CENNET, güzelliklerle dolu, cehennemse her tür kötülüğün olduğu yer olarak tanımlanabilir. Cennetin kıymetini anlayabilmek için cehennemi bilmekte yarar olduğundan, öncelikle cehennemden söz etmek istiyorum. Kırk yıldır, ülkemizdeki ihanet...

CENNET

, güzelliklerle dolu, cehennemse her tür kötülüğün olduğu yer olarak tanımlanabilir.
Cennetin kıymetini anlayabilmek için cehennemi bilmekte yarar olduğundan, öncelikle cehennemden söz etmek istiyorum.
Kırk yıldır, ülkemizdeki ihanet odaklarının ürettiği terörle mücadele ediyoruz.
Bu bela yüzünden, hangi boyutlarda can ve mal kaybına uğradığımızı bilmenin bile zorluğu ortada.
Son yıllarda terör, salt bize özgü bir bela olmanın da dışına çıkıp, küresel anlamda, her alanda ve her yerde, kendini göstermeye başladı.
Ortadoğu özellikle Irak ve Suriye kan gölüne dönmüş durumda.
Bize yansımaları ise oldukça fazla.
Sığınmacı furyasının, bugün karşı karşıya kaldığımız ve ileride olası bir sürü sakıncasının faturasını şimdiden düşünmemizde ve buna göre yeni politikalar üretip ciddi önlemler almamız gerekirken, bu konuda da duygusal hareket ettiğimiz kanısındayım.
Dünyaya meydan okumanın, her olaya maydanoz olmanın, başkalarının iç işlerine gereğinden fazla burnumuzu sokmanın, kendimizde, kendi gücümüzün de ötesinde bir güç vehmetmenin etkisiyle, tüm güçleri karşımıza alma saçmalığı içine girerek, yiğitlenmelerimizin de, tüm bu olumsuz tabloya etki yaptığını kabul etmek zorundayız!
Terör her alanda ve her yerde, ülke içinde ve dışında, her şeye rağmen tırmanmaya devam ediyor.
Her gün şehit haberleriyle kahroluyoruz.
Tüm bu olumsuz tabloya rağmen, TBMM’de yer alan partilere mensup siyasi aktörler ve liderler hiçbir konuda birlikte hareket etmeyi bırakın, hala birbirlerini suçlamakla ve hakaret etmekle meşguller.
Bunların amacı, ülkeyi yönetmek değil, ülkeye egemen olma hırsı ve ihtirasıyla yanıp tutuşuyorlar.
Bu yüzden de, ülkeyi ve ülke insanını düşünme yerine, egemen olanı indirip, ülkeye egemen olmanın ilkel hesabı içindeler.
Teröre karşı bile birlik olamayanların, ülkeyi ve ülke insanını düşündüğünü kimse iddia edemez.
Bu sorumsuzluğun başka izah tarzı olamaz.
Açıktan açığa terör örgütünü savunan ve de destekleyen bir siyasi yapı hala mecliste dururken, kimi milletvekillerinin teröristlerin cenazelerine katılmaları, taziyeye gitmelerindeki rezillik karşısında, bunların dokunulmazlıklarının kaldırılması girişiminde bile birlik olamayan, ipe un sererek demagoji yapan siyasetçilere ne demek gerektiğini bilemiyorum!
İşte böylesine olumsuz bir tablo içinde, genelde ve her anlamda, karamsarlık iliklerimize kadar işlemişken, Alanya özelindeki tabloyla ne kadar övünsek azdır.
Alanya’nın coğrafi güzelliğinden, tarihi yapılarından, Kalesinden, Kızılkulesinden, Tersanesinden, güneşinden, kumundan, denizinden söz etmeye bile gerek yok.
Tüm bu doğal güzellikleriyle Alanya’nın bir cennet olduğunu rahatlıkla iddia edebiliriz.
Tüm bu güzelliklere karşın, Alanya kimi kentler gibi, siyasi kutuplaşmaların, anlamsız tartışmaların batağında, saçma sapan eylemlerin yapıldığı, terörün kol gezdiği, asayişin ortadan kalktığı, insanların canından bezdiği bir kent haline de getirilip, cehenneme de çevrilebilirdi.
Ülke genelinde ki kısır siyasetin, anlamsız polemiklerin, yerli yersiz eylemlerin ve de terörün Alanya’dan uzak tutulmasında en önemli rolü oynayan yerel siyasetçilerimizi, yerel yöneticilerimizi, oda ve dernek başkanlarımızı, sivil toplum kuruluşlarını, sendikalarımızı, özellikle de reyting uğruna siyasileri birbirine düşürmekten özellikle kaçınan, aksine seviyeli siyasetin Alanya’da hakim kılınmasında ciddi katkı sağlayan yerel medyamızın önde gelen aktörlerini, AGC Başkanı Mehmet Ali Dim ve yönetim kurulu üyelerini, ALTSO Başkanı Mehmet Şahin ve yönetim kurulu üyeleriyle birlikte meclis üyelerini alkışlamak istiyorum.
Tabii ki en büyük alkışı yerel siyasetçilerimiz hak ediyor.
Onlardan da yarın söz etmeye çalışacağım.

- DEVAM EDECEK -