Bölgemizde bize alternatif güç olarak görülen tek ülkenin İran olduğunu, sürekli bu köşeden dile getirmeye çalışmıştım. İran, Türkiye'nin Ortadoğuda bir güç olmasını hiçbir zaman istememiştir. Mevcut iktidar, bölgesinde nükleer...

Bölgemizde bize alternatif güç olarak görülen tek ülkenin İran olduğunu, sürekli bu köşeden dile getirmeye çalışmıştım.
İran, Türkiye’nin Ortadoğuda bir güç olmasını hiçbir zaman istememiştir.
Mevcut iktidar, bölgesinde nükleer silaha sahip bir ülke olmasını istemediğini sürekli seslendirmesine karşın, İran’ın nükleer çalışmalarını engellemeye çalışan ABD ve benzeri ülkelerin İran’a dönük ortaya koyduğu yaptırımlara karşı hep İran’ın yanında yer alma saçmalığını sergilemiştir.
Tabii ki, bunun bir çok nedene dayalı olarak böyle davranıldığını söylemek de mümkün ama bugün İran sürekli aba altından bize sopa göstermekle meşgul.
Çok daha önemlisi, İran PKK terör örgütünü açıktan destekliyor.
Irak’ta da Şiiler vasıtasıyla Türkiye’ye baskı yapmakla meşgulken, Suriye’de de Esad’ı destekleyerek bir nevi bizi, doğu ve güney kanadımızdan kuşatma çabası içinde.
Türkiye PKK terör örgütü belasıyla uğraşırken, Irak ve Suriye’deki Kürtler için en büyük tehlike, Arap milliyetçiliğinin ileride gündeme gelme olasılığı.
Böyle bir durumda, Irak ve Suriye’deki Kürtler Araplar'la Türkiye arasında sıkışıp kalacak, Araplar'ın saldırısı karşısında da Kürtlerin sığınabileceği tek ülke olarak Türkiye gözüküyor.
Durum bu iken, Kuzey Irak’taki Barzani geleceği doğru öngörüp, tehlikenin nereden gelebileceğini tahmin ettiğinden Türkiye ile arasını düzeltme akılcılığını gösterirken, Suriye’deki PKK yandaşları Esad’ın yanında yer alma saçmalığına yönelmiş durumdalar.
Türkiyeli PKK yandaşları özellikle de Kürt aydınları, bu tehlikenin bilincine vararak, PKK’nın silah bırakması yolunda hükümete destek vermeye başladılar gibi!
İşte bu kritik süreçte, PKK’dan ve terörden beslenen kesimlerin, bu çabaları provoke etmek için ellerinden geleni yapacakları ortada.
İşin en önemli yanı ise, PKK her alanda büyük rantlara yönelmiş çok ciddi bir yapıya sahip. Bu yapıda yer alan, militanlar dışında kalmış, büyük kazançlar elde edenlerin de bu silahsızlanma sürecine engel olabilmek için her türlü çabayı sergileyecekleri kesin.
Otuz yıldır bir türlü çözümlenemeyen, böylesine çok bilinmezli bir denklemin birden bire çözümlenmesinin de çok zor olduğu ortada. Biz yine de tüm bu zorluklara rağmen, konjonktürün, sorunun çözümüne katkıda bulunacak bir noktada olduğunu söyleyerek geleceğe umutla bakmamızda yarar var.
CHP bu konuda kendinden beklenmeyen bir çıkışla, çabaları desteklediğini açıkladı.
MHP hükümetin çabalarına sert tepki göstererek, siyasi anlamda büyük bir sorumluluğun ve de riskin altına girmekte. Bu konuda sayın Devlet Bahçeli net bir açıklama yapmayarak temkinli bir bekleyiş içindeyken, sayın Oktay Vural’ın çıkışları düşündürücü!
BDP ise çok temkinli.
İnşallah işler yolunda gider de, Türkiye bu terör belasından bir an önce kurtulur.