Tartıştığı eşinin burnunu ısırarak kopardı
Tartıştığı eşinin burnunu ısırarak kopardı
İçeriği Görüntüle

​AVRUPA ülkelerinden ithal edilen ve Adana ile Mersin’deki tesislerde işlenen çöplerin, atık süreçleri sonrasında denizle buluştuğu yönündeki iddialar bölgede büyük bir tartışma başlattı. Prof. Dr. Sedat Gündoğdu’nun araştırmalarıyla gün yüzüne çıkan ve yaklaşık 140 civarındaki devasa tesisten kaynaklandığı öne sürülen kirlilik, tüm Akdeniz sahillerini tehdit eder boyuta ulaştı. Söz konusu kirlilik, Alanya siyasetinin de ana gündem maddesi haline geldi.
​"TÜRKİYE BAŞKA DEVLETLERİN ÇÖPLÜĞÜ DEĞİLDİR"
​İddiaların kamuoyuna yansımasının ardından açıklamalarda bulunan CHP Alanya İlçe Başkanı Bülent Kandemir, deniz kirliliği meselesinin uzun süredir gündemde olduğunu hatırlattı. Bölgedeki kirliliğin kaynağının ASAT ve Atıksu Arıtma Tesisleri olduğu yönündeki yerel iddialara değinen Kandemir, Prof. Dr. Gündoğdu’nun sunduğu verilerin sorunun merkezini aydınlattığını vurguladı.
​Kandemir, Türkiye’nin gelişmiş ülkelerin "çöplüğü" haline getirilmesine sert tepki göstererek, "Türkiye başka devletlerin çöplüğü değildir. Devasa büyüklükteki tesislerin deniz kenarında konuşlandırılması oldukça düşündürücüdür. Çöp ithali acilen yasaklanmalı veya bu tesislerin denizle bağlantısı tamamen kesilmelidir" ifadelerini kullandı.
​TURİZM VE EKOSİSTEM TEHDİT ALTINDA
​Deniz kirliliğinin sadece çevresel bir felaket olmadığını, aynı zamanda Türkiye ekonomisinin can damarı olan turizm sektörünü doğrudan baltaladığını belirten Kandemir, acil eylem planı çağrısı yaptı. Kirliliğin devam etmesi durumunda deniz ekosisteminin geri dönülemez şekilde zarar göreceğini ve balıkçılık faaliyetlerinin de tamamen sona ereceğini belirtti.
​Sürecin takipçisi olacaklarını belirten ilçe başkanı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’na kritik bir sorumluluk düştüğünün altını çizdi. Çöp ithalatından elde edilecek kısa vadeli gelirlerin, turizm gibi devasa bir sektörü feda etmeye değmeyeceğini savunan Kandemir, "Her geçen gün, onarılması imkânsız bir duruma sürükleyebilir. Bu nedenle bugünden yarına acil ve somut adımlar atılmalıdır" diyerek yetkilileri göreve davet etti.
​"AKDENİZ PARA İÇİN KURBAN EDİLEMEZ"
​İYİ Parti Alanya İlçe Başkanı Hilmi Er, yaşananları büyük bir çevre felaketi olarak nitelendirdi: "Alanya’mızın ve tüm Akdeniz çanağının geleceğini, ekonomisini, sağlığını ve Turizm sektörünü doğrudan tehdit eden çok büyük bir çevre felaketi ile karşı karşıyayız. Çukurova Üniversitesi’nden değerli bilim insanımız Prof. Dr. Sedat Gündoğdu’nun gerçekleştirdiği bilimsel araştırmalar, Akdeniz’in ve Alanya’nın nasıl bir felakete sürüklendiğini gözler önüne sermiştir. Avrupa’nın ve gelişmiş ülkelerin kendi topraklarında istemeyip tırlarla, gemilerle ülkemize gönderdiği plastik çöpler; Adana ve Mersin limanlarından geçerek bölgedeki sözde 'geri dönüşüm' tesislerine teslim edilmektedir. Ancak ne acıdır ki, sayıları 140’ı bulan bu devasa tesislerin işleme sonrası arkalarında bıraktığı zehirli atıklar denetimsizce Akdeniz’in mavi sularına deşarj edilmektedir. Türkiye, Avrupa’nın çöplüğü değildir! Türkiye ve Mavi Vatan diye adlandırdığımız Akdeniz, para için kurban edilecek bir yer değildir."
​"ÇÖP İTHALATI TAMAMEN YASAKLANMALI"
​İYİ Parti olarak milli ve çevreci çözümler ürettiklerini belirten Er, çözüm önerilerini şöyle sıraladı: "Plastik Çöp İthalatı tamamen yasaklanmalıdır. Çöp ithalatına derhal tam ve süresiz yasak getirilmelidir. Mevcut bu işi yapan tesisler sıkı takibe alınmalı. Atığını denize bırakan tek bir tesis dahi tespit edildiği an ruhsatı iptal edilerek kapatılmalıdır. Alanya, Antalya, Mersin ve Adana büyükşehir belediyeleri ile ilçe belediyeleri siyaset üstü bir anlayışla bir araya gelmeli, ortak bir 'Akdeniz Çevre Denetim Komisyonu' kurmalıdır. Kıyı akıntılarıyla taşınan kirlilik anlık olarak takip edilmeli ve hukuki süreçler başlatılmalıdır. Alanya Belediyesi öncülüğünde, ilçemizdeki turizmcilerle birlikte deniz suyu kalitesi şeffaf bir şekilde her hafta kamuoyuyla paylaşılmalı, Alanya’nın kendi denizini koruduğu dünyaya ilan edilmelidir. Değerli Alanyalı hemşerilerimiz; kıyılarımızı ve denizlerimizi ne yerel ne küresel çöp baronlarına ne de onların yerli işbirlikçilerine kurban etmeyeceğiz. Bu çevre katliamının her aşamasının takipçisi olmaya devam edeceğiz. Alanya’nın denizini temiz tutmak, vatan ve namus borcumuzdur."
​"RESMİ DENETİM VE BİLİMSEL ÇALIŞMA ŞART"
​Saadet Partisi Alanya İlçe Başkanı Hüseyin Sarıca ise, "Denizlere bırakılan atıklar doğruysa, bunun çevre, halk sağlığı, balıkçılık ve turizm açısından ciddi sonuçları olabilir. Ancak belirli iddiaların kapsamı ve sorumluluğu, resmi denetimler ve bilimsel çalışmalarla doğrulanmalıdır. Alanya özelinde değerlendirildiğinde, deniz kirliliğinin turizme olası etkileri şunlardır: Denizin ve sahillerin kirlenmesi, turistlerin bölgeyi tercih etme oranını azaltabilir. Mavi Bayraklı plajların kriterleri olumsuz etkilenebilir ve turizmde marka değerine zarar verebilir. Alanya gibi ekonomisi büyük ölçüde turizme bağlı bir ilçede denizin temizliği sadece çevresel değil, aynı zamanda ekonomik bir zorunluluktur. Denizlerin korunması; turizm, balıkçılık ve gelecek nesiller için ortak bir sorumluluktur" dedi.
​"TÜRK MİLLETİ AVRUPA’NIN ÇÖPÇÜSÜ DEĞİLDİR"
​Zafer Partisi İlçe Başkanı Fikret Türkoğlu, duruma tepkisini şu sözlerle dile getirdi: "Öncelikle belirtmem gerekiyor ki; Avrupa’ya çöplük olmayı kabul etmiyoruz. Başta İngiltere olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinden gelen plastik ve metal atıkların Mersin ve Adana başta olmak üzere ülkemizin çeşitli bölgelerinde geri dönüşüm adı altında işlendiği bilinmektedir. Türkiye Hindistan ve Mısırın ithal ettiği bu çöpler, daha önce Çin'in dahi çevre ve insan sağlığına verdiği zararlar nedeniyle ithalatını yasakladığı bu atıkların bugün Türkiye'ye yönlendirilmesi kabul edilemez. Çöp ithal eden ülkeler arasında hiçbir gelişmiş, insanına değer veren bir ülke yok. Türk insanı bu utancı hak etmiyor. Daha da vahimi, bu atıklardan kaynaklanan kimyasal kalıntıların toprağa gömüldüğü, denize bırakıldığı, yakılarak havaya karıştığı yönünde ciddi iddialar ve gözlemler bulunmaktadır. Bunun bedelini ise kirlenen toprağımız, denizimiz, havamız ve geleceğimiz ödemektedir. Türkiye Avrupa'nın çöplüğü değildir. Türk milleti de Avrupa'nın çöpçüsü değildir. Denizlerimizi kirleten, balık popülasyonunu azaltan, tarımı ve turizmi tehdit eden bu uygulamalara son verilmelidir. Çözüm önerimiz; Avrupa'dan plastik ve tehlikeli atık ithalatı tamamen yasaklanmalıdır. Mevcut geri dönüşüm tesisleri bağımsız kurumlar tarafından düzenli ve şeffaf şekilde denetlenmelidir. Çevreyi kirleten işletmelere ağır yaptırımlar uygulanmalı, ruhsatları iptal edilmelidir. Türkiye, başka ülkelerin çöpünü değil, kendi çevresini ve vatandaşının sağlığını koruyan bir politika izlemelidir. Havamıza, suyumuza kasteden bu durum, ülkemiz ve milletimiz adına hem utanç verici hem de geleceğini yok eden tehlikeli bir oyundur."
​"TURİZMİMİZİ AVRUPALININ ÇÖPÜNE FEDA EDEMEYİZ"
​Anahtar Parti İlçe Başkanı Abdullah Akkuş, konunun vahametine dikkat çekerek şunları söyledi: "Son aylarda Side'den Alanya'ya, hemen her bölgeden bu tip şikayetler çoğaldı. İşin en vahim tarafı ise mecliste de gündeme gelen bu ithal çöp ticaretinden hâlâ vazgeçilmemiş olmasıdır. Avrupa'nın tüm atıklarının Türkiye'ye getirildiğini, önemli bir bölümünün Adana ve Mersin'de işlendiğini biliyoruz. Buradan yetkili bakanlığa soruyorum: Ayrıştırılamayan ve denetlenemeyen atıkların bir kısmı toprağa, havaya ve suya karışıyor mu? Nasıl bir tedbir alınıyor ve denetim mekanizması nasıl işliyor? Bu konudaki raporların acilen kamuoyuyla paylaşılması gerekiyor. Bölgenizde de insanlar denize girip sudan çıktıklarında saçlarına kadar yapışan plastik parçacıklar olduğunu söylüyor. Böyle bir denize kim gönül rahatlığıyla girer? Denizden çıkan balığı kim gönül rahatlığıyla sofrasına koyar? Antalya turizmi, Alanya turizmi zarar görmeyecek mi? Tarım, balıkçılık ve ekosistem nasıl etkilenecek? Bu iddialar doğrultusunda birileri para kazanması uğruna Türk turizminin geleceğiyle oynanıyor olması asla kabul edilemez. Bu mesele bir çevre sorunu değil; halk sağlığı, tarım, turizm ve gelecek kuşakların yaşam hakkı meselesidir. Çin'in kabul etmediği atıkları neden Türkiye kabul ediyor? Çöp ithalatı derhal durdurulmalıdır. Bu tesisler derhal kapatılmalı ve çevreye verdikleri zararın söz konusu şirketlerden hesabı sorulmalıdır. Türk turizmi, Avrupalının çöpüne feda edilemez." (Sudi ÇANDIR)

Kaynak: Haber Merkezi