Türkiye giderek salt cumhuriyete odaklanıp, laiklik rafa kaldırılmış, hukukun üstünlüğü yerle bir olmuş, demokrasi ise, tarih boyunca bir türlü ne olduğunu anlayamadığımız bir yerlerde öylece dururken, biz sadece seçim yapmayı, göstermelik...

Türkiye giderek salt cumhuriyete odaklanıp, laiklik rafa kaldırılmış, hukukun üstünlüğü yerle bir olmuş, demokrasi ise, tarih boyunca bir türlü ne olduğunu anlayamadığımız bir yerlerde öylece dururken, biz sadece seçim yapmayı, göstermelik çok partili bir siyaset alanının varlığını demokrasi sanıyoruz.

Osmanlının son dönemlerinde yani meşrutiyet yıllarında da çok parti ve parlamento (Meclis-i Mebusan) vardı.

Cumhuriyeti de yanlış anlıyoruz. İran İslam Cumhuriyeti ya da eskinin SSCB’nin de Cumhuriyet adını kullandığını hiç dikkate almıyoruz.

Cum "Toplum" demek.

Cumhuriyet de toplumculuktur.

Her rejim toplumcu olduğunu iddia ederek oy devşirmeye çalışır.

Yani monarşiler de toplumculuk iddiasında bulunabilir.

Salt tek başına Cumhuriyet, bir bakıma, halka rağmen halkı yönetme biçimidir.

Buna, halka rağmen halk için de demek mümkün.

Bunun böyle olduğunu, Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşuyla birlikte oluşan, tek parti ve tek adam dönemiyle açıklayabiliriz.

Bu dönem laikliğin öne çıkarıldığı bir cumhuriyet süreciydi.

Demokrasi zamana bırakılmıştı.

Bunun ne kadar doğru olduğunu bugün çok daha iyi anlıyoruz.

Bugün laiklik rafa kaldırılmış, dini söylemler tavan yapmış, toplumun inançları istismar edilerek oy toplanmaya çalışılıyor.

Bakın bu konuda Atatürk ne demiş: "Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemi ile devlet şekli demektir. Biz Cumhuriyeti kurduk, o on yaşını doldururken demokrasinin bütün icapları sırası geldikçe uygulamaya konulmalıdır."

Batıdaki sembolik monarşilerdeki demokrasi geleneği ise, bir kültürün ve bir yaşam biçiminin ürünü.

Bizde maalesef böyle bir kültür oluşabilmiş değil.

Ortadoğu’da çatışmaların nedeni, monarşilerin yıkılması yüzünden.

Avrupa’daki ülkeler de, Monarşik Cumhuriyetler, demokrasi, laiklik ve hukukun üstünlüğü ile taçlanmış olmasından dolayı gelişip kalkınmışlar.

Demos halk, demokrasi halkın kendi kendisini yönetmesi biçimidir.

Bu bir kültür ve yaşam biçimine dönüşmüşse, hayata geçer yoksa bizdeki gibi ya lafta kalır ya da bir sürü vesayete dayalı, göstermelik, şekli bir demokrasinin sadece sözünü eder dururuz!

Partilere bakın, hepsinde de lider sultası söz konusu.