayetler, kadına yönelik saldırılar, cinsel tacizler, "yan baktın", "yol vermedin" diye birbirlerini öldüren insanlar, soygun, vurgun, gasp, dolandırıcılık haberlerinden artık gına geldi.

Kimsenin kimseye güveni kalmadı.

Herkes herkesi potansiyel suçlu olarak görmeye başladı.

Türkiye, ülkesinden kaçıp gelen insanların adeta yolgeçen hanına döndü.

Üç milyona yaklaşan Suriyeli göçmen Türkiye’yi istila etmiş durumda.

Bunlara yönelik belli hakların verilmesi için yasal düzenlemeler yapılarak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmalarının önü açılıyor!

Şöyle etrafınıza dönüp bakın.

Çok yakından tanıdığınız ve güvendiğiniz kaç dostunuz var?

Kazıklanmamak için, her an diken üstünde, pür dikkat, gardımızı almış vaziyette bekliyoruz.

Ayakta kalmak, günümüzün çok renkli ve göz alıcı nimetlerinden yararlanabilmek için, ölümüne bir yarış içinde koşuşturup duruyoruz.

Tüm bu olanakları en acımasız bir biçimde eleştiriyor, hem de bunlara sahip olabilmek için, olmayacak saçmalıklara imza atmakla meşgulüz.

Erdemden, dürüstlükten, insanlıktan ve ahlaktan sürekli dem vururken, akıllara durgunluk verecek çirkinliklere imza atmaktan da geri durmuyoruz.

Lafa gelince bizden dürüstü yok.

İcraata gelince: Hikaye!

Yıllar önce Ziya Paşa “Ainesi iştir kişinin lafa bakılmaz” derken, dünkü insanlarımızın da aynı şekilde davrandığını bize aktarmaya çalışmış olmalı!

Esas konuya gelirsek...

İster istemez bizim de, yazılı ve görsel medyanın bu haber furyasına kapılıp, terörden ve siyasi gelişmelerden söz etmek zorunda kalmamızdaki çelişkiyi de itiraf etmemizde yarar var.

Dünyayı sarsan, ülkemizi de sarmalamaya başlayan bu terör belasından ne zaman ve nasıl kurtulacağımızı da öngörmek çok zor.