Yılmaz Bağışlar…
Alanya’nın sevilen, başarılı, çalışkan ve genç işadamı…
Aktif siyasetin de içinde…
Cumhuriyet Halk Partili…
Alanya Belediye Meclisi Üyesi…
Sporla da yakından ilgili…
Mahmutlarspor Kulüp Başkanı…
Yaşadığı bölge olan Mahmutlar Mahallesinin sorunlarıyla yakından ilgileniyor...
Mahmutlar’a kazandırılacak spor sahası gibi projeler üretiyor, hayata geçirilmesi adına mücadele veriyor…
Sorunların çözümü için çaba gösteriyor, ilgili ya da yetkililerle görüşüyor filan…
İnsan odaklı, duyarlı bir kişilik…
Dün sosyal medya hesabından “çarpıcı” bir açıklama yaptı…
Tabir yerindeyse verdi veriştirdi…
Açıklamayla ilgili haber bu sayfamızda var zaten, tekrar etmeye gerek yok…
Siyaset anlayışı ile ilgili dikkatimi çeken ve “çok haklı bulduğum” birkaç detaya değinmek istiyorum…
Şöyle bir cümle var misal…
“Fitne siyasetinden bu memlekete yıllarca zaman kaybettirdiniz, yapmayın bunu hemşerilerimize”…
Yazının ana fikri, bu cümle ile kimi ya da kimleri kastettiği değil…
Üzerine alınması gerekenler anlamıştır zaten…
Bu memlekette “fitne siyasetinden beslenen” önemli bir kesim var gerçekten…
Bunlara ne derseniz deyin, nasıl yaklaşırsanız yaklaşın, “bildiklerini okumaktan” asla vazgeçiremezsiniz…
Bir şeyin “doğru” ya da “yanlış” olması önemli değildir bu tipler için…
Hedef aldıkları kişiye her türlü saldırırlar, her türlü dedikoduyu yaparlar, hatta iftira atmaktan da hiç çekinmezler…
Siyaset dünyasının “çirkin yüzüdür” bunlar…
Şöyle bir cümle daha var Yılmaz Bağışlar’ın açıklamasında…
“Yahu yeter ki yapılsın, vatandaşın mağduriyeti giderilsin, siz de sahiplenin, burada herhangi bir sorun yok”…
Siyasetin en trajikomik yüzü de bu konudur işte bana göre…
Bir hizmeti sahiplenme kavgası…
“Ben yaptım, benim projem”…
Ne kadar güzel özetlemiş Yılmaz Bağışlar…
“Yahu yeter ki yapılsın”…
Kim yaparsa yapsın, önemli olan sorunun çözülmesi…
Ve açıklamanın sonunda da şöyle demiş…
“Sizler görmek istemeseniz de vatandaşlarımız her şeyi görüyor ve biliyor”…
Doğrusunu söylemek gerekirse bundan çok emin değilim şahsen…
Bizim memlekette “takım tutar” gibi “parti tutma” anlayışı hakim çünkü…
Ne kadar anlatırsan anlat, anlattıkların, karşındaki insanların anlayabileceği ya da anlamak istediği kadar...
Bu anlayıştan da hızla uzaklaşmamız lazım…
Nokta…