YILLAR süren kıyamet günlerinin, ateşin ve tütünün ortasında ufukta bir umut ateşi yakıldı. Bu memleket, haritada kolayca çizilen sıradan çizgilerden ibaret değildi; her karış toprağında bir şehidin duası, her dağında bir direnişin yankısı saklıydı.
Yokluk içinde, çarıksız ayaklarla, "ya istiklal ya ölüm" parolasıyla yola çıkanlar, tarihin akışını değiştiren o destanı yazdılar.
Kimi cephede son kurşununu sıktı, kimi kağnı arabasında donmak üzere olan evladını bırakıp cephane taşıdı. Bu topraklar kolay vatan olunmadı; her köşe başında bir inancın, her sığınakta tarifsiz bir fedakarlığın izi kaldı.
O büyük mücadele, karanlığın en koyu anında şafak söker gibi taçlandı. Sadece bir rejim değişikliği değil, bir milletin küllerinden yeniden doğuşuydu bu.
Esaret zincirlerini kırıp atan, egemenliği saraylardan alıp doğrudan sahibine, yani millete veren o büyük irade, yüzyılların kaderini tek bir hamlede tersine çevirdi.
Artık bu milletin efendisi saraylar değil, iradesi bizzat kendisi olan halkın kendisiydi. Özgürlük, havada süzülen soyut bir kelime değil; ecdadın kanıyla sulanmış bu topraklarda dik durabilmenin, kendi geleceğini kendi elleriyle yazabilmenin adı oldu.
Cumhuriyete sahip çıkmak; medeniyettir, yenilenmektir.
Her alanda uluslararası başarılara imza atmak ve ekonomik anlamda el açan değil, muhtaç duyulan bir ülke olmaktır.
Cumhuriyet demek; demokrasiyi içine sindirmeyi özümsemiş, farklıklardan kavga çıkarmak değil, renkleri zenginlik olarak görmek demektir.
Cumhuriyet eğitim demektir, bilgi demektir, bilim demektir ve dağında, taşında, köyünde, şehrinde insanların yüzünü güldürecek iklimi yaratma sanatıdır.
Suça bulaşan değil, sanata aşık, bilgiye aç çocuklarıyla geleceği garantiye almak demektir Cumhuriyet.
Devletin malı deniz diyenlerin az olduğu, yolsuzluğun takdirle değil namussuzluk olarak görülmesidir Cumhuriyet.
Çünkü Cumhuriyet adalettir. Ve cumhuriyeti öldüren tek silah, ayarı bozulan, kişiye göre tartan terazidir.
Bugün bu emanete el uzatmak isteyenler, tarihin sayfalarını dikkatle çevirmelidir. Bu vatan, uğruna can verenlerin ruhuyla kutsal kılınmıştır; hiç kimsenin şahsi hırslarına kurban edilecek, üzerinde karanlık oyunlar oynanacak sahipsiz bir arazi değildir.
Geçmişin o acı ve görkemli derslerini unutanlar, bu milletin özündeki çelikten iradeyi karşısında bulurlar. Çünkü bu millet, tarihin en şiddetli fırtınalarından sağ çıkmış, esarete boyun eğmemeyi ruhuna kazımıştır.
Yüzyılın lideri, o devrimci vizyonla bu aziz millete en büyük mirası bırakırken şu ölümsüz gerçeği haykırmıştı: "Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır."
Devletimiz ve cumhuriyetimiz iki kefesine vicdanını koyan yeni nesillerle yükselecek Cumhuriyete sahip çıkmak; o inancı, o onuru ve o sarsılmaz vefayı damarlarımızda hissetmektir. Cumhuriyetimiz kutlu olsun.