SİZİ gecenin bir yarısı, yaşadığınız kentin en büyük mülki amiri, yani Valisi arasa ne yaparsınız? Benim başıma geldi, artık bu konuda tecrübeli sayılabilirim. Peki, bir Vali gecenin bir yarısı bir gazeteciyi hal hatır sormak için mi...

SİZİ gecenin bir yarısı, yaşadığınız kentin en büyük mülki amiri, yani Valisi arasa ne yaparsınız?
Benim başıma geldi, artık bu konuda tecrübeli sayılabilirim.
Peki, bir Vali gecenin bir yarısı bir gazeteciyi hal hatır sormak için mi arar?
Artık bu sorunun da yanıtı bende var.
Başımdan geçen bu ilginç anekdotu sizlerle paylaşmadan önce, bir parça internet gazeteciliğinden söz etmek istiyorum. (Ki konuya rahat giriş yapabileyim.)
İnternet haberciliği, özellikle internet erişimine ulaşımın gün geçtikçe daha fazla ucuzlaması nedeniyle son yıllarda daha fazla önemsenir hale geldi.
Artık dünyanın neresinde olursanız olun, eğer kendinizde veya yakın bir yerlerde internet bağlantısı varsa, dünyanın haberi ayağınıza geliyor, istediğiniz bilgiye anında ulaşabiliyorsunuz.
Ama son dönemde gözüme/kulağıma çarpan bazı söylemler nedeniyle, henüz internet haberciliğinin gücünün farkına varamayanlar olduğunu gözlemliyorum ve üzülüyorum.
Elbette ben de şimdilik, tüm orta yaş ve üzeri gazete okuyucuları gibi, “Kağıdın yerini başka hiçbir şey tutmaz” diyenlerin safındayım ama şu da bir gerçek ki, artık hayatımızda internet, dolayısıyla internet haberciliği diye bir kavram var.
İşte sırf bu yüzden, internet haberciliğinin gücünü küçümseyenler için, geçenlerde başıma gelen ilginç bir olayı anlatmak istiyorum.
Bundan birkaç hafta önce, Antalya Valisi Dr. Ahmet Altıparmak’ı yabancı bir şirketin temsilcileri ziyaret etmişti.
Ziyareti izleyen Antalya basınının yaptığı haberde, hızlı tren üretimi yapan bu firmanın yöneticileri ile bir süre makamında sohbet eden Vali Altıparmak’ın, “Eğer büyük düşünüyorsanız Antalya-Kapadokya arasına, küçük düşünüyorsanız Antalya-Alanya arasına hızlı tren yapın” dediği bilgilerine yer verilmişti.
Haberin içerisinde “Alanya” ifadesi geçince, biz de haberci refleksiyle bu bilgileri aldık, habere dönüştürüp sizlere aktardık.
Açıklamada, “Küçük düşünüyorsanız Alanya’ya gidin” ifadeleri bulunduğu için haberin başlığını da, “Vali Altıparmak’tan ilginç ve şaşırtan açıklama” şeklinde sunduk.
Haberin yayınlanmasının ardından birkaç gün geçmişti.
Halen aktif siyasetin içerisinde yer alan, hadi partisini de söyleyelim, atadan CHP’li olan bir ağabeyin davetine icabet edip bir mekanda muhabbetin dibine vuruyorduk ki…
Telefonum çaldı.
Gece saat, ben diyeyim 23.00, siz deyin 24.00 olmuş.
Telefonun ekranındaki numaraya baktım, Alanya’dan aranmıyorum.
Direkt Antalya’dan, 0 242 ile başlayan bir numara beni ısrarla arıyor.
Açtım, “Efendim” dedim.
Karşımda, gayet kibar bir beyefendi, “Alper Bey, siz misiniz?” dedi.
“Evet, buyrun benim” dedim.
“Ben Antalya Valiliği Özel Kalem’den arıyorum. Vali Bey sizinle görüşmek istiyor” dedi.
Muzip arkadaşların bu tür telefon şakalarına bünyemiz alışkın olduğundan, yine gecenin bir yarısı avara kalmış bir tanıdık bizi ince ince işletiyor zannıyla, “Kardeş, Vali Bey’e benden orta şekerli bir kahve söyle, ben kendisini sonra ararım” deyip, üstüne bir de “çaattt” diye telefonu kapatmayayım mı…
Aradan üç-beş saniye geçmeden telefon yine çaldı.
Baktım, aynı numara.
İçimden, “E yeter ama. Şakanın da bir dozu var. Muhabbetin içine limon sıktınız” deyip telefonu yeniden açtım.
Tam, Allah ne verdiyse saydırmaya hazırlanıyordum ki, karşıdaki ses, “Alper Bey, ben gerçekten Valilik Özel Kalem’den arıyorum. Lütfen kapamayın, Vali Bey sizinle görüşmek istiyor” dedi.
Baktım, iş ciddi.
Üstelik şaşırdım da.
Koskoca Vali, gecenin bir yarısı beni niye arasın ki!
“Kem küm, tamam bağlayın lütfen” dememe kalmadı, karşıdan Vali Bey’in “babacan” sesini duydum.
Kolay değil, Antalya’nın en büyük mülki amiri arıyor.
“Buyrun Sayın Valim” dedim.
Vali Bey, lafı uzatmadan direkt konuya girdi.
“Alper, az önce evde internete girdim, haberlere şöyle bir bakayım dedim. Gazetenizin benimle ilgili bir haber yaptığını fark ettim. Altında senin imzan var, bu yüzden aradım. Ben o görüşmede, ‘Küçük düşünüyorsanız Alanya’ya gidin’ gibi bir ifade kullanmadım. Sadece, Kapadokya’ya nazaran Alanya-Antalya arası mesafe daha kısa olduğu için daha az bir maliyet olacağını düşünerek bu sözleri söyledim. Bu haberi lütfen düzeltir misin?”
Karşıda koskoca bir Vali olur da, “Haberi düzeltir misin?” diye bir talepte bulunursa, o haber hiç düzeltilmez mi?
“Sayın Valim, sanıyorum bir yanlış anlaşılma olmuş. Haberi tabi ki düzeltiriz” dedim, selam sabah faslından sonra telefonu kapadım.
Meslek hayatım boyunca pek çok kez Alanya’nın mülki amirleri ve belediye başkanları ile telefonlaşmışlığımız vardır ama internet sayesinde ilk kez bir Vali ile telefonda görüşmüşlüğümüz de oldu.
İşte internetin, işte internet haberciliğinin gücü…
Bu gücü küçümseyenlere, benim başıma gelen telefon mevzusu ders olsun.
Anlayacağınız, artık, “Yapılan haber Alanya’da kalır” diye düşünme ve ona göre stratejiler geliştirme dönemi çoktan bitmiştir.
Türkiye ve Alanya basınına hayırlı uğurlu olsun.