Alanya'daki rantlar öylesine büyük ki!.. Hangi projenin hizmete, hangisinin çıkara dönük olduğunu vatandaş olarak bizim anlamamız pek öyle kolay olmuyor. Minareyi çalacak olan, kılıfını peşinen hazırlarmış! Avrupa Plaj Voleybolu Kamp...

Alanya’daki rantlar öylesine büyük ki!..
Hangi projenin hizmete, hangisinin çıkara dönük olduğunu vatandaş olarak bizim anlamamız pek öyle kolay olmuyor.
Minareyi çalacak olan, kılıfını peşinen hazırlarmış!
Avrupa Plaj Voleybolu Kamp Merkezi konusu, Belediye Meclisi’nde tartışılmış olmasına karşın, kamuoyu bu konuda en küçük bir bilgiye sahip değil.
Bize yansıtılan, Avrupa’yı içine alan bir ciddi yapılanmanın Alanya’da bir kamp merkezi kurması şeklinde.
Bu tesise yabancı sporcular, yöneticiler gelip konaklayacak, sporcular kamp yapacak.
Yani Alanya’ya yaz kış turist gelecek!
Eski İçişleri Bakanı Atalay bile bakın bu konuda ne demiş:
“Türkiye Voleybol Federasyonu’na devredilen bu alanda kamu eğitim ve dinlenme tesisi yapılması sağlanarak, Alanya’nın kış turizmine katkıda bulunmak suretiyle kamu yararının hedeflendiği, yapılan bu plan ile kişilere haksız menfaat sağlanmadığı anlaşılmıştır.”
Yargı ise, tam tersi bir karar verdi.
Tesiste kamp yapılıp konaklanacağına göre, Alanya’nın en gözde bu alanına, bir bina da yapılacak demektir.
Binanın da en az beş yıldızlı otel düzeyinde olması gerekir.
Tesiste odalar, restoranlar ve büfeler hatta plajda şezlonglar olacak.
Böyle bir tesisi kim işletecek?
Tabi ki birisi işletecek.
Federasyon bu işlerle uğraşamayacağına göre, tesisin işletmesinin üçüncü şahıslara devri de sözleşmede yer alıyorsa, bu işi kotaranların işaret edeceği birine bu iş devredilebilir.
Alanya’yı herkes çok seviyor.
Sevilmeyecek gibi değil ki!
Alanya’ya bir biçimde egemen olan, bütün rant kapılarını istediğine açıp istemediğine kapatabiliyor.
Alanya’nın çok önemli ve en gözde bir mekanı, “Avrupa Plaj Voleybolu Kamp Merkezi.” şeklinde ortaya konan ince operasyonla sayıya tahvil edilmek üzereyken, çok şükür, yargının müdahalesiyle, gol olmadan direkten döndü!
İkinci rant alanı da, “Balıkçılar Kahvesi” davası.
Burası da yargıda.
Netice mi?
Henüz belli değil!
Bizim yargı, son yıllarda ciddi bir havale geçiriyor!.
Kimi yargıçlar sayesinde, hukukun üstünlüğü öne çıkarken, kimi davalarda da, bazı yargıçlar üstünlerin hukukuna itibar edebiliyor!
Kamp konusunda hukukun üstünlüğü konuştu.
Balıkçılar Kahvesi’nde ise, üstünlerin, hukuku biraz fazla zorladıklarından söz ediliyor!
Burada da, çok ince hesaplar ve çok derin bağlantılar ve her kademede yer alan bazı seçkinlerin ittihatçı dayanışmasına benzer bir dayanışmadan söz ediliyor!
Her iki konu da, öylesine ince ipliklerle dokunmuş ki, Isparta’nın ipek halısı halt etmiş!
Bizim, ince elenip sık dokunmuş bu ilmikleri incelememiz mümkün değil!
Bizim yaptığımız, kamuoyunda sessizce seslendirilenleri, burada seslendirmeye çalışıyoruz.
Korku imparatorluklarında bu tür işler bu şekilde yürür!