Ergenlikte aşırı alkol tüketimine dikkat: Beyinde kalıcı değişikliklere yol açabiliyor
Ergenlikte aşırı alkol tüketimine dikkat: Beyinde kalıcı değişikliklere yol açabiliyor
İçeriği Görüntüle

KAHVALTIYI atlamak, öğle yemeğini geciktirmek ve günün bütün açlığını akşam saatlerinde gidermek pek çoğumuzun günlük rutini haline geldi. Ancak araştırmalar, aynı yiyeceğin günün farklı saatlerinde tüketildiğinde vücutta farklı metabolik yanıtlar oluşturabileceğine işaret ediyor. Tam da bu noktada krononutrisyon kavramı devreye giriyor ve sağlıklı beslenmede “ne yediğimiz kadar ne zaman yediğimiz de önemli mi?” sorusunu gündeme taşıyor. Dr. Demet Erciyes Milliyet'teki köşesinde beslenme saatinin metabolizma üzerindeki etkilerini yazdı...Sabah kahvaltısını aceleyle geçiştiriyoruz, öğle yemeğini çoğu zaman saatlerce erteliyoruz, akşam eve geldiğimizde ise günün bütün açlığını tek bir öğünde çıkarmaya çalışıyoruz. Üstelik akşam yemeğinden sonra televizyon karşısında atıştırmaya devam ediyor, gece yarısına doğru bir şeyler yemeyi de oldukça normal kabul ediyoruz. Sağlıklı beslenmenin yalnızca ne yediğimizle ilgili olmadığını, ne zaman yediğimizin de önemli olabileceğini hiç düşünmüyoruz. İşte son yıllarda giderek daha fazla araştırılan krononutrisyon kavramı tam da bunu anlatıyor.
Krononutrisyon, beslenmenin zamanlama ile biyolojik saat arasındaki ilişkisini inceleyen bilim alanıdır. Vücudumuz sandığımızdan çok daha düzenli bir zaman programıyla çalışır. Uyku ve uyanıklık döngümüzden hormonların salgılanmasına, vücut sıcaklığından kan basıncına, karaciğerin metabolik faaliyetlerinden insülin duyarlılığına kadar pek çok fizyolojik süreç yaklaşık 24 saatlik sirkadiyen ritim tarafından düzenlenir. Bu nedenle aynı yiyeceği günün farklı saatlerinde tüketmek, vücutta tamamen aynı yanıtı oluşturmayabilir. Örneğin sabah saatlerinde insülin duyarlılığımız genellikle daha iyidir. Gün ilerledikçe metabolik yanıt değişir. Gece ise vücudumuz artık yemek sindirmekten çok dinlenmeye ve onarım süreçlerine hazırlanır. Dolayısıyla krononutrisyonun temel sorusu şudur, “Acaba doğru yiyeceği, doğru miktarda, doğru zamanda mı yiyoruz?” Beynimizde bulunan ve hipotalamusta yer alan suprakiazmatik çekirdek, vücudumuzun ana biyolojik saatidir. Ancak yalnızca beynimizde değil, karaciğer, pankreas, yağ dokusu, kaslar ve bağırsaklar gibi birçok dokuda da kendi ritmini takip eden biyolojik saatler bulunur. Bu saatlerin en önemli düzenleyicilerinden biri ışık ve karanlık döngüsüdür.
Sabah gün ışığı almak, gün içinde aktif olmak ve gece karanlıkta uyumak biyolojik saatimizin düzenli çalışmasına yardımcı olur. Beslenme de bu sistemin önemli zamanlayıcılarından biridir. Özellikle düzensiz saatlerde yemek yemek, gece geç saatlerde enerji almak ve uzun süre devam eden gece atıştırmaları metabolik ritimlerin bozulmasına neden olabilir.

Kaynak: CNN Türk