Alanya doğumluların yaşı kemale ermişlerinin çoğu bu kelimenin anlamını bilir; işe yaramayan, önemsiz, katkısız demektir curruk… 'Ayyeen biz bi curruğumuşuz a” kelimeleri, o kişinin sandığından daha değersiz olduğunun, başkalarınca...
Alanya doğumluların yaşı kemale ermişlerinin çoğu bu kelimenin anlamını bilir; işe yaramayan, önemsiz, katkısız demektir curruk… “Ayyeen biz bi curruğumuşuz a” kelimeleri, o kişinin sandığından daha değersiz olduğunun, başkalarınca daha az kaile alındığının farkına vardığında kullandığı sözlerdir… “Biz meğer diğerlerinin yanında bir hiçmişiz, boşuna uğraşıyormuşuz” anlamına da gelir…
Son haftalardaki siyasi ve toplumsal gelişmeler Türk halkında bu duyguları geliştirdi mi bilemem. Bildiğim bir tek şey varsa o da Türk halkını “curruk” olma durumuna alıştırmakta olduklarıdır… Seçim kanunu gereğince karar alma sürecine “sokturulmayan”, bir etkisiz eleman olarak öylesine yaşatılan halktan, özgür iradesini kullanmaması istenmektedir. Halk yılgınlığa, teslimiyetçiliğe sürüklenmek istenmekte, onun bir işe yaramadığı sürpriz “süreçlerle!” kanıtlanmaktadır.
Son İmralı gelişmeleriyle Anadolulunun kaderinin, o toprağı paylaşanlarca değil de başkaları tarafından belirlendiği kafalara dank edilmiş olması gerekir. Aynen gelecekçi (fütüristik) romanlarda olduğu gibi robotlaştırılan halk büyük birader tarafından gözetlenecek, onun izin verdiği ve çizdiği kadarı ile yaşamını sürdürecektir…
Birey olması engellendiği gibi mesleki, sosyal, siyasal örgütlenmesine de karşı çıkılan halka, yalnızca dini cemaatler ölçeğinde kendini tanımlama hakkı verilecek. Ne yazık ki efendilerinin de içinde olduğu büyük oyunun bir parçası olduğunu fark etmeyen halk, kendi yaşamsal çıkarının kollanıyor olmasıyla o cemaatin içinde, yanı başında olmakla kendini en azından güvenli hissedecektir…
Olayın bir de küçük ölçeği var… Kendi oturduğun şehirde ahlaki kurallarına uyarak hekimlik yapmak istersin; oysa büyük birader seni ülkedeki taşeronları yoluyla kuşatmıştır… Halkına koruyucu hekimlik hizmeti vermek yerine ilaç ve tıbbi cihaz kullanımını özendirici, uluslararası tekelleri zengin etmeye yönelik kararlar alınmıştır bile. Mütevazı hekimliğinle seni curruk olarak görmekten başka, silmeye de çalışırlar…
Tarım yapmaya çalışırsın; alay ederler. Bu ülkede tarım yok edilmektedir, dışa bağımlı kılınmaya çalışılmaktadır. Çünkü tarımda kullanılan iş gücü ucuzlayarak ve sömürülerek turizm ve diğer kent içi hizmet sektörüne kaydırılmaktadır… Turizm desen; senin ne tür bir konuk ağırlayacağına büyük tekeller karar verir. Aslında sen de curruksun…
Bildiğin, sevdiğin bir işte, sporda hizmet etmek istersin… İnsanın sıdkını sıyırırlar; nefret ettirirler hobi diye bunca zamandır yapa geldiklerinden… Ahlaksızlığın sızamayacağını zannettiğin ilgi alanlarında o çapsız insanları görmek, onlarla mücadele edememek insanı curruk hissettirir… Bilirsin ki boş bıraktığın o alanlar hemen doldurulacak ve güzelim halkım da bunu hiç farkında olmayacaktır…
Ama bildiğim bir şey var; bu gidişle her faniye curruk olmanın kahredici ezikliğini tattıracak bu adamlar…