​BU başlığı ben atmadım. AK Parti’nin önde gelen isimlerinden Metin Külünk, X (Twitter) hesabından paylaştı ve Antalya siyasetini derinden sarsacak can yakıcı soruları gündeme getirdi.

​Sayın Külünk, Antalya’dan “enteresan bir mektup” aldığını belirterek, teşkilat tabanının rahatsızlığını ve perde arkasında dönen pazarlık iddialarını bir bir sıraladı. Sorular peş peşe geliyor: 2029 seçimleri için şimdiden hesap yapanlar kimler? Antalya’da hangi siyasi hazırlıklar yürütülüyor? AK Parti’nin kahramanı olan tabanının değerlerine rağmen, o tabanı yok sayarak kimler hangi adreslerde buluşup plan yapıyor?

​Sokak; geçim derdini, mutfaktaki yangını ve siyasal yapıların içine nüfuz etmiş kural tanımaz anlayışları konuşurken, birilerinin gündeminde sadece 2029 koltuk hesaplarının olması kabul edilebilir mi? Tabanın sesinin duyulmadığı, kişisel hesapların davanın ve sokağın önüne geçtiği eleştirisi son derece açık ve net.

​Kulisler kaynıyor:

​Külünk’ün açıklamalarında en dikkat çeken noktalardan biri de yargı süreçleri ve transfer iddiaları. İBB soruşturmasının neredeyse yarısı kadar yolsuzluk iddiasının konuşulduğu bir belediye başkanının, AK Parti’ye transfer edilmek istenmesi tespiti adeta bomba etkisi yarattı.

​İnsan sormadan edemiyor: Söz konusu isim Muhittin Böcek mi?

​Diyelim ki kastedilen isim Muhittin Böcek... Hakkında bunca iddia varken, yargı süreci devam ederken bu transfer için dirsek temasına geçenler, kendi mahallelerine ve yıllardır bu dava için ter döken tabana bu durumu nasıl anlatacaklar?

​Mektuptaki iddialar sadece belediye ile de sınırlı değil. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’ndeki yüksek otopark ücretleri, öğrencilerin akşam yemeklerinin kaldırılması kararı (Ve sonrasındaki geri adım), Kuğu Park ihalesi ve falezler gündemi üzerinden Akdeniz Üniversitesi Rektörü’nün halkın omuzları üzerinden "kahramanlaştırılarak" Büyükşehir Belediye Başkanlığına mı hazırlandığı soruluyor. Yani bir tarafta belediye transferleri, diğer tarafta rektör üzerinden yürütülen siyasi mühendislikler...

​Şimdi sormak lazım: Haftalardır konuşulan Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir’in AK Parti’ye geçiş dedikodularını mı ciddiye alalım, yoksa Muhittin Böcek üzerindeki iddialar ve Özgür Özel aleyhine gelişen süreç ışığında yürütülen "özgürlük ve transfer" pazarlıklarını mı?

​Ankara’daki yetkililere bu iddialar gerçekten iletildi mi? Yoksa CHP’den veya yeni oluşumlardan istifalar ettirilerek “Antalya Büyükşehir’i AK Parti’ye kazandırdık” algısı mı oluşturulmak isteniyor? Böyle bir süreçte Sayın Cumhurbaşkanımıza sahadaki gerçeklerin eksiksiz aktarıldığının garantisini kim verebilir?

​Benzer söylemler ve kulis dedikoduları aylardır Alanya’da da tartışılıyor. Alanya Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik’in AK Parti’ye geçeceği yönündeki iddialar bir türlü durulmadı.

​Ben kişisel olarak bu ihtimale pek pay biçmiyorum. Ancak diyelim ki gerçekleşti...

​Böyle bir operasyon, en başta Cumhur İttifakı’na, MHP’ye ve Adem Murat Yücel’e yapılmış bir haksızlık olmaz mı? İkinci olarak da yıllarını AK Parti teşkilatına adamış, hedefinde belediye başkanlığı olan Mustafa Toklu gibi partililerin emeğini yok saymak anlamına gelmez mi? Cumhur İttifakı kanadı MHP teşkilatı, "Siz seçime girdiniz, kaybettiniz; ama biz belediye başkanını transfer ettik, yola devam ediyoruz" mantığını sineye çeker mi?

​Peki, tüm bu varsayımlar doğruysa ve olası transferler gerçekleşirse; düne kadar yazılanlar, çizilenler, mahkemelere taşınan iddialar ve suçlamalar ne olacak? Bir kalemle silinip unutulacak mı?

​Son Söz

​Siyaset ince bir çizgidir ve elbette dinamiktir. Ancak partiler, kendi evlatları dururken, sokağın sesini ve teşkilatın terini yok sayıp "karşı mahalleye sinyal yakma" sevdasından artık vazgeçmelidir.

​Metin Külünk’ün de vurguladığı gibi: Vatandaş geçim derdini, öğrenci yemeğini, hasta yakını otoparkı, Antalyalılar ise kentlerinin geleceğini konuşuyor. Koltuk hesapları yapanların sokakla bağı kopmuş demektir.

​Esen kalın...