Bir kentin üst düzey bürokratlarının, önemli yöneticilerinin, eşrafın, mütegallibenin, velhasıl zengin seçkinleri ve de medya mensuplarının birbirlerine mesafeli durmaları oldukça zordur. Görevi icabı topluma mesafeli yaklaşmak zorunda...
Bir kentin üst düzey bürokratlarının, önemli yöneticilerinin, eşrafın, mütegallibenin, velhasıl zengin seçkinleri ve de medya mensuplarının birbirlerine mesafeli durmaları oldukça zordur.
Görevi icabı topluma mesafeli yaklaşmak zorunda kalanlar, insan-insan ilişkilerinde zorlanır ve toplumdan soyutlanır.
Statüsüne uygun düşen, belli ölçülerde de olsa entelektüel ve de kültürlü insanlara yakın olmak, bir bakıma, insan olmanın gereğidir.
Tabii ki bu kesimin, toplumun büyük bir bölümüne, belli ölçülerde de olsa uzak durması da doğaldır.
Amma, işin en ilginç ve tehlikeli yanı da buradadır!
Büyük başların, büyük oyuncuların ve toplumun önemli aktörlerinin de, önemli oyuncular olduğunu çok iyi bilmek gerekir!
Zaman, zaman bu tür oyuncuların da, bürokratları oyuna getirmeleri de mümkün!
İnsani ilişkiler istismar edilip, belli bir içiçelik gündeme geldiğinde, o kentte güçlüler çok daha güçlenir, toplum giderek yoksullaşıp, halkın hak hukuk arayışı dumura bile uğrayabilir!
İlkeli insanlar, işle meşki, dostlukla alışverişi, bir birine karıştırmaz.
Dürüst insan, babası olsa, doğru bildiği yoldan şaşmaz.
Kim ne derse desin, imam gibi bildiğini okur!
Belli beklentileri olmayan dostları olur.
Bu dostlar, kılavuzluğa soyunmaz, sadece duyduklarını ve gördüklerini aktarmakla yetinirler.
Konuyu özetlersek, sapla samanı birbirine karıştırmaz, hak hukuk neyi emrediyorsa onu yerine getirir.
Gazetecilerin işi ise, bu anlamda çok daha zordur.
Gazeteci toplumun nabzını tutabilmek, gelişmeleri derinliğine inceleyebilmek için, toplumun her kesimiyle, en tabandan en tavana kadar herkesle görüşmek, bir araya gelmek onlardan bilgi almak zorundadır.
İşte, mesleğin gereği bazı birliktelikleri bile bazı kesimler istismar edip eleştirebilirler.
Bu konuda her meslekten insanın duyarlı ve de dikkatli olması gerekir.
Bizim iri yarı müdür, her anlamda duyarlı ve dikkatlidir.
Kafalarımız büyüklük anlamda çok farklı boyutlarda olmasına karşın, düşünsel ve felsefi anlamda değil ama, bu tür konularda aynı kaygıları taşıyor olduğumuz için, onunla nereye gitsek, kiminle görüşsek, kimsenin özel beklentisi olmaz, olanlar da havalarını alacaklarını bal gibi bilirler.
Bu üç günlük birlikteliğimizde, söylentiler, rivayetler, suçlamalar, karalamalar havalarda uçsa da, uçan bu söylenenlerin ne dereceye kadar gerçek, nereye kadar abartı olduğunu bilmek o kadar kolay değil.
Kolay olan bir şey var.
Alanya’daki rantlar o kadar büyük ki, bu söylentilerin yüzde beşi bile doğru olsa, yine de Alanya’da yaşayan herkesin, çok ciddi bir tepki ortaya koyması için ayağa kalkması, önemli görevlerde bulunanların da, bir an önce görevlerinin gereğini yapıp, dost ve hatta siyasi anlamda bir güç olup olmadıklarına bakmamaları gerekir!
Bu söylentileri tek tek ele alıp yazmaya kalkıp, Don Kişot’luğa soyunmaya bilmem gerek var mı?
Bunları herkes biliyor.
Alanya’nın genelindeki imar uygulamalarına ve çelişkilere, sahil şeridindeki büyük kazanç kapılarının nasıl işlediğini bir araştırın yeter.
Atalarımız “Bize gülü değil, dikeni gerek, deve gibi çökertip eşek gibi öpen gerek” demiş!
Kimi kime şikâyet edeceksin?
İri yarılar sarmaş dolaş olmuş!
Bizim gibi tüy sıkletler araya girmeye kalksa, arada ezilip giderler.