Haziran ayında yapılan milletvekili seçiminde tüm partiler, mevcut anayasanın tümden değişmesinin şart olduğunu, bunun için seçimden sonra anayasanın değiştirilmesi için çalışmaya başlanılması için taahhütte bulunmuşlardı. Nitekim...
Haziran ayında yapılan milletvekili seçiminde tüm partiler, mevcut anayasanın tümden değişmesinin şart olduğunu, bunun için seçimden sonra anayasanın değiştirilmesi için çalışmaya başlanılması için taahhütte bulunmuşlardı. Nitekim AKP, CHP, MHP ve BDP üçer milletvekili ile anayasa komisyonunu oluşturarak Meclis Başkanı sayın Cemil Çiçek’in başkanlığında bir buçuk yıldan beri çalışmaktadırlar. Komisyona verilen süre yılbaşına kadardı. Ama meclis başkanının açıklamasına göre, "88 maddenin müzakeresi yapıldı, bunun 30'unda mutabakat var. Bir 30-40 madde ikinci müzakere sürecinde süratli yapılabilecektir. 60-70'e yakın madde üzerinde görüş birliği var. Dört siyasi parti ilk defa ayrıntılı görüş veriyor. Şu ana kadar yargı bölümü dışındaki, onu da 5 şubata kadar verecekler. Dolayısıyla aşağı yukarı anayasanın omurgası, çatısı büyük ölçüde çatılmış oluyor" diyerek çalışmaların iyi gittiğini ifade etmiştir. Ancak, komisyonun verilen süre içinde anayasa taslağını oluşturamaması üzerine Başbakan R. Tayyip Erdoğan, komisyonun 31 marta kadar çalışmasını bitirmediği takdirde, AKP'nin hazırladığı anayasa taslağını meclise sunacaklarını bildirerek adeta rest çekmiştir. 31 yıldan beri yürürlükte olan, pek çok maddesi değiştirilen, adeta kalbura dönen anayasadan her parti şikayetçi olduğu halde, ihtilal anayasası diye yerden yere vurulduğu halde, şu anda ortam da müsait olduğuna göre neden hala ipe urgan seriliyor, anlamak mümkün değil. 31 marta kadar 2 ay süre var. Eğer AKP'nin hazırladığı tasarının meclis gündemine gelmesini istemiyorlarsa "Tek parti ile demokrasi olmaz" ve "Başbakan dayatma yapıyor" denileceğine, tasarının 31 marta kadar bitirilmesi için süratli bir şekilde taahhüt ettikleri görevi yerine getirmeleri gerekmez mi? Bu işin şakası yoktur ve yeni anayasaya büyük gereksinim vardır.
Atatürk zamanından beri yürürlükte olan 1924 Anayasasındaki "Hakimiyet, kayıtsız şartsız milletindir" hükmü, 27 mayıs ihtilalcileri tarafından 1961 anayasası ile egemenlik yasama, yürütme ve yargı erkleri arasında bölüştürülerek egemenlik milletten alınmış. Senato meclisi kurulmuş, 35 ihtilalciye ulufe olarak daimi senatörlük bağışlanmış, kurulan anayasa mahkemesi ile meclis yargı denetimine alınmıştır. 27 mayısın milli bayram olarak kutlanması yasalaştırılmıştır. 1982 anayasası ile senato kaldırılmış, daimi senatörlere tekrar görev verilmemiş, bayram ilga edilmiştir. 2013 yılında devletimizin yeni bir anayasa ile çalışacağına inanıyor ve temenni ediyoruz.
Siyasi partilerimizin, yeni bir anayasanın yapımı için gereken desteği vereceklerine ve bu sorunun ülkenin gündeminden çıkarılması için tam gayret vereceklerine inanıyor hatta bekliyoruz. Ne dersiniz, işin doğrusu bu değil mi?