ORTAÇAĞ Avrupa'sında, kralların dalkavuklarıyla soytarıları vardı. Dalkavuklar, sürekli kralı överdi. Yani, Kralın 'Hık” deyicileriydi! Bugünkü tanımlamayla, doğru yanlış demeden her dediğini tasdiklemek. 'Kavakta...

ORTAÇAĞ

Avrupa’sında, kralların dalkavuklarıyla soytarıları vardı.

Dalkavuklar, sürekli kralı överdi.
Yani, Kralın “Hık” deyicileriydi!
Bugünkü tanımlamayla, doğru yanlış demeden her dediğini tasdiklemek.
“Kavakta nar biter mi?”
“Kellem gibi.”
Bugün de değişen bir şey yok.
Memur amirinin.
Milletvekili parti yöneticilerinin özellikle de liderin “Hık deyicisi” konumunda.
Belli bir hiyerarşik düzenin olduğu, özel ya da resmi bir kurumda görev yapıyorsanız, genellikle liyakate dayalı bir görev dağılımından çok, “Hık” deme konusundaki becerinize göre, bir yerlere gelebilirsiniz.
Bizde, ortak akıl ve kolektif bilinç hak getire!
Lider ne diyorsa doğru olan odur.
Lidere mutlak itaat şart.
Aksi taktirde, ya işinizden olursunuz, ya da bulunduğunuz yapıdan ve de konumdan dışlanırsınız.
İnançlarımız konusunda da aynı anlayış geçerli.
Toplumun inandığı her şeye siz de inanacak ve kesinlikle bu inancı doğru mu yanlış mı diye sorgulamayacaksınız.
Çok daha önemlisi, aksini düşünmeyeceksiniz.
Kimi ideolojilerde de aynı dayatma var!
Bugünkü siyasi gelişmelere ve de partilerdeki tasfiyelerle terfilere bir bakın!
“Dalkavuklar resmi geçidi” gibi değil mi?
Bunları söylerken, belli bir genelleme yapmak da pek doğru değil.
Kimi istisnalar tabii ki var.
Var da…
Maalesef bunlar sadece istisna!
Gelelim hepimizin küçümsediği ve de dalkavuktan bile aşağı görüp küçümsediğimiz soytarıya.
Şahsen benim favorim soytarı.
Soytarılar, kralı güldürürken bile, belli eleştirilerde bulunarak düşündürecek zekaya sahipler.
Bizde, bırakın liderin yanında görev yaparken onu eleştirme cesaretini göstermeyi, soytarılık dahi yapacak beceri ve zekaya sahip insanımız bile, yok denecek kadar az!
Liderleri en acımasız bir biçimde eleştirenlere gelince.
Onlar, ya rakip yapılanmalarda bir yerlere gelmenin hesabı içindeki uyanıklar, ya da bulunduğu konumdan dışlanmışlar.
Liderin gözdelerinden birisi olup, en ön saflarda yer alıp önemli makamlarda bulunurken, lideri yere göğe sığdıramayanların, dışlandıklarında lideri en acımasız bir biçimde eleştirip, yerin dibine batırmalarının ne kadar inandırıcı ve gerçekçi olduğunu anlayabilmek için zekaya da ihtiyaç olmadığı kanısındayım.
Aslında bu, bugünün sorunu da değil.
Tarihin derinliklerine gidip inceleyin, bu hep böyle olmuş.
75 yaşını sollamış birisi olarak, somut gözlemlerim de bu şekilde.
Nedeni konusunda herkes bir fikir yürütebilir.
Ben de bir başka gün, belki de yarın fikrimi söyleyeceğim.

OK 1