1. BAKTERİYEL DİSBİYOZİS (Pütrifikasyon disbiyozisi): BAĞIRSAK florasını kalıcı bakteriler koloniler yaparak oluşturur ve önemli hayati metabolik faaliyetlerin olmasını sağlarlar. Kalıcı floranın oluşması 1-2 yaşlarında tamamlanır....

1. BAKTERİYEL DİSBİYOZİS (Pütrifikasyon disbiyozisi):

BAĞIRSAK

florasını kalıcı bakteriler koloniler yaparak oluşturur ve önemli hayati metabolik faaliyetlerin olmasını sağlarlar. Kalıcı floranın oluşması 1-2 yaşlarında tamamlanır. Geçici bakteriler çevreden ve besinlerden gelen mikroorganizmalardan oluşur, normal şartlarda koloni yapamazlar sadece bağırsaktan transit geçiş yaparlar veya kalıcı bakteriler tarafından sindirilir veya yok edilirler. Bu bakteriler bağırsakta uygun ortamı buldukları zaman koloni oluşturur ve metabolik faaliyetleri ile patojen hale gelir. Daha sonra oluşan metabolik atıkları vücuda kan yolu ile geçerek hastalık nedeni olurlar.
Özetle, bağırsak florasında ki (kalıcı) yararlı bakteri oranının azalması, buna paralel zararlı bakterilerin oranının artması sonucu oluşan disbiyozisdir. Burada daha çok anaerob (çürükçül) bakteriler hâkimdir. Bu fermantasyona PÜTRİFİKASYON DİSBİYOZİSİ denir. Burada proteinler kullanılır. Bundan dolayı tedavide, yapılacak diyetin vasfı hayati önem arz eder. Pütrifikasyon disbiyozisi, herhangi bir nedenle çürükçül bakterilerin bağırsak florasında çoğalması sonucu oluşur. Bu bakteriler fermantasyonda proteinleri kullanırlar ve sonunda biyojenaminler, amonyak ve H2S üretirler. Amonyak kolon Ph’ını alkali yapar yani 7.5 - 8,5’e yükseltir. Halbuki kolon pH’ı normalde 7 civarındadır. Alkali ortamda bağırsak içi anaerob bakterilerin üremesi artar, buna karşı laktik asit üreten bakteriler azalır, bağırsak peristaltizmi bozulur ve yavaşlayarak bağırsak içerisinde dışkı uzun sure kalır. Biriken toksinler bağırsaktan kan yolu ile vücuda geçerek hastalığa neden olur. Sağlıklı bağırsakta proteinleri parçalayan, aminositlere ayrışmasını sağlayan enzimler pH 6,5 altındayken en etkilidir. Ancak Putrifikasyon bakterileri alkali ortamda hızlı çoğalır ve toksik maddeler üreterek bağırsaktan kan yolu ile karaciğere gelir, karaciğer toksinleri vücuttan uzaklaştırmak için detoks sistemlerini kullanır. Üstesinden gelemeyince toksinler beyne ve diğer organlara dağılır ve organlar toksinlerin etkisinde kalır, organlara ait rahatsızlıklar oluşur. Baş ağrısı, migren, yorgunluk, konsantrasyon bozukluğu, vertigo, algılama bozukluğu, demans vs. olur. Vücuda giren biyojenaminler ise yabancı madde olarak algılanır ve alerjik reaksiyonlara neden olur.
- 2. İNCE BAĞIRSAKTA KALIN BAĞIRSAK BAKTERİLERİNİN ÇOĞALMASINA BAĞLI DİSBİYOZİSLER:
Kalın bağırsakta bulunan bifidobakterin ince bağırsakta koloni oluşturması durumunda, yemekten sonra göbek üstü bölgede gaz ve şişkinlik olur. Fizyolojik olarak ince bağırsak yeteri kadar besinleri (vitamin, mineral, aminoasitleri ) abzorbe edemez ve buna bağlı rahatsızlıklar oluşur. Fibromiyalji, kronik yorgunluk, irritabl bağırsak sendromları görülür. İnce bağırsakta şekerler, disakkarit enzimlerin yardımı ile glukoz, galaktoz ve fruktoza ayrıştırılmaları sonucu emilir ve kana geçerek vücut tarafından kullanılır. Ancak, ince bağırsakta olmaması gereken bakteri kolonisi şekeri kullanarak parçalanmasına sebep olur. Bu durumda gaz ve şişkinlik oluşur.
- 3. FERMANTASYON DİSBİYOZİSİ-CANDİDİYAZİS
Maya ve küfler bağırsaktaki tek geçici mikroplardır. Meyvelerde, salatalarda ve baharatlarda yüksek oranda bulunurlar. Küfler süt ve süt ürünlerinde bulunur. Maya ve küfler mide asidine dayanıklıdır. Bundan dolayı kolayca bağırsağa geçer. Ancak sindirim enzimleri tarafından seyreltilir, bozulur ve fecesle dışarı atılır. Bağırsakta, candida albikans, geotrichum, saccaromices, penissilinum, aspergilus gibi tipleri izole edilebilir. Maya ve küfler geçici bakterilerdir. Bağırsakta yerleşirse, koloni oluşturarak patojen hale gelirler.
MANTARLAR NEDEN PATOJEN HALE GELİRLER?
- Çok sık antibiyotik kullanmak,
- Kortikosteroit tedavisi,
- İmmuniteyi baskılayan ilaçlar kullanmak,
- ALLERJİ ve aşırı duyarlılık
- Kötü beslenme, aşırı şekerli karbonhidratlı ve abur cuburla beslenme,
- Sezeryanla doğum, doğum sonrası anne sütünden yoksun beslenme,
- Dişteki amalgam dolgular,
- Yaşlanma,
- İnfeksiyonlar
İntestinal sistemde candida albikans ve benzeri tür mayalar koloni yaparak çoğalırlar. Besin olarak sakkarolitiktir, yani şekeri kullanırlar. Şekeri kullanmak için diğer bakterilerle yarışa girerler ve fermantasyon yaparlar.
Glukozun fermantasyonu sonucu oluşan karbondioksit karında şişkinliğe neden olur. Metil alkol, aset aldehit, etil alkol gibi fermantasyon ürünleri oluşur. Buna bağlı karaciğerin detoks kapasitesini aşarak kan yolu ile beyne geçerek zihinsel yorgunluk, algılama zorluğu ve bozukluğu, alkol içenlerin verdiği reaksiyonları verir. Çakırkeyiflik mevcuttur.
Mayaların aşırı üremelerine bağlı olarak emilen maya membranı antijenleri, aşırı duyarlılarda cilt reaksiyonlarına, romatizmal aktiviteye neden olur. Mayalar bağırsak mukoza epiteline bağlanır, hücreler arasına yalancı ayakları girerek bağırsak geçirgenliğine neden olurlar. Diğer taraftan proteaz, fosfolipaz ve kolajenazları serbest bırakarak mukozadaki hücreleri tahrip eder ve bağırsak geçirgenliğini arttırırlar. Buna bağlı olarak allerjik reaksiyonlar gelişir.
- 4. PARAZİTLERE BAĞLI DİSBİYOZİS

Bağırsakta yerleşerek yaşayan parazitler de disbiyozis nedenidir. Mikroskobik parazitler olabilir (anteboma histolika, amebiyasis, giardia lamblia), ya da makroskobik solucanlar disbiyosise neden olurlar.
Semptomları :
Kronik İshal, tekrarlayan karın ağrıları, sık sık yellenme ve gaz çıkarma, anoreksiya, kilo kaybı, ateş, titreme, kanlı mukuslu gaita, yorgunluk, halsizlik ürtiker, reaktif artrit, astım, kabızlık gibi rahatsızlıklar görülür. Disbiyozis tedavisinde hayati önem taşıyan disbiyozise sebep olan etkeni bulmak, tedaviyi buna göre düzenlemek ve devam ettirmektir. Daha detaylı bilgiye www.recepcelik.com.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Sağlıkla kalın.